Kaydın Gerçekleşti [MM_Member_Data name='firstName']! Devam Etmeden Önce Sana Özel Mektubumu Oku:

Sevildiğin ve Değerli Hissettiğin Aşkı Yaşamanı Neler Engelliyor?

Birazdan Okuyacağın Hikaye Gerçek Hayattan Alıntıdır. Huzursuz İlişkilerin Kısır Döngüsünden Nasıl Çıkacağını Öğreneceksin.

"Neden sürekli aynı adamları hayatıma çekiyorum Alkan?" diye sordu.

Yüzünden ve ses tonundan artık ne kadar bıkmış olduğunu hissedebiliyordum. Devam etti:

"Hayatımı bir şekilde düzene koymuş bir kadınım. İşim, kariyerim, sağlığım… Hepsi dört dörtlük. Ama sürekli benzer tipteki adamları hayatıma çekiyorum ve senaryonun sonu her zaman aynı oluyor. BU KISIR DÖNGÜDEN SIKILDIM." dedi.

İşte son söylediği cümle kilit cümleydi.

Bahsettiğim güzel kalpli insanın ismi Beyza (gizilik için ekstra bilgi vermiyorum). Yaşı 30’un üzerinde…

Yaşının önemi yok ama bunu belirtmemin sebebi şu:

(Dilersen mektubu okumayabilirsin. Ama bu sayfayı bir daha göremeyeceğini bilmeni istiyorum. Aşağıdaki linke tıklayarak kursların bulunduğu ana sayfaya gidebilirsin.)

Hayatı boyunca aynı modeldeki erkeklerle birlikte olmuş. Genelde dengesiz davranan, bir gün ilgi gösterip ertesi gün ortadan kaybolan adamlardan bahsediyorum…

Yanlış anlama…

Bu adamlarla mutlu olmamış demiyorum. Ne zaman bir arada bulunduğunda, hayatının en güzel anlarını yaşadığını bana söylüyordu.

Gözlerine baktığında, ona dokunduğunda, kokusunu içine çektiğinde…

Bambaşka dünyalara gidiyordu.

Günlük hayatında yaşadığı stresi unutmasını sağlıyordu. Geçirdikleri her dakikanın değeri inanılmaz büyüktü.

Ta ki fiziksel olarak ayrılana kadar.

Yani ilişkinin bitmesinden bahsetmiyorum. İki kişinin de fiziksel boyutta başka yerlerde olmalarından bahsediyorum.

İşte böyle zamanlarda o sevdiği adam değişiyordu.

Bambaşka birine dönüşüyor, bazen bir canavar gibi davranabiliyordu. Canavar diyorum çünkü çıkardığı tartışmaların neredeyse hiçbir anlamı yoktu.

Hiç yoktan problem üretiyor, Beyza’yı suçluyordu.

Eh Beyza, kendini geliştirmiş bir kadın olduğu için bütün yaşanılan dengesizliklerin hayatını engellemesine izin vermiyordu.

Ya da en azından bunun için uğraşıyordu.

Ama her görüşmemizde derinleştikçe, bu problemin ne kadar ağır bir yük olduğunu keşfediyordu. Hayatını olduğu gibi yaşamaya devam ettikçe ve yükleri unutmaya çalıştıkça, kendi içinde yaşadığı sorgulamalar daha da karışık hale geliyordu.

Sen de hayatında böyle sorgulamalara girmişsen, nasıl bir yükten bahsettiğimi çok iyi anlıyorsundur.

Bir yerden sonra sadece güçlü gibi görünüyorsun.

Ama içten içe yorulduğunu hissediyorsun. Belki de kendini kandırıyorsun.

Aşk hayatının bütün detaylarını konuştuktan sonra, Beyza’ya bir söz verdim.

Gözlerine bakarak ona doğru hafifçe eğildim. Derin bir nefes aldıktan sonra şu cümleleri kurdum:

"Bu Kısır Döngüden Kurtulup, Gerçekten Sevildiğin ve Değer Verildiğin Bir Aşk Yaşayacaksın"

Ona bu sözü verdikten sonra ikimiz de takvimlerimizi çıkardık ve her hafta yapacağımız seanslar için tarihleri belirledik.

Haftalar boyunca konuştuk.

Her görüşmemizde başka farkındalıklar edindi. Korkularını gördü. Nasıl çözmesi gerektiğini anlattım.

Ve söylediğim her şeyi uygulamaya koydu.

Şu anda kısaca anlatıyorum ama süreç boyunca çok zorlandı. En zor olan şeylerden bir tanesi de, duygularının "Hayır!" dediği ama kabullenmek zorunda olduğu durumlardı. 

Her şeyde olduğu gibi, bu kısır döngüden kurtulmak için zamana ihtiyaç vardı.  O bunun farkındaydı ve sabırla çözmeye koyuldu.

Bu zorlu sürecin sonunda beni en çok mutlu eden şeylerden biri neydi biliyor musun?

Yıllar boyunca sebebini bilmediği kısır döngüden kurtulmaya başlamıştı. Eskiden olduğu gibi sadece dengesiz adamları hayatına çekmiyordu.

Daha dengeli…

Kendini psikolojik açından geliştirmiş…

Karizmatik ve zeki…

Kısacası, ona istediği ilgiyi ve mutluluğu verecek erkekleri hayatına çekmeye başlamıştı.

İlk konuştuğumuz zamanlarda aklını inanılmaz karıştıran bir adam vardı. Artık o kişiye "Güle güle!" demenin doğru olduğu anlamıştı.

Zor bir karar olsa da bunu yapmıştı.

