İşte bu çok ilginç.

Şu zamana kadar hep ilişki problemlerinden bahsettim. Yani “zaten” bir geçmişinin olduğu adamla ne yapılacağı hakkında konuştuk. 

Bir de ilgi gösteren, AMA senin ilgilenmediğin insanlar var. Bu insanlar özellikle sık sık karşılaştığın ortamlardaki insanlar ise, olay daha da garipleşiyor. 

  • Yanlış bir şey demek istemiyorsun. 
  • Garip bir ortam yaratmak istemiyorsun.
  • Açık konuştuğunda bir daha normal davranamayacağından korkuyorsun. 
  • Nazikçe ilgin olmadığını nasıl söyleyeceğini merak ediyorsun. 
  • Kısaca normal iletişim kurmak istiyorsun ama…

…İş ortamında tatsızlık çıkmasını istemiyorsun.

Öyle değil mi?

En başında şunu söylemem gerekiyor: Bazı erkekler beden dili okumakta kötüdürler. Erkekler genel anlamda kadınlara göre bu konuda daha yeteneksizler. 

İletişim mevzusu kadınlar için çocukluktan beri büyük önem taşırken, erkekler fiziksel sporlara daha çok odaklandıkları öyle beden diliyle kim ne demeye çalışıyor, önem vermiyorlar. “Nasıl kazanırım, nasıl başarılı olurum?” sorusuna cevap bulmaya çalışıyorlar. 

Kim ne söylemiş, ne demek istiyor, kendini nasıl hissediyor… Bunların bir önemi genelde yoktur. 

Durum böyle olunca, ortada ayırt etmesi zor olan bir fark var: 

İyi Davranmak vs. Flört Etmek 

Bunun ne kadar farkındasın bilmiyorum ama iyi davranmak ile flört etmek arasında bazı benzerlikler var. 

Dolayısıyla bir erkeğin seni yanlış anlaması çok kolay. 

Birine iyi davranırken ne yaparsın mesela? 

  • Gözlerine bakarak konuşursun.
  • Gülümsersin. 
  • Ruh halinin iyi olması için hizmet edebilirsin (çay kahve getirmek gibi)
  • Belki öne eğilerek iletişim kurarsın. 
  • Onu pür dikkat dinlediğini gösterirsin. 
  • Garip olmasın diye yaptığı “komik olmayan” espriye gülersin. 
  • İş çıkışında nezaketen kahve içmeye davet ettiğinde gidebilirsin. 

Bütün bunları yaparken sadece iyi davranmak adına yaparsın. Yaptıklarının arkasında başka bir amaç olmaz. Sadece iş ortamında, işarkadaşınla güzel bir iletişim kurmak için yapıyorsun. 

Bir de diğer açıdan bakalım. İş ortamından uzaklaşalım ve ilgilendiğin bir erkekle iletişim kurduğunu varsayalım.

Flört ediyorsun…

Flört ederken ne yaparsın mesela? 

  • Gözlerine bakarak konuşursun.
  • Gülümsersin. 
  • Ruh halinin iyi olması için hizmet edebilirsin (çay kahve getirmek gibi)
  • Belki öne eğilerek iletişim kurarsın. 
  • Onu pür dikkat dinlediğini gösterirsin. 
  • Garip olmasın diye yaptığı “komik olmayan” espriye gülersin. 
  • İş çıkışında kahve içmeye davet ettiğinde gidebilirsin

Haydaaaaa…

Anladın mı demek istediğimi? 😉 

Dolayısıyla sen nazik davranmaya çalışırken, erkeğin seni yanlış anlaması çok kolay. Ona da suç vermemek gerek çünkü hakikaten anlaması zor oluyor. Özellikle bir kadın fazlasıyla iyi davranıyorsa, “Benimle ilgileniyor mu?” sorusunu her erkek kendine en az 1 defa sorar. 

Bazıları da buna inanır. 

Dolayısıyla dikkatli olmak gerek diyeceğim ama hayır. Bunu söylemeyeceğim. 

Neden biliyor musun? 

Olmak İstediğin Gibi mi Davranıyorsun?

Geçtiğimiz makalelerde dürüstlük konusundan bahsetmiştim. Burada da benzeri geçerli. İyi davranmanın iki versiyonu var. 

