“Acaba ona da aynı cümleleri söyledi mi?”

“Ne kadar ileriye gittiler?”

“Hala ona karşı hisleri var mı?”

İnsan, partnerinin geçmişini kafaya taktığında kendine böyle sorular sormaya başlıyor. Ne kadar derine giderse, o kadar işin içinden çıkamayacak bir hale geliyor.

Neden?

Hiçbir zaman cevabını bulamayacağın soruları soruyorsun çünkü… Ya da sorduğun soruların tek bir amacı oluyor: Kafanı daha da karıştırıp, hayatına SADECE huzursuzluk getirmek… Yani seni rahatlatmıyor, aksine daha da kötüleştiriyor. 

Bu şekilde bir ilişkiyi sürdürebilir misin?

Kesinlikle hayır.

Gel gör ki birçok insan ilişkide tam olarak bu sorunu yaşıyor. Partnerinin geçmişini kafadan çıkaramıyorlar. Geçmiş, bu kadar rahatsız etmesine rağmen ilişkiyi de bitirmeyip, tamamen huzursuzluk içerisinde bir ilişki yaşıyorlar.

Bu problemin psikolojide bir isminin olduğunu biliyor muydun?

Retroactive Jealousy.

Türkçeye çeviriyor olsaydık, Retroaktif Kıskançlık ya da Geriye Dönük Kıskançlık diyebiliriz. İster inan ister inanma, bir çok insan sırf geçmişi kafalarına taktıkları için ilişkide mutlu olamıyorlar.

Sen de bu durumdaysan eğer, makalenin sonunda kafandaki endişeli düşünceleri ve hayali senaryoları ortadan kaldırmayı planlıyorum. Bu düşüncelerden gelen huzursuzluğun yerini, huzur alacak.

Hadi bakalım. İlk önce bazı konulara madde madde değinerek, konuya bakış açını değiştireceğiz.

Geriye Dönük Kıskançlığın Hakkında Bilmen Gerekenler

Partnerinin geçmişi ne kadar yoğun olursa olsun… Sadece 1 kişiyle el tutuşmuş olsa dahi (evet, abartıyorum), Retroaktif kıskançlık yaşayan biri bunu kafasına takabilir. Tabii ki kıskançlığın ne kadar güçlü olduğuna bağlı…

Yani daha gerçekçi bir örnek vereyim: Sevgilin geçmişte 6-7 kadınla cinsel birliktelik yaşamış da olabilir, sadece 1 kadınla duygusal bir şekilde öpüşmüş de olabilir. Burada akılda bulundurulması gereken şey şu:

Onun geçmişi ne kadar yoğun olursa olsun, SEN DE BİR GEÇMİŞ YAŞADIN.

Belki 6-7 erkekle cinsel birlikteliğin olmadı ama bir tane adamla tutkulu bir şekilde öpüşmüş olsan dahi, karşındaki erkek retroaktif kıskançlık yaşıyorsa, bu durumu aklına takabilir. Seni düzenli bir şekilde geçmişin ile alakalı huzursuz edebilir.

Sen buna ne kadar hak verirdin?

Onu haklı mı bulurdun, yoksa işi abarttığını mı düşünürdün?

Sonuçta, sen sadece ONA odaklanıyorsun. Onu istiyorsun… Geçmişte sadece bir adamı sevdin ve onunla öpüştün diye problem çıkarması, sence ne kadar doğru?

İşin gerçeği şu: Ne kadar yoğun bir geçmişin olursa olsun; sırf bu deneyimlerden dolayı şu anda karşında olan insanı tercih ettin. Nasıl bir insan istemediğini öğrendin, gördün. Deneyim topladın.

Sonunda bu adamla karşılaştın ve sana EN UYGUN insan olduğunu gördün. Diğer bütün seçeneklerini ortadan kaldırıp, sadece ona odaklandın.

Buna rağmen geçmişi problem ediyorsa, ne hissedersin ve ne düşünürsün?

Sana odaklanmadığını, sevgine ve aşkına saygı göstermediğini hissedebilirsin. Sürekli “Onu da sevdin. Onunla da şunları yaptın.” gibi suçlamalarla karşılaşsaydın, o ilişkiyi ne kadar sürdürebilirdin?

Gerçek Hayattan Üzücü Bir Örnek

Suçlamanın, hiçbir ilişkide işe yaramadığını başka eğitimlerde binlerce defa söylemiştim. Birini herhangi bir konuda suçladığında, o insan sana karşı bir koruma alır.