Ama doğruyu anlamak için uzun uzun düşünmek zorunda kalmıştı.

Aslında bakarsan, verdiği bu karardan "sonra", ona gerçekten ilgi gösteren adamları hayatına çekmeye başlamıştı. Aksi taktirde olmayacak bir ilişkinin içinde yıllarını çöp edecekti.

Ne kadar ilginç, değil mi?

Bazen yanlış bir ilişkinin içinde olduğumuzu biliriz. Ama bu durumu kabullenmek istemeyiz. Sonuna kadar zorlamak isteriz.

Ama sonunda fark ederiz ki, çabalayan tek taraf bizmişiz.

Beyza bu farkındalığı tam anlamıyla yaşadıktan sonra kararını kesin olarak vermişti.

Şimdiyse hayatında biri var.

Onu yıpratmayan, ilgi ve değer gösteren bir adamla birlikte. Çevresinde sevilen bir adam olduğu için bazen kadınların da dikkatini çekiyor açıkçası.

Bu durum bazen kıskançlığa sebep olsa da, Beyza’yı rahatlatmasını bilen bir adamdan bahsediyorum. Öyle ki bu kıskançlıkların sadece tatlı kıskançlıklar olduğunu ikisi de biliyor.

Ona sonuna kadar güveniyor.

Bir aradayken nasılsa, uzaktayken de aynı davranıyor. İşte Beyza’nın en başta istediği durum buydu:

NETLİK.

Aralarında problemler oluşsa da bunu açıklığa ve netliğe kavuşturabilecek, gerçek bir adam bulmuştu sonunda.

Bunun verdiği huzuru ve mutluluğu hissedebiliyor musun?

Böyle bir adamla birlikteyken, hayatının diğer alanlarının nasıl etkileneceğini hayal edebiliyor musun?

Beyza, aşk hayatının dışında diğer alanların da yükselişte olduğunu fark etmeye başlamıştı. Aynı zamanda şu değişimleri görmüştü:

  • Kariyerinde ulaştığı başarı gün geçtikçe artıyordu. Artık iş yerindeyken, onu huzursuz edecek aşk problemleri hayatında yoktu. Araları limoni olsa bile, her şeyin düzeleceğinden adı gibi emindi. Finansal anlamda zaten rahatken, durumu daha da yükseliyordu.
  • Sağlığı daha iyi bir hal almıştı. Düzenli spor salonuna gidiyor (hatta beraber gidiyorlar), en doğru şekilde besleniyordu. İtiraf etmek gerekirse, biraz da yatak odasında onu baştan çıkarmak için enerjisini yüksek tutmak istiyordu. Önemli ama dimi? 🙂
  • Aile ilişkilerine odaklanmaya başlamıştı. Daha öncesinde ailesine tabii ki önemi veriyordu. Ama aklını kurcalayan bir problem olduğunda, aile içinde yapılan etkinliklerde bedeni var, ruhu yoktu. Bunun ne kadar üzücü olduğunu tahmin edebilirsin.

Kısacası hayatı hiç olmadığı kadar dengeli ve tatmin edici bir şekil almıştı. Ruhu rahattı…

Bu güzel kalpli insanın hikayesini anlatmamın sebebi, senin hayatında olabilecek değişimleri görmen içindi. Yani konuyu sana getirmek için şu soruyu sormak istiyorum:

Sevildiğin ve Değer Gördüğün Mutlu Bir İlişkinin İçinde Olsaydın, Hayatın Nasıl Değişirdi?

Bu soruyu kendine gerçekten sormanı istiyorum…

Şaka değil.

Bir iki dakikanı şimdi ayırıp hayalini kurmanı istiyorum.

Belki şu anda bir tuzağın içerisindeymiş gibi hissediyor olabilirsin. Ne yaparsan yap, kısır döngünün içinden çıkamıyorsun belki de…

Kiminle denersen dene, yine aynı problemler, aynı senaryolar karşına çıkabiliyor. YA bunu tam tersine çevirmiş olsaydın?

Şöyle düşün:

Aşk hayatında netlik kazanmış olsaydın…

Bugüne kadar peşini bırakmayan uğursuzluklardan kurtulmuş olsaydın…

Aşk hayatında yıpranmayıp, tam tersine büyüdüğünü ve güçlendiğini hissediyor olsaydın…

Hayatının diğer alanlarıyla aşk arasında huzur verici bir denge oluşmuş olsaydı…

Dengesiz biriyle değil, aklı başında, hayatında bazı şeyleri oturtmuş akıllı bir adamla beraber olsaydın…

BUGÜNKÜ HAYATINDAN, NE KADAR FARKLI BİR HAYAT YAŞARDIN?

Aslında biliyor musun… Her hedefin/hayalin başlangıcı, istediğin şeyleri net görebilmektir.

Bazen şunu görüyorum: İnsanlar hayal kuramıyorlar...

Sırf hayal edememe durumu bile artık hayatında bazı şeylerin değişmesi gerektiğini gösterir.

Ama bir de sürekli hayal kurup, bir türlü ulaşamamak var.

İşte bu durum insanı derinden yıpratır.

Senin için hangi durum geçerli, maalesef bilemem. Ama iki kategoriden birine girdiğini biliyorum.

Ya hayal kurabiliyorsun ama ulaşamıyorsun…

Ya da hayalini dahi kuramıyorsun…

Aslında bakarsan iki senaryonun birbirinden pek de farkı yok. Neden biliyor musun?

İki durumun sonunda yaşanılan duygular aynı: MUTSUZLUK. YIPRANMIŞLIK. YORGUNLUK.