  1. Karşındaki insanın onayını almak için, seni beğenmesi, sana da iyi davranması için iyilik yapıyorsan, YANLIŞ YAPIYORSUN. Dürüst değilsin. 
  2. Karşındaki insana kendini iyi hissettirmek için değil de, iyi davranmayı sevdiğin için yapıyorsan, DOĞRU YAPIYORSUN. İçinden geliyor, dolayısıyla devam et. 

Tabii eğer birinci seçenekteki bir insansan, kötü davran demiyorum. Yine nazik olacaksın ama o kadar iyi davranmana gerek yok. Boşu boşuna başına dert alıyorsun. 

Kimseye ekstra iyi davranmak zorunda değilsin. 

(NOT: Çevrendeki insanlardan onay alma ihtiyacı, çok derin bir problem. Bir çok insanda var. Apayrı bir konu olduğu için ilerleyen zamanlarda özel olarak bahsedebilirim.)

Fakat insanlara kendilerini iyi hissettirmeye seven biriysen, davrandığın gibi davranmaya devam et. Birinin senden hoşlanıp hoşlanmadığı, onun sorumluluğunda. Senin burada hiçbir hatan yok, bunu da söylemiş olayım.

Sadece hatırlatmak istedim. Kendinle olan dürüstlüğün, hayatına büyük bir etki yapıyor. Bu yüzden bunun farkında olmak gerek. 

Şimdi tabii sınırlarını nasıl koyacağından, ne yapmak gerektiğinden bahsedeceğiz. Hiç merak etme… 

Kaldığım yerden devam ediyorum. 

Flört Etmemek için Flört Dinamiğini Anlaman Gerekiyor

Başlığı okudun.

İyi davranmanın, flört etmeye benzediğini söyledik. Tabii flört etmekle aynısı olmadığını da belirtmem gerekiyor.

Flört dinamiği, iyi davranmaktan apayrı bir şey. 

Dolayısıyla ikisinin farkını anladığında, NE YAPMAMAN gerektiğini öğrenmiş olacaksın. İşine yarayacak çünkü söylediklerimi takip ettiğinde, “Acaba ben mi yanlış sinyal gönderiyorum?” diye bir tereddütün kalmayacak. 

İlk önce flört formülünden bahsedelim. Flörtün formülü nedir, biliyor musun? 

Etkili Flört Formülü = İlgi Göster + Meydan Oku

İşin ilgi gösterme kısmının büyük bir bölümünü, daha önce verdiğim örneklerle özetledim aslında. Buna ekstra olarak katacağın bazı şeyler var: 

  • Ona dokunabilirsin.
  • O konuşurken zaman zaman dudaklarına bakabilirsin. 
  • Güzel sözler söyleyebilir, iltifatlar edebilirsin. 
  • Senin için bir şey yapmasını rica ederken, göz kırpabilirsin. 
  • Fiziksel olarak yakınına oturabilirsin. 

Bunların her biri, ilgilendiğini gösteren işaretlerdir. Tabii daha önce saydıklarım da bu kategoriye giriyor. Kısacası, o adamla ilgilendiğini BELLİ EDEN her şey, formülün birinci kısmına girer (ilgi göster). 

Fakat az önce saydığım işaretler, işi romantik tarafa götürür. Dolayısıyla bunları yaptığında, adamın yanlış anlaması gibi bir şey yok… Ona karşı ilgili olduğunu %100 sen gösteriyorsun. Bunları yapma… 

Formülün ikinci kısmı ise, meydan okuyuculuk. Basit bir şekilde açıklayacak olursam, bir erkeğe meydan okuduğunda altında yatan gizli bir mesaj oluyor. O mesaj tam olarak şunu söylüyor: 

“Tamam, ilgimi çektin. Ama bu yaptıkların beni kazanmak için yeterli değil. Kendini biraz daha zorlamalısın. Az kaldı… Sabret ;)” 

Bir erkek, kadını için hala uğraştığını bilmeli. Her istediğini yapan, cepte olan bir kadın ilgi çekici değildir. Bu yüzden çoğu ilişkide bir süre sonra heyecan kalmıyor. 

İki kişi birbirini cepte görüyor. İlk günlerde olduğu gibi o meydan okuyuculuk, çaba yok. İşler çok basit.