Bu korumayı her gün almak zorunda kalırsa, bir yerden sonra senden hem fiziksel hem de duygusal anlamda uzaklaşır.

İstese de istemese de…

İnsanlar bu şekilde programlanmıştır.

“Bu korumayı her gün almak zorunda kalırsa, bir yerden sonra senden hem fiziksel hem de duygusal anlamda uzaklaşır.”

Eski danışanlarımdan bir tanesinin üzücü hikayesi vardı. Retroaktif kıskançlıkla direkt bağlantısı yok. Fakat bahsettiğim suçlama ve kendini korumaya alma ile alakalı…

Eşi tarafından sürekli suçlanmış: “İyi bir eş değilsin.”, “Beni heyecanlandırmıyorsun.”, “Seninle birlikte (cinsel) olasım gelmiyor.”, “Çok kilolusun.”

Bütün bu suçlamalara rağmen, o kişiyi ve kurduğu aileyi sevdiği için evliliği sürdürmeye çalışmış. Tabii nereye kadar?

İstediğin kadar uğraş.

İstediğin kadar ilişkiyi ayakta tutmaya çalış.

Karşındaki insana istediğin kadar iyi davran, sevgi göster.

O seni suçlamaya devam ettiğinde, eninde sonunda duygusal anlamda ondan uzaklaşacaksın. Duygusal uzaklaşmaya başladıktan sonra fiziksel anlamda da yanında kalmak istemeyeceksin çünkü O OLMADIĞINDA ne kadar mutlu olduğunu fark edeceksin.

Suçlama derken, sadece sözel bir şekilde “Şöylesin.” demekten bahsetmiyorum.

İnsanlar aptal değil. Şaka yoluyla bir mesaj iletmek de suçlanma hissi yaratır. Örnek vereyim: Gülümseyerek ve gayet olumlu bir yüz ifadesiyle “Sen zaten öyle kadınları seversin.” dediğinde bile, o adamın geçmişini bir şekilde suçlamış oluyorsun.

Özeline hakaret ediyorsun.

Tahmin et bakalım, bir süre sonra bu davranışlar onda nasıl bir tepkiye yol açacak. Onu anlamak için kendini sadece onun yerine koyman yeterli.

Baştaki soruya geri geliyoruz: Retroaktif kıskançlıktan dolayı parterinin açık ya da kapalı suçlamaları sonucunda, sen bir süre sonra kendini nasıl hissedeceksin?

Onu haklı mı bulacaksın?

Mutlu mu olacaksın?

Peki mutlu olmadığın bir ilişkide ne kadar kalmak isteyeceksin?

Sevgilinin Geçmişi, Geçmişte Kaldı

Bak.

O adam herhangi bir sebepten dolayı geçmişteki ilişkisine noktayı koymuş. İyi yürümediği için ya da başka bir sebepten dolayı… Bitmiş artık.

Noktayı koymamış olsaydı, seninle olmazdı. O kişiyle hala BUGÜN bile devam ederdi.

Bu da açık ve net mi? Evet.

Dolayısıyla geçmişi bugüne getirme. Onun bir geçmişi olduğu gibi senin de geçmişin var.

Bütün bu deneyimler, karşındaki insanın seni tercih etmesine, senin de onu tercih etmene sebep oldu. Bunu kabul etmelisin.

NOT: Basitçe anlatıyorum fakat şu da bir gerçek. Belki onun deneyimler seninkinden daha fazla olduğu için kendini iyi hissetmiyor olabilirsin. Yani daha yapamadığın deneyimler olduğu için, onun yaşadıklarına kafa takıyor olabilirsin. Bunu da birazdan anlatacağım egzersizlerle daha iyi anlama şansın olacak.

(Aşağıdaki video İngilizcedir. Zan Perrion’un konuyla alakalı yorumunu izlemeni tavsiye ederim. Bundan bir kaç sene önce kendisin eğitimlerine katılmıştım.)

Her Kıskançlık Krizinden Sonra Gerçekleşen İlginç Gelişme

Seni rahatlatacak bir haber vermek istiyorum. Retroaktif kıskançlık, şimdiye yönelik bir kıskançlık olmadığı ve sadece geçmişle alakalı olduğu için, etkisi de aslında geçici.

Ne demek istiyorum?

İnsanların yaratılışı gereği, bir etkiyle ne kadar karşılaşırlarsa, verdikleri tepkinin gücü o kadar azalır. Kas yapmak gibi düşün… 5 kiloluk ağırlığı ilk hafta kaldırdığında, ağır gelecektir. Aynı egzersizi 4 hafta boyunca düzenli tekrarlandığında 5. haftada, 5 kiloluk ağırlığın hiçbir etkisi olmayacak.