Ve daha nicesi…

Bu yüzden iki durum arasında fark görmüyorum. Ve biliyor musun…

Bütün bu negatif duygular arasında kadınların yaşadığı bir duygu daha var.

KORKU.

"Korku mu? Ne demek istiyorsun Alkan." diyenler olacaktır. Açıklayayım.

Aşkı Engelleyen Gizli Duygulardan Birini Öğrenmeye Hazır mısın?

İnsanı bilinçsizce engelleyen duygulardan en büyüğü korkudur.

Ben hayatımın bir çok alanında korkuyu yaşadım. Ve işin kötü tarafı, istediklerime ulaşmaktan genelde alıkoydu.

Ya da farklı söylemek gerekirse, 1 senede ulaşabileceğim hedeflerime 5 senede ulaştım. Tabii bu hayatımın tüm alanları için geçerli değil.

Geneli için söylüyorum.

Bunların uzamasının aslında tek bir sebebi var: Korkuyu kabullenememek!

Hmm…

Peki şunu sormak istiyorum: Bir şeyi kabullenmeden önce neye ihtiyaç var?

Aklına geldi mi?

Ben söyleyeyim: FARKINDALIK.

Yani sadece kabullenmek değil olay. Korkularının ilk önce farkına varmak gerekiyor.

Al işte… Bu da ayrı bir zaman tüketici.

Ki ben sadece kabullenme kısmını söyledim. Bunların farkına varmam da maalesef uzun yıllarımı aldı.

Peki sen korkularının farkında mısın?

Şimdi medyum gibi davranmaya gerek yok. Ama belki de ben, SENİN yaşadığın korkuların çoktan farkındayım :))

Korkma korkma… Medyum falan değilim. Sadece işini ve araştırmasını çok iyi yapmış bir Psikoloğum.

Neyse konuyu dağıtmayayım.

Sana bazı yaşayabileceğin korkulardan bahsetmek istiyorum. Bunu hem farkındalık yaratmak, hem de ilerleyen zamanlarda neler üzerinde çalışma yapman gerektiğini görmen için söylüyorum.

Belki de korkularının çoktan farkındasın. Eh öyleyse durumun çok daha iyi!

Yaşadıklarının doğrulunu bir de ben onaylamış olacağım. Bundan sonra daha da ciddiye alırsın, öyle değil mi? 😉

Kısır Döngünün Tekrar Etmesinden mi Korkuyorsun?

Korkulardan bir tanesi budur:

"Ya yaşadıklarımın hepsi yine de tekrar ederse?" diye kendine sormaktan vazgeçemiyor olabilirsin. Endişeleniyorsun sonuçta, seni anlıyorum.

Ömrünün sonuna kadar aynı döngüde takılı kalmanın hiçbir anlamı yok.

Bugün yaşadığın hayal kırıklıklarını 5 sene sonra yaşamak istemediğini biliyorum. Ancak bu korkunun farkında olmalısın.

Bunun üstesinden geldiğinde, kendine olan cesaretin artacaktır.

Aşk dediğin de korkakça yaşanmaz. Cesur olmalısın 😉 (Bu cümleyi tekrar oku)

Bu kısır döngü korkusunu araştırırken Elite Daily sitesinde karşılaştığım bir cümleyi seninle paylaşmak istiyorum:

"İş hayatını domine ediyoruz. Sürüleri korkusuzca yönetebiliyoruz. Fakat yine de aşkın elinde çok güçsüz kalıyoruz."

Kesinlikle öyle…

Cesareti nasıl kazanacağını ilerleyen cümlelerimde bahsedeceğim. Şimdilik ikinci korku ihtimalini konuşalım.

Emeklerinin Boşa Çıkmasından mı Korkuyorsun?

En korkunç senaryolardan biri de, o kadar emek verdikten sonra hayal kırıklığına uğrama hayali…

Aslında sadece düşünceden ibaret değil.

Eminim ki geçmişinde (belki de bugün), bu hayal kırıklığı duygusunu yaşadın.

İtiraf ediyorum: Ben de ÇOK yaşadım.

Risk alıp yeni bir adım atmak bu yüzden ürkütücü geliyor. Bugünden itibaren ona yaptığın ve yapacağın bütün güzelliklerin sonucunda hiç tahmin etmediğin negatif bir senaryoyu yaşamak istemiyorsun.

Aynı şekilde bir önceki senaryoda olduğu gibi, bu korku da cesaretini kırıyor.

Hayatında şu anda biri olsa da olmasa da, yapman gerekenleri belki cesaretsizliğinden dolayı yapamıyorsun.

Emeklerinin boşa çıkmasını istemiyorsun. Neler hissettiğini çok iyi biliyorum.

Ben yanındayım, bunu unutma.

Sonraki korku senaryosuna bakalım.

Bilinmezlikten mi Korkuyorsun?

Karar vermek zorundasın.

Belki karşına yeni biri çıktı ve şans verip vermeme konusunda emin değilsin…

Ya da hayatındaki adam seni her gün mutsuz ediyor ve ayrılık kararı alıp almamakta emin olamıyorsun…

Ya da herhangi bir risk alma durumundasın ve ne yapman gerektiğini tam olarak kestiremiyorsun…

Bütün bu senaryoların ana fikri şu:

Atacağın bir adımın sonrasında ne ile karşılaşacağını BİLMİYORSUN.

Neler yaşacağını BİLMİYORSUN.

Nasıl hissedeceğini BİLMİYORSUN.