Affedersin, adam kadınıyla yatmak istiyorsa, bütün bir akşam boyunca baştan çıkarmaya çalışması gerekmiyor. İstediğine ulaşmak için 10 takla atmasına gerek yok. Zaten günün sonunda aynı yatakta oluyorlar. Dolayısıyla orasına burasına biraz dokunması yeterli. 

Gerçek bu.

Yanılıyor muyum? 

İlgilenmek, iki kişinin arasında romantik bir bağ oluşmasına neden olur. 

Meydan okumak, erkeğin seni arzulamasına, senin için uğraşmasına neden olur. Seni kazanmak ister, çabalar.

Meydan okumayla alakalı bir örnek vereyim, aklına daha iyi otursun: 

Diyelim ki adam sana sürpriz bir şekilde en sevdiğin kahveyi aldı ve getirdi. Senin yanıtın: “Çok teşekkür ederim. En sevdiğim kahveyi almışsın. Ama bununla beni etkileyebileceğini sanıyorsan, yanılıyorsun.” diyerek göz kırparsın (bunu 50 senelik evli olsan bile söyleyebilirsin). 

Ya da arkadaşlarıyla dışarıda olduğunu mesaj yoluyla söylediğinde, şöyle cevap verebilirsin: “Aa, bensiz demek. Sana iyi eğlenceler 🙂 Ama bir dahaki sefere beni yemeğe davet etmezsen, kızışırız. Haberin olsun ;)” diye yazabilirsin. 

Böyle tepkiler, bir çekim alanı yaratır. 

Biliyorum… Bazı kadınlar erkeğe karşı hiç niyeti olmasa bile bu şekilde davranıyorlar. Şaka anlamında söylediklerini savunuyorlar ama bu yöntem, ciddi bir flört yöntemidir. Bunu uyguladıktan sonra hoşlanmadığın bir adam ilgi gösteriyor diye şikayet edersen, kusura bakma… İlgisini flört ederek uyandırdın. Belki farkındasın ya da değilsin, bunun önemi yok. 

Flörtün dinamiğini anlaman gerekiyor.

Peki Bu Flört Formülü Ne İşine Yarayacak? 

Eğer iş yerinde diğer erkeklerle arana sınır koymak istiyorsan, iyi davranmanı ilgi olarak anlamamalarını istiyorsan, burada anlattıklarımı YAPMAMALISIN. 

  • Meydan okuyucu davranışlarda bulunma…
  • Ona fiziksel anlamda fazlasıyla yakın durma… 
  • Dokunma… (el sıkışmalardan bahsetmiyorum)
  • Konuşurken dudaklarına bakma… 
  • Arkadaşça olsa bile, ondan bir şey istersen göz kırpma… 
  • “Bugün yakıyorsun Hakan.” ötesinde, özel iltifatlarda bulunma… “Kanka” iltifatları edebilirsin. 
  • Konuşurken çok fazla öne eğilme. 
  • İş çıkışı kahve içtiniz diyelim, özel hayattan bahsetme… 

Şimdi diyeceksin ki “Bu kadar kurala nasıl dikkat edeyim Alkan?”. Evet, kendini bu kadar kontrol etmenin bir anlamı yok. 

Katılıyorum…

Fakat şunu kabul etmen gerekiyor: Bu davranışların her biri, HER erkeği düşünmeye iter: “Acaba benimle ilgileniyor mu?” der ve sorunun cevabını almak için karşılık verir. 

Bu yüzden dikkat etmeni istiyorum. Eğer hoşlanmadığın adamların sana ilgi göstermesini, seni yanlış anlamalarını istemiyorsan, bunlara dikkat etmelisin. 

Başka bir yolu yok maalesef. 

Hadi “Bunlara zaten dikkat ediyorum, Alkan. Yine de sınırını zorlayan erkekler oluyor. Onlara karşı ne yapacağım?” diyor olabilirsin. Ha, söylediklerimi zaten uyguluyor fakat yine de sınırlarını aşıyorlar ise, burada daha net bir tepki vermenin zamanı gelmiştir. 

Her Şeye Rağmen Hala Sınırını Aşıyorsa Ne Yapacaksın? 

Her şeyi doğru yapıyorsun ama bazı erkekler hala şanslarını denemeye çalışıyorlar. Artık kritik bir noktaya geldiğini söyleyeyim. 

Tepkin, beden dilinin ötesine geçmeli. Sözleri kullanarak, iyi bir dille neyin ne olduğunu anlatmalısın. 