Retroaktif kıskançlık da böyle.

Her bir kıskançlık krizini başarıyla atlattıktan sonra, o duyguların etkisi gittikçe azalıyor. ANCAK… Azalmasını amaçlayarak üzerinde çalışmalar yaptığında süreç hızlanacaktır.

Her krizden sonra daha fazla detay bulmaya çalışırsan (sosyal medyasına bakmak, geçmiş fotoğraflarını araştırmak vs.), bu problemin gücünü arttırmış olacaksın.

Bunu yapmanı istemem.

Neden?

İlişkini falan boşver, bir kenarı bırak. Bu sürecin sonunda EN FAZLA zarar görecek insan sensin. Psikolojik olarak kendini berbat edeceksin.

Şimdi olumluya odaklanacak olursak, evet. Burada vereceğim egzersizleri düzenli yaptığında, yaşadığın her kıskançlık krizinden sonra duyguların gücü azalacak.

Bunu istiyorsun, öyle değil mi?

İlişkini mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsun. Sevgilinin sana duygusal olarak daha yakın olmasını, açılmasını istiyorsun. Her olayda geçmişi açıp, onu uzaklaştırmak istemezsin, öyle değil mi?

Ha farz edelim… Bir kaç ay sonra senden ayrılmak istedi. “Biliyordum zaten böyle olacağını.” diyorsan eğer, kendini kandırıyorsun.

Hayır.

Ayrılık geleceğini görmedin. AYRILIĞI KENDİN GETİRDİN. Gerçek bu.

Evet, bu yüzden burada verdiğim egzersizleri bugünden itibaren yapmaya başla. İlişkin gerçekten değerliyse, bu süreci büyük bir disiplin ile takip etmen gerekiyor. Bu duygular ve düşünceler kendiliğinden gitmeyecek. Kendi üzerinde çalışmalar yaparak gücü azalacak ve sonunda huzurlu bir şekilde ilişkini yaşayabileceksin.

Anlaştık mı?

Harikasın 🙂

“Eşinizin önceki romantik ve cinsel geçmişini merak etmek hiç de olağandışı değil. Hepimizin, partnerimizin TEK EŞİ olduğumuzdan emin olmamız gerekiyor. Ama merak, endişeden farklıdır.” – Dr. LeslieBeth Wish

Kafan Karıştığında Yapacağın En Doğru Eylem

Suçlamanın ve kritik yapmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu anlamışsındır. Şimdi yapabileceğin doğru bir eylemden bahsedeceğim.

Açıklıyorum: İLETİŞİM. Paylaşımcı iletişim… Suçlayıcı iletişim değil!

İçindeki öfkeyi büyütüp hayali senaryolarla kendini yıpratmaktansa, karşındaki insanla duygularını ve düşünceleri paylaşmanı öneririm. Bunu yapmanın doğru yolları var.

Suçlayarak derdini anlatmak da iletişime giriyor, tamam. Fakat böyle iletişimden bahsetmiyorum.

Suçlamadan… Sadece duygularını, o insanla paylaşmaktan bahsediyorum. Karşındaki insan sana önem veriyorsa, oturup seni dinleyecektir. Hatta duygularını hafifletmek için sana destek olacaktır.

Ancak kullandığın dile dikkat et.

Suçlamaya başladığın anda partnerin senden uzaklaşmak isteyebilir.

Sen “Bana önem veriyorsa her durumda destek çıkmalı.” diyebilirsin fakat yanılıyorsun. Her insanın sabrı var. Özellikle kendine ve hayatına büyük önem veren, kendi değerinin farkında olan bir insanla birlikteysen, suçlamalara karşı sadece bir yere kadar sabır gösterebilir.

Dolayısıyla “Sen şunları yaptın. Şöylesin.” demek yerine, kural çok basit.

“Sevgilim… Son zamanlarda beni içten içe yiyen düşünceler var. Şu anla hiçbir ilgisi yok. Hatta çok minnettarım bana verdiğin değer için. Yaptığın her şeyin farkındayım. Teşekkür ederim.

İşin aslı, geçmişte yaşadıkların beni rahatsız ediyor. Aklımdan çıkaramıyorum. Kendimi kötü hissediyorum.” gibi bir konuşma yapabilirsin.

Sana tavsiyem, cümlelerinin sonunda soru sorma. “Neden böyle?”, “Ne yapmalıyım?” deme.

Karşındaki insan da bir uzman değil sonuçta. Sadece duygularını ve düşüncelerini anlat. Gerisini ona bırak.