Evet bilmiyorsun…

İnsanı durduran ve mutsuz eden şeylerden bir tanesi, hayattaki bilinmeyenlerdir.

Çünkü korkunç gelirler…

Ya her şey biterse? Ya yanlış adımı atarsam? Ya sonuçları çok kötü olursa?

Bunların cevabını bilmediğin için korkunç geliyor. Ve belki de yapılması gereken doğru adımı hiç atmıyorsun.

Bu yüzden hayatını olduğu gibi yaşamaya devam ediyorsun…

Korku senaryolarından bir tanesi de "Bilinmezliktir".

Sana üç ana korku senaryosundan bahsettim. Bunların her birinin çıkardığı sonuç ne biliyor musun?

Yukarıda da bahsettim.

CESARETSİZLİK.

Ve üstünü vurgulaya vurgulaya tekrar söylüyorum:

Aşk, Korkuyla Yaşanmaz. Cesur Olmalısın.

Tamam, belki de cesaretli bir kadınsın.

Eğer öyle diyorsan öyledir 😉 Ama yine de arzuladığın gibi sevildiğin ve değerli hissettiğin bir aşk yaşayamıyorsan, seni sabote eden bazı engeller var demektir.

Yukarıda bahsettiklerim yaşayabileceğin korkulardı.

Belki de sen kendi kendini sabote ediyorsundur. İnanır mısın, bu durumla çok karşılaşıyorum.

Bir kaç tane yalancı inanç sisteminden dolayı, insanlar hayatlarını zorlaştırıyorlar.

Hem de öyle böyle zorlaştırma değil.

Mutluluk gözünün önündeyken, uzaktaymış gibi hissediyorlar.

Bunu nereden biliyorsun dersen, yaptığım danışmanlık seanslarında çok rastladım. Kendi hayatımda da bunu çok gördüm.

İstediklerin gözünün önündeyken, kendini sabote ettiğini bilmiyorsun.

Yanılıyor muyum?

Sanmıyorum.

Öyle ki sana sabote edici bazı inanç sistemlerinden bahsedeceğim. Birazdan bahsedeceklerimin hepsi, yaptığım onlarca araştırmadan ve seanslardan alınarak düzenlenmiştir.

Hepsi olmasa da, eminim aralarından bazılarını sen de yaşıyorsun.

Kendini Sabote Etme: Bunların Hepsini Kendi Kendine Yapıyorsun!

Başlığı okuyunca iyice merakını arttırdığımı düşünüyorum. Daha fazla merak etme. Bak bakalım hangi inanç sistemleriyle aşk hayatını sabote ediyorsun:

Tek Seçeneğin Olduğuna İnanıyorsun:

Bazı kadınlar kıtlık mentalitesiyle aşka yaşıyorlar.

Yani banka hesabında 1 milyon lirası olup da 10000 liralık bağış yaparken tedirgin bir iş adamı gibi…

Bu kıtlık mentalitesiyle yaşarsan, birlikte olduğun adamın gözünde çekiciliğin de kalmayacaktır. Kıtlık mentalitesi demek, korkak yaklaşmak demektir.

Yanlış anlama.

Yüzlerce erkeğe şans vermelisin demiyorum. Sadece şunu bilerek yaşamalısın: Seni mutlu edecek adamların sayısı neredeyse sonsuz. Bunu unutma! 

Sonsuz diyorum çünkü kimsenin ömrü hepsini tanımaya yetmez 🙂

Yazdığım yazıların birinde şunu söylemiştim:

Dünya’da anlaşabileceğin 374.931 erkek var (bunu söylerken çok net bir hesaplama üzerinden söylemiştim).

Yani 10.000 erkek arasından 1 tanesiyle anlaşabileceğine inanıyorsan, yukarıdaki rakam senin için de geçerli.

Erkeğin Sözlerine İnanıp, Davranışlarını Görmezden Geliyorsun:

Ah ah…

Bunu o kadar çok görüyorum ki!

Ve itiraf ediyorum: ÇOK SİNİRLENİYORUM.

Adam "Ben seni üzerim. Mutsuz olursun." dediği halde, ilişkinin olması için perişan olan yüzlerce kadın var.

Sonra pişman olup, neden erkeğin neden değiştiği hakkında yakarıyorlar.

Belki sen de bu kategoride olabilirsin. Sinirlendiğim doğrudur ama seni yargılamak için söylemiyorum.

Farkında olmanı istiyorum.

Sonra "Seni seviyorum." deyip, davranışlarının sevgiyle hiçbir alakası olmadığı erkekler hayatına giriyor.

Ama gel gör ki sen "Seni seviyorum." cümlesine takılmış durumdasın. Yaptıklarını görmek istemiyorsun. Seni sevdiğine dair kendini inandırmaya (hatta kandırmaya) çalışıyorsun.

Bu kadar sert olduğum için kalbin kırıldıysa kusura bakma. Amacım bu değildi.

Yüzüne bir nevi tokat gibi çarpsın istedim 😉 

Dengesiz Adamın Düzeleceğine İnanıyorsun:

Emin ol bu da çok yaygın bir durum.

İlişkinin sadece ilk bir kaç ayı (cicim ayları) harika olan bir ilişki, devamında koca bir kabusa dönüşüyor.

Huzursuz geçmeyen bir gün dahi olmuyor.

Senin aklın ve duyguların hala yaşadığınız ilk 2 ayda…

Fakat ilişki 1 senedir sürüyor (ilişki denebilirse).

Bunu o kadar çok kadın yaşıyor ki, inanamazsın. Eğer sen de geçmişinde bu durumu yaşamışsan, ne kadar yıptratıcı olduğunu biliyorsundur.