Burada önemli olan, diğer iş arkadaşlarından ya da başka insanlardan uzak bir yerde konuşmak. Bu konu sadece ikinizin arasında. Başkalarının duymasına gerek yok. Bu yüzden adamı köşeye çek ve aşağıdaki stratejileri kullan

  1. Olayı basit tut: “İlgin için teşekkür ederim Hakan ama iş ötesinde ilgilenmiyorum.” ya da “İlgin için teşekkür ederim Hakan ama hayatımda biri var.” 
  2. Açıklama yapmak zorunda değilsin: Evet, her şeyden önce ona bir açıklama yapma zorunluluğu hissetme. Öyle bir zorunluluk yok. “Hakan, teşekkür ederim. İlgilenmiyorum.” yeterli. 
  3. Konuyu genel tut: Onun bazı kişisel özelliklerine kesinlikle girme. Kişisel bir mevzu olduğunu düşündürme. “Sen şöylesin bu yüzden olmaz.” demeye gerek yok. Genel tut, genel…
  4. Net ol: “Kusura bakma Hakan. O yakınlığı/çekimi hissetmiyorum.” 
  5. Hayal kırıklığı yaşayacağını kabul et: Eğer bir adam seninle gerçekten ilgileniyorsa ve sen onu tatlı bir dille reddediyorsan, büyük ihtimalle hayal kırıklığı yaşayacak. Ya da üzülecek. Bundan bir kaçış yok. Bu yüzden onu nasıl üzmeden söyleyeceğini düşünmene gerek yok. Kabullen… Ne yaparsan yap, hayal kırıklığı yaşayacak. 
  6. Sen nasıl reddedilmeyi kabul ediyorsan, onu da öyle reddet: Bu da aslında altın kural. Sen ne şekilde reddedilmeyi kabul edebileceğini düşünüyorsan, onu da aynen öyle reddet. 

Bu 6 strateji, adama güzel bir şekilde neyin ne olduğunu anlatmak için yeterli. Unutma ki, tüm bunlara rağmen hala devam ediyorsa, SAYGISIZLIK YAPIYOR. 

Saygısızlık yapacak seviyeye geldiyse artık senin de tatlı bir dil kullanmana gerek yok. Artık daha sert olabilirsin. 

Evet, bu kadar…

İş yerinde hiç ilgilenmediğin bir adama sınır koymasını öğrenmek istiyorsan, buradaki bilgiler yeter ve artar. 

En son konuştuğumuz, “daha sert” söylemek ile alakalı örnekler bulmanı istiyorum. Bu da senin için bir egzersiz olsun.

Farz edelim ki en kötü duruma düştün ve adam seni her şeye rağmen zorladı. Saygısızlık yapacak seviyeye geldi. Dili sertleştirmek gerekiyor. 

Sen ne diyebilirsin? 

Aşağıdaki yorum kısmında en az 3 tane örnek paylaşmanı rica ediyorum. 

Sevgilerimle.


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun (Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam olarak bilinir). Aynı zamanda Aşk Akademi'nin Kurucusu

    1 Response to "İş Hayatındaki Erkeklerin İlgisi: İlgilenmediğin Erkekler, Profesyonelliğin Dışında Hareket Ettiğinde Ne Yapmalı?"

    • Diren Y

      Merhaba Alkan. Bu durumu iş hayatında değil de, arkadaşlıkta yaşadım. İşin komiği, ilgi gösterip meydan okumadığım erkeklerden çıkma ve cinsel birliktelik teklifi aldım. 😀 İkincisini yapan kişi bana hadsizlikte bulundu, ona verdiğim cevabı paylaşayım:
      1) Bu şekilde itici ve çirkin davranıyorsun ve iyi niyetimi suistimal etmenden hoşlanmıyorum. Değil senle bir yerde oturmak, yoldan geçerken sana selam vermek bile istemiyorum. Defol hayatımdan! (küfürlü sözler yazdı, onlara cevap vermedim)
      2) Beni, bana yılışık hareketlerde bulunarak kendine bağlayacağını düşünüyorsan yanılıyorsun.
      3) Bir kere daha sınırını aşacak olursan, yasal yollara başvurmak zorunda kalacağım. Hayatımı tehdit ediyorsun. (bu en aşırısı oldu sanırım :D)

Leave a Reply

Your email address will not be published.