Sana değer veren bir insan varsa karşında, küçük bir konuşma yapacaktır. Seni rahatlatacak bir konuşma… Belki sana sevgisini gösterebilir ya da güzel sözler söyleyebilir.

Konuşmaların Sıklığı Hakkında Bilmen Gereken

İletişim dedik.

Duygularını ve düşüncelerini ona PAYLAŞIMCI bir şekilde anlatman gerektiğini söyledik.

Peki 7/24 böyle düşüncelerle kendini huzursuz hissediyorsan, her seferinde onunla konuşman mı gerekiyor?

Hayır.

Kesinlikle hayır.

Unutma. Karşındaki insan, senin doktorun ve ya arkadaşın değil. Sana romantik duygular besleyen bir insan. Seninle güzel vakit geçirmek isteyen bir insan. Sürekli senin problemlerini çözmekle uğraşmamalı.

Bu da adamı yorabilir. Sadece uyarı olsun diye söylüyorum.

Kural şu: Hakikaten aklından çıkaramadığın özel bir konu varsa ve o konu aklını 7/24 yiyorsa, o zaman partnerini karşına al ve duygularını paylaş.

Ama sosyal medyada üniversiteden bir arkadaşı olduğunu bildiğin bir kadın, onun fotoğrafını beğendiğinde, “O kim? Onunla da bir şeyler oldu?” gibi düşünceleri partnerinle paylaşma.

Retroaktif kıskançlık, bir yerden sonra her insana sıkıcı gelir. Aynı filmi her gün tekrar tekrar izlemek gibi düşün. Bir süre sonra o filmi izlemek istemeyeceksin.

Problemi Zamanla Ortadan Kaldıracak 2 Egzersiz

1. Egzersiz – Dealbreaker’ları Belirle

Dealbreaker, oyunu bozan durumlar için söylenir. İlişkilere yönelik örnek verecek olursam: Partnerinin yaptığı herhangi bir davranış sonucunda, kesin ayrılık kararı alman gerekiyorsa, bu senin dealbreaker oluyor (aldatılmak gibi düşünebilirsin).

Basitleştirelim: Sınırından bahsediyorum.

Mesela partnerin geçmişte cezaevinde bir suç için yatmışsa, bu senin sınırın olabilir. Ya da geçmişte 100’ün üzerinde kadınla yatmışsa, ya da seni başka bir kadınla aldatmışsa, ya da uyuşturucu satmışsa, ya da ne bileyim… Aklına gelecek herhangi bir şey.

Sınırının ötesinde, kaldırabileceğinin ötesinde bir deneyimden bahsediyorum.

Bir kere bunları belirlemen gerekiyor.

Binlerce defa “Sınırlarını belirle.” dediğim halde, hala bunu yapmayan insanlar var. Senin için kesin ayrılık kararı olacak davranışları belirledikten sonra karşındaki insanı test et, ölç.

Bu sınırları aştı mı?

O, hiçbir sınırı aşmadıysa eğer ve sen güzel giden bir ilişkide problem arıyorsan, geriye yaslan. Rahatla.

Lütfen bundan sonra ilişkini zehirleme.

Sadece sınırın aşıldığında aklına kötü senaryolar getirebilirsin. Onunla bu derdini paylaşabilirsin. Sınırı aşmayan olaylar yaşandıysa, lütfen ilişkini daha da zehirleme.

Geçmişte 7-8 kadınla birlikte oldu diye kendini üzmene, ilişkini yıpratmana gerek yok.

Sana tavsiyem:

1. En az 20 tane kaldıramayacağın Dealbreaker (sınır) yaz. Kağıt ve kalemini al. En az 20 dakika üzerinde düşün.
2. Aklına gelecek her şey olabilir. Aslında önemsiz olduklarını düşündüğün şeyleri de yazabilirsin. Kendine burada bir engel koyma. Düşüncelerin kağıda akması önemli.
3. Çıkardığın listeyi eline al ve yazdıklarına dikkatlice bak. Kendine şu soruyu sor: “Bunlardan hangileri AYRILIK KARARI verecek kadar önemli değil?”.
4. “Bu olduğunda kesin ayrılık kararı veririm.” diye düşünmediklerinin üzerini çiz. Tereddüt ettiğin her birini listeden çıkar. Sadece %100 emin olduklarını bırakacaksın.

Geriye 3 tane ciddi sınır mı kaldı?