Bu mevzunun yine kıtlık mentalitesiyle alakası var. Belki de başkasına aşık olamayacağına inanıyorsun.

Bilemiyorum.

AMA BUNLARIN HEPSİ SABOTE YÖNTEMLERİ.

Karşındaki adamla hiç alakası yok. Bütün sabote yöntemleri, seninle alakalıdır.

Bir tane sabote yöntemi daha var. Ama onu ilerleyen cümlelerimde anlatacağım.

Bütün negatif durumların farkına vardığına göre artık şunu düşünmen gerekir:

Engelleyici Etkenlerden Kurtulmuş Olsaydın, Aşk Hayatını Nasıl Yaşardın?

Bu soruyu sormamın sebebi belli.

En başında nasıl bir aşk hayatı istediğini az çok konuşmuştuk. Daha sonrasında neden yaşayamadığını anlattım ve bir sürü sebep saydım.

Şu anda sadece hayal etmeni istiyorum…

Hayatındaki engelleyici sebepleri düşün. Geçmişindeki gibi kontrolsüz değilsin.

Artık seni nelerin engellediğini az çok biliyorsun.

Yani bir yol haritan var.

Bütün engelleri teker teker aştığını hayal etmeni istiyorum. Bundan sonra uyandığın her sabahı, rahatlamış bir şekilde yaşıyorsun.

Üzerinde psikolojik yük her geçen gün kalkıyor…

Hayatına netlik kazandırıyorsun…

Neler yapman gerektiğini daha açık ve net görüyorsun. Sadece görmekle de kalmıyorsun! Eyleme geçiyorsun ve yol haritanı takip ederek üstesinden geliyorsun.

Sonra zaman geçiyor… Belki 3 ay kadar.

Yol haritana tekrar bakıyorsun. Neleri çözülmüş, geriye neler kalmış diye…

Kalan sadece tek bir madde. Hani listeyi tamamen geçmemiş olsan da, gözlerini yol haritandan kaldırıp hayatına bakıyorsun.

Bundan bir süre önce yaşadığın hayattan bambaşka bir yerdesin. Sanki başka birinin hayatını yaşıyorsun (abartıyor gibi görünsem de, insan bir yerden sonra rüyadaymış gibi hissediyor).

En büyük değişim ne biliyor musun?

Seni seven ve değer veren bir insanla birliktesin!

Onu hatırladıktan sonra küçük bir hayale dalıyorsun. Çok zaman geçmemiş olmasına rağmen yaşadığınız mutlu dolu anlar aklına geliyor.

Göğsündeki duygunun farkına varıyorsun: Huzur.

Evet…

Seni strese ve mutsuzluğa sokan bir adam değil. Yanında ya da uzağında… Durum ne olursa olsun onunla huzurlu hissediyorsun.

İstediğin duygulardan biri de bu değil miydi?

HUZUR.

Ve MUTLULUK.

İstediklerin esasında bu kadar basit. Öyle değil mi? Seni çok iyi anlıyorum [MM_Member_Data name='firstName'] 🙂

Peki isteklerini ve hayatını nasıl bu kadar detaylı bildiğimi merak ediyor musun?

Belki daha önce yazılarımı okudun ve kendini yazıların içinde buldum. Hatta şaşırdın. "Bu kadar mı olur?" düşüncesini aklından geçirdin.

Bunun sebebinden kısaca bahsedeceğim:

Normal Psikolog Değil! Kadınlara, Erkekleri Anlatan (Yakışıklı) Psikolog

Kendimi ne kadar övüyorum ama 😉

Söylediklerim doğru da olsa, bazen seninle şakalaştığım oluyor. Heh, yakışıklı olduğumu ikimiz de kabul ediyoruz ama (öyle değil mi?).

İyi dinle…

Demek istediğim şu: NASIL OLUYOR DA AKLINI BU KADAR DETAYLI OKUYABİLİYORUM?

En büyük sebeplerinden biri, 10 seneden fazla ilişkiler psikolojisiyle ilgilenmem. En başında kadınların psikolojisini araştırarak başladım.

Evet itiraf ediyorum: Kanımın fazlasıyla kaynadığı zamanlarda, hoşlandığım kadınları nasıl etkilerim sorusuyla yola çıktım.

Bu soruyu sorduktan sonra hayatımın en güzel zamanlarını yaşadım!

İlk önce kadınların psikolojisiyle alakalı neredeyse her şeyi öğrendim. Daha sonra bildiklerimi erkeklerle paylaşmaya başladım.

İşte ikinci sır da burada: Erkeklerin ne istediklerini en ince ayrıntısına kadar biliyorum. Sadece ne istediklerini değil.

Nasıl yönlendirebileceğini… Nasıl etkileyebileceğini… Ama tabii ki her zaman etik olmak zorundayız (ben her zaman olmasam da sen ol lütfen).

Her neyse…

Daha üniversiteyi bitirmeden 10.000’in üzerinde erkekle çalıştım. Sadece Türkiye sınırları içerisinde değil.

Yurt dışında da eğitimler verdim (Almanya başta olmak üzere).

Üniversite bittikten sonra bir süre daha devam ettim. Fakat sonra ciddi bir karar aldım.

Artık öğrendiklerimi kadınlara anlatmak istemiştim.

Senin gibi güçlü kadınların yanında olmak istedim.

Ve bugün yazdığım cümleleri okuyorsun…

Yani anlayacağın sadece normal bir Psikolog değilim. Alanında tahmin edebileceğinden fazla deneyime sahip, çılgın ve profesyonel bir adamım.

Amma da övdüm kendimi 😉

Sadece yazdıklarımla binlerce insanın hayatı değişti. İnan bu durum beni çok mutlu ediyor 🙂 Her gün aldığım mailler ve yorumlar motivasyonum oluyor.

Kelimelerimin sonu gelmeyecek… Bundan emin olabilirsin. Ama özellikle sana sormak istediğim bir şey var:

3 Aylık Bir Sürecin Sonunda, Sevildiğin ve Değer Verildiğin Aşk Hayatını Senin İçin de Yaratalım mı?

Evet!

Yanlış anlamadın. Arzuladığın aşk hayatını yaratmak için yanında olabilirim.

Şu anda yaşadığın her ne varsa… Hepsinin bir sebebi var.

Belki ne yapman gerektiğini bilmiyorsun.

Ya da nelerin seni engellediğinin farkında değilsin.

Yani yaşadıklarına özel çözüm olabilecek bir yol haritasına sahip değilsin! Bunun ne kadar zor olduğunun farkındayım.

Bu yüzden sana bir teklif sunacağım.

Aşk hayatında yaşadığın huzursuzluktan kurtulmak istiyor musun?

Benimle birebir konuşmak için bir fırsat veriyorum.

Normal şartlarda danışmanlık programına kabul etmeden önce, insanlar uzun bir ön elemeden geçiyor. Çoğunu kabul etmiyorum bile.

Hayatım büyük projelerle ve hayallerle dolu için, aylık bir süreç içerisinde en fazla 10 kişiyle çalışma karar aldım.

Bu yazıyı okuduğun anda danışmanlık programına katılmış 7 kişi bulunuyor.

Kalan 3 kişiden biri olmak istiyorsan yapman gereken çok basit.

Aşağıdaki butona tıkladıktan sonra 200 TL’lik bir ön ödeme yapmış olacaksın. Kredi kartından tek seferlik çekilmiş olacak.

Bu ön ödemenin tek sebebi var. Yerini garantiye almak 😉

Sonrasında ben (ya da ekibimden biri) sana e-posta ve telefon üzerinden ulaşacağız. Detayları anlatacağız.

Programın tam ödemesini gerçekleştirdikten sonra, ilk seansımız için tarih belirleyeceğiz.

Danışmanlık programının tam ücreti 2400 TL’dir. İstersen tam ücreti ödeyebilirsin ya da 3 aylık taksitlendirmeyle ayda 800 TL ödeyebilirsin.

Üç aylık diyorum çünkü programın tam süresi 3 aydır.

Tabii aşağıdaki butona tıklayıp ön ödemeni gerçekleştireceğinden dolayı, ilk ay için ödemen gereken ücret 600 TL olacak.

200 TL Ön Ödeme Yap

Güvenli Katılım Bilgilendirmesi

Yeşil butona tıkladıktan sonra kartından 200 TL'lik ön ödeme çekilecektir. Başka hiçbir ücret uygulanmayacak.

İlk önce seninle birebir iletişime geçtikten sonra danışmanlık programına katılım onaylanacak. Programa kabul edilmeme durumunda, 200 TL olduğu gibi iade edilecektir.

Katıldığın taktirde, ücretin geri kalanını havale ve ya kredi kartı yöntemleriyle ödeyebileceksin.

Danışmanlığa katılmak istemiyorsan ve Erkeğin Aşkla Yaklaşsın online kursuna devam etmek istiyorsan, yeşil butonun altındaki linke tıklaman yeterli.

30 Günlük Aşk Garantisiyle Kaybedeceğin Hiçbir Şey Yok

Aşk garantisi mi?

"O da ne?" diyenler olacaktır 🙂 Aslında bakarsan kendim uydurduğum bir isim. Ancak anlatmak istediklerim çok önemli.

Farz edelim ön ödemeni gerçekleştirdin ve konuştuk.

Programa uygun olmadığını düşündüğünde, ödediğin ücreti anında iade edeceğim. Sorgusuz sualsiz 200 TL banka hesabına geri gönderilecektir.

Hatta!

Şimdi biraz daha uçacağım ama kendi prensiplerime aykırı olduğu için bunu söylemek zorundayım.

Programa katıldın. 200’ün üzerine 600 TL de ödeyerek ilk ay için ödemeni gerçekleştirdin. Birlikte geçireceğimiz ilk 30 günde hayatında hiçbir ilerleme görmezsen, 800 TL’yi komple iade edeceğim.

Neden böyle bir şey yapıyorum? Bu gerçekleştirdiğim proje batmaz mı? Sokaklara düşüp bir daha laptopun tuşlarına basamaz mıyım?

Yok artık… O kadar kötü olacağını düşünmüyorum.

Ama prensiplerimden biri şu: Gözle görülür bir sonuç yoksa, herkesin iade hakkı vardır.

Bu yüzden programa kabul ederken, insanları ciddi bir elemeden geçiriyorum.

Bazı insanlar para vererek değişimin geleceğini sanıyorlar. Ama hayır.

Emek vermeden hiçbir sonuç alamazsın. Bu yüzden programa kabul etmeden önce, kimin ne kadar emek verebileceğini ilk görüşmede anlıyorum. Ona göre kararlar alıyorum. 

Yani emek vermeden bir şeylerin olacağını düşünüyorsan, programa HİÇ KATILMA lütfen.

Fakat farz edelim sana hiçbir şekilde yardımcı olamadım. 800 TL’ni komple geri alırsın.

Bu kadar net.