Diğerlerini sisteminden anında atıver. Şunun farkında ol: Diğerleri sadece mutluluğunu engelleyen inanç sistemlerin. Gerçeklikle hiçbir alakası yok. Mutsuzluk sebebin o saydıkların değil, daha derinde, geçmişinden dolayı edindiğin deneyimler.

Sadece geriye kalanlar sana stres yapsın. Sadece geriye kalanları düşün.

Onunla iletişim kur, anlat. Çözerseniz harika! Çözemezseniz, zaten ne yapacağın çok açık ortada.

2. Egzersiz – Duygu Günlüğüne Başla

Bütün bu okuduklarından sonra Retroaktif kıskançlık yaşadığına kanaat getirdiysen, yapabileceğin en etkili egzersiz, yazmak.

Daha doğrusu duygu günlüğü tutmak.

Duygu günlüğü, bazı olaylara karşı gösterdiğin duygusal tepkileri daha iyi anlamanı sağlayacak. Özellikle kıskançlığı yoğun hissettiğin zamanlarda oturup 10-20 dakika duygularını kağıda yansıttığında rahatlayacaksın.

Aynı zamanda ne yapman gerektiğini de keşfedebilirsin. Şu adımları takip et:

1. Sadece duygularını yazacağın küçük bir defteri al.
2. Her günün sonunda otur, 10-20 dakika boyunca gün içerisinde hissettiklerini yazıver. Düşüncelerini de burada paylaşabilirsin.
3. Unutma ki, yazdıkların hakkında mantıklı bir açıklama yapmak zorunda değilsin. Çözüm bulmak zorunda da değilsin. Tek amacın var, duygularını ve düşüncelerini içinden çıkarıp, kağıda dökmek. Bu kadar.

Üçüncü adımda anlattığıma lütfen dikkat et. Çözüm bulmak zorunda değilsin. Bu egzersiz, kendini daha iyi anlaman için destek olacak.

Retroaktif Kıskançlık – Özet

Bu makalede kişisel yorumlarımı da paylaştım, araştırmalar sonucu ortaya konulan sonuçlardan da bahsettim.

Kısaca özetlemek gerekirse, yapacakların çok basit.

  • Yaşadığın duygular normal. Ancak bu duyguların iyileşmesi gerekiyor.
  • Partnerini geçmişi yüzünden suçlama.
  • Duygu yoğunluğunu kaldıramadığın zaman, paylaşımcı iletişim kurarak partnerinle konuş.
  • Sadece paylaş. Ondan çözüm bekleme.
  • Sınırlarını belirle (dealbreaker). Neyi kaldırmayacağını bil, gerisini çöpe at.
  • Bugünden başlayarak duygu günlüğü tut.
  • Unutma: Burada söylenenleri düzenli uygularsan, her retroaktif kıskançlık durumdan sonra, o duyguların gücü azalacak. Azaldığında ise, partnerinle huzurlu bir şekilde anda yaşayacaksınız.

Anlaştık mı?

Sen güçlü bir kadınsın 😉 Söylediklerim uyarsan, bunu da aşacaksın.

SIRA SENDE. KONUYLA ALAKALI SORULARINI AŞAĞIDAKİ YORUM KISMINDA ALKAN’LA PAYLAŞABİLİRSİN. KISA BİR SÜRE İÇERİSİNDE AÇIKLIK GETİRECEĞİZ.


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun (Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam olarak bilinir). Aynı zamanda Aşk Akademi'nin Kurucusu

    1 Response to "Partnerinin Romantik Geçmişi: Onun Rahatsız Edici Geçmişini Düşünmeyi Nasıl Bırakacaksın?"

    • Diren Y

      İki ay önce bitirdiğim ilişkimside (burada ilişkiyi sadece ben yaşadığım için öyle dedim), o durduk yere eskiden internette yazıştığı bir kadından bahsederdi (ilişkileri 3 yıl sürmüş, nasıl bir ilişkiyse), ama ben soru sormadan. Detaylarıyla anlatması ise beni oldukça rahatsız etmişti. Ama aynı senaryoyu iki-üç kez yaşadım. İlkinde ben merak etmediğim sürece hiçbir şey anlatmamasını rica etmiştim. İkincisinde ise sessizce dinledim. Tabii o anda hissettiklerimi tahmin etmişsindir. Sorum şu, böyle bir şey yapan erkek sağlam bir psikolojiye sahip midir? Ve böyle bir durumla bir daha karşılaşırsam daha ciddi bir konuşma yapmam gerekirse, ama o “bu beni ben yapan şey, neden rahatsız oluyorsun” derse ne yapmalıyım?

Leave a Reply

Your email address will not be published.