Yani kaybedeceğin hiçbir şey yok. Bundan sonra hayatın sadece YÜKSELECEK 😉

Bu Adımı Atmadığında 3 Ay Sonra Hayatın Nasıl Olacak?

İşte bu soruyu hem seni ikna etmek için, hem de gerçekleri gözünde canlandırmak için soruyorum.

Programa katılmadın ve hayatını olduğu gibi yaşamaya devam ettin…

Zaman zaman yazdıklarımı okuyor ve izliyorsun…

Belki bunların hepsi hayatını bir şekilde ileriye taşıyacak.

Ama ne zaman olacağını biliyor musun?

Tahmin edebiliyor musun?

Hayır.

Ben, istediğim aşk hayatını yaratmak ve engelleyen faktörlerden kurtulmak için 6 sene boyunca uğraştım.

Neden bu kadar uzun sürdü dersen, tek başınaydım.

Açık konuşayım: Aptalmışım.

Bu sürecin ilk 4 senesinde kendi başıma çözüm bulmaya çalıştım.

Okudum öğrendim ama… O kadar.

Son 2 senesinde problemlerime çözüm bulacağına inandığım birinden destek almaya başladım ve her şey hızlıca değişmeye başladı.

Senin ne kadar acelen olduğunu bilmiyorum: Aşkı ne zaman doyasıya yaşamak istiyorsun?

Ben hemen istiyordum.

Bu yüzden: Bugün bu programa katılmama kararı aldığında, istediklerine ulaşmanın süresi yıllarını alabilir. Belli olmaz tabii ama büyük ihtimal yıllarını alacaktır.

Böyle düşününce, zaman mı daha önemli yoksa maddi manevi yatırımların mı?

Sen kararını ver.

Aklındaki Bütün Sorulara Cevap Vermemi İster misin?

Artık katılma kararı aldığını az çok hissediyorum. Ya da en azından olumlu bakıyorsun.

Ama aklında soruların olduğunu biliyorum. Bu yüzden hepsine bu bölümde cevap vereceğim.

İyi Adamların Hepsi Kapılmış Gibi. Hala Şansım Var mı?

Bu düşünceyi bir çok kadın yaşayabiliyor. Özellikle çevrenizde yeteri kadar hoşuna giden erkek yoksa.

İnsan sadece kendi çevresine baktığında, bu düşüncenin gerçek olduğuna inanabiliyor. Ama sana Elif’in yaptığından bahsedeyim.

Bütün kaliteli erkeklerin evli ve kapılmış olduğunu düşünüyordu. Kendi çevresindekilerin hepsi en azından böyleydi. Daha sonra günün birinde yazıldığı resim kursunda, her zaman merhabalaştığı ama hiçbir zaman konuşmadığı bir adama şunu sordu:

"Ne iş yapıyorsun?" dedi.

Çok basit bir soru. Sadece ufak bir adım atarak "Merhaba"'nın ötesinde bir cümle söyledi.

Konuştukça ne kadar kaliteli bir adam olduğunun farkına vardı. Tam ona göreydi ve bekardı.

Sonra aralarında ne oldu bilmiyorum ama sadece bu durum bile, o inancının gerçek olmadığını ona kanıtlamıştı.

Kaliteli Adam Çok Az Be Alkan.

Yukarıda Elif’in yaşadığını anlattım. Kaliteli adamların az olduğuna inanmak da bir çok kadını korkutuyor.

Bu yazının başlarında da bahsetmiştim. Yine de söyleyeyim. Blogta birebir yazdığım bir cümleyi seninle paylaşayım:

"Dünya’da anlaşabileceğin 374.931 erkek var. Sadece anlaşmaktan bahsetmiyorum he… Sana, o hayallerini süsleyen aşk senaryosunu yaşatacak erkeklerden bahsediyorum."

Bu rakamlar çok mantıklı ve kesin bir hesaplamayla yapılmıştır.

Kaliteli erkek çok.

Onları keşfetmek lazım (bu da ayrı bir beceri). Sadece nasıl keşfedeceğini bilmen gerekiyor.

Geç Kalmış Olabilir miyim Alkan?

Belki de yaşça geç kaldığını düşünüyorsun.

Olabilir ya… Böyle bir endişe yaşamak gayet olağan bir durum. Hatta ben de genç yaşlarımda bu düşünceye kapılmıştım.

Her şey gençlikte öğreniliyorsa, bu saatten sonra çok geç olabilir. Öyle değil mi?

HAYIR.

Motivasyon konuşması yapmama gerek yok ama konu aşk ise, hiçbir şey için geç değildir.

Yaşının kaç olduğunu bilmiyorum ama önemi yok.


Kaç yaşında olursan ol, Dünya’da seninle aynı yaşta olup aşkı arayan başka erkekler de var.

Özellikle bahsettiğim 374.931 sayısını düşün…

Bunların hepsi geç kaldığını düşünüyor olsaydı, Dünya’nın durumu ne olurdu?

Geç kalınmışlık diye bir şey yok. Bu sadece bir korku.

Yaşanılanları Görünce İnsanlardan Soğuyorum Alkan. Ne Yapmalıyım?

Sürekli negatif olaylarla karşılaşınca, negatif düşünmekten başka bir şansın kalmıyor. Bu açık ve net bir durum.

Bunu ben söylemiyorum.

Psikoloji bilimi buna netlik getirmiş.

Etrafında olan bitenlere göre dünyayı görüyorsun.

Eh sürekli aldatılmalar, ayrılıklar, hayal kırıklıklar vs. yaşıyorsan, ne erkeklere ne de genel anlamda insanlara inancın kalmayacaktır.

Soğumaya başlayacaksın.

Ama içten içe dünyanın böyle olmadığına inanmak istiyorsun. Bundan eminim.

Sana güzel şeyleri anlatacak birine ihtiyacın var.

İşte sadece bu sebepten dolayı programa katılmalısın: Bu negatif inançlara iyice kapılmadan evvel kurtulmak için çaba göstermelisin.

Evet, kolay olacak demiyorum. Ama zamana bıraktıkça daha da zorlanacaksın.

Bunu ben istemem. Sen de istemiyorsun.

Benim Durumum Özel. Program İşime Yarayacak mı?

Emin olabilirsin ki aklına gelebilecek her senaryoyla bugüne kadar karşılaştım.

İşte bu yüzden yaşadıkların hakkında seninle konuşmadan yazabiliyorum.

Durumun ne olursa olsun, çözümü bulacağımızdan emin olabilirsin.

Ya Ödeme Yaptıktan Sonra Geri Dönüş Yapılmazsa?

En son çekinmen gereken durumlardan bir tanesi bu. Yaptıklarım hayatımın projesi.

Verdiğim bütün sözlerin arkasında durmak prensiplerimden biridir.

Eğer ki sana geri dönüş yapmazsam, Facebook sayfama girip kötü yorumlar yapabilirsin. Instagram sayfama girip, paylaşımlarımın altına nasıl bir dolandırıcı olduğumu anlatabilirsin.

Her şey kuralıyla ve profesyonellikle yapılacaktır.

Sonuçta Almanya’da büyümüş bir adamım ve alman disiplinini hayatıma yansıtmaya çaba gösteriyorum 😉

Kartımdan 200 TL Dışında Başka Ücret Çekilecek mi?

Hayır. Ön ödemeni yaptıktan sonra seninle telefonda görüşeceğiz. Geriye kalan ücreti dilersen havale ile ödeyebileceksin.

Ya da kredi kartıyla ödemek istersen o seçeneği de kullanabilirsin. Fakat 200 TL’nın dışında senden izinsiz ve habersiz hiçbir ücret çekilmeyecektir.

Kredi Kartı Bilgilerim Güvende mi?

Kredi kartı bilgilerin ve özel bilgilerin her zaman güvendedir. Comodo SSL Secure sistemiyle, bu websitesi tamamen güvenli hale getirilmiştir.

Bilgilerinin hepsi %100 güvendedir.

Görüşmeleri Nasıl Yapacağız Alkan?

Üç ay boyunca, her hafta 1 saatlik görüşmeler yapacağız.

Her görüşmemizin sonunda sana bazı görevler vereceğim. Her görev ve seans, seni istediklerine daha da yakınlaştıracak.

Seanslar tamamen telefon üzerinden gerçekleşecektir. Bu program uzaktan yapılan bir eğitimdir.

Yurtdışında olduğum zamanlar seni WhatsApp üzerinden arayacağım. Normal şartlar telefon üzerinden görüşeceğiz.

Ofisin Var mı? Nerede?

Yukarıda söylediğim gibi: Bu program %100 telefon üzerinden gerçekleşecektir.

Seninle her hafta konuşacağız.

Ofise gelmene gerek kalmayacak. Dolayısıyla nerede olursan ol, programa katılabileceksin.

Belirli bir şehre gelmene gerek yok 🙂

Ödemeleri Nasıl Yapacağım?

Ön ödemeyi butona tıklayarak gerçekleştirdikten sonra, geriye kalan ücreti banka havalesi ile ödeyebilirsin.

Programın toplam fiyatı 2400 TL’dir. Dilersen ücretin tamamını ödeyebilirsin.

Ya da 3 aylık taksitlendirme yaparak, ayda 800 TL ödeyerek, ödemeni yapabilirsin.

Seansları Alkan’la mı Yapacağım?

Evet. Seansları benimle yapacaksın.

Ama uyarayım: Bu durum şimdilik böyle olacaktır. İlerleyen zamanlarda 10 kişilik kapasite dolduğunda, diğer eğitmen arkadaşlarımıza seni yönlendireceğim.

Fakat merak etme. Şimdilik 3 kişilik kontenjana katılabilirsin.

Katılmak İstiyorum Alkan!

Güvenli Katılım Bilgilendirmesi

Yeşil butona tıkladıktan sonra kartından 200 TL'lik ön ödeme çekilecektir. Başka hiçbir ücret uygulanmayacak.

İlk önce seninle birebir iletişime geçtikten sonra danışmanlık programına katılım onaylanacak. Programa kabul edilmeme durumunda, 200 TL olduğu gibi iade edilecektir.

Katıldığın taktirde, ücretin geri kalanını havale ve ya kredi kartı yöntemleriyle ödeyebileceksin.

Danışmanlığa katılmak istemiyorsan ve Erkeğin Aşkla Yaklaşsın online kursuna devam etmek istiyorsan, yeşil butonun altındaki linke tıklaman yeterli.

Aşk Hayatın İçin Doğru Adımı Atmaya Hazır mısın?

Artık yeteri kadar yazdım!

4000 kelimeyi geçmişim bile, yuh 🙂 Kendime şaşırıyorum.

Bundan sonra top sende.

Benimle bu yolu hızlandırmaya hazır mısın Güçlü Kadın?

O halde yukarıdaki butona tıklayarak programa katıl!

Butona tıklamak dışında yapman gereken hiçbir şey yok. Kredi kartından sadece 200 TL çekilecektir.

Sonrasında benden haber bekle 😉