Çöken İlişkini Kurtar E-Kursu 6. Bölüm

Kursun altıncı bölümüne hoş geldin! 

Bazen erkekler sadece cinsellik için yaklaşırlar. Sen de erkeğinin bu yaklaşımından şüpheleniyor olabilirsin. Şüphelenmesen bile test etmekte fayda var. 

Bu bölümde erkeğinin seninle sadece seks için birlikte olup olmadığını anlayacaksın. Sonuç ne olursa olsun, cinsel isteğini değil de, duygularını ön plana çıkarmasına destek olacaksın. Böylelikle seni aşk ile bağdaştıracak.

Kağıt ve kalemin hazır mı? Süper! 

Dersin sonunda aklında kalan bütün soruları yorum kısmında paylaşabilirsin 😉 

Başlık her şeyi anlatıyor!

Sadece bizim kültürümüzde değil. Dünya’nın bir çok yerinde cinsellik ve seks büyük bir konu. Yaratılışın ana kaynaklarından biri…

Her iki cinsiyetin cinsellikle alakalı kafalarındaki soru işaretleri farklı.

Kadınların ayrı…

Erkeklerin ayrı…

Kültürden kültüre de değişiklikler oluyor. Özellikle bizim kültürümüzde dinin büyük bir etkisi var.

Neyse bunu sosyolojik bir yazı gibi yazmayacağım.

Alkan’nın tatlı dilini biliyorsun :)) Aynen öyle devam edeceğiz. Bu yüzden sorunu açıklamakla başlamak istiyorum:

Bir önceki bölümde niyetten bahsetmiştik.

Bu da bağlantılı bir konu… Soru direkt şu: SENİNLE SADECE CİNSELLİK İÇİN Mİ GÖRÜŞÜYOR?

Belki bu soruyu sen kendine sormuyorsundur ama emin ol ki bir çok kadın bu soruya cevap veremiyor.

Bazı erkekler duygusal anlamda bir şey istemezler. Tamamen cinsel ihtiyaçları için bir kadınla birlikte olurlar.

Daha kötüsüyse seviyormuş gibi yapıp aslında sadece seks için birlikte olan erkekler.

Evet.

Yalan yok.

Böyle adamlar da var. Bak geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımdan duyduğum söz… O da başka ünlü birinden duymuş ama ismini hatırlamıyorum:

“Kadınlar çok iyi orgazm taklidi yaparlar. Erkekler de çok iyi ilişkideymiş taklidi yaparlar.”

Cümleyi duyduğumda hoşuma gitti. Neden? Çünkü söylenen cümleye kesinlikle katılıyorum (herkes için geçerli olmasa da).

Tabii bir kadın, sevgilisinin sadece seks için onunla birlikte olduğunu hissediyorsa, altında başka sebepler de var.

Yanılıp, Hayal Kırıklığı Yaşamaktan Korkuyor musun?

Evet… Hayal kırıklığı…

Düşünsene: Sevgisinden emin olduğun ve inanılmaz güzel vakit geçirdiğin bir adam var karşında.

Zaman geçiyor…

Hareketleri dikkatini çekiyor. Devamlı dokunmak istemesi… Buluşmaları gizli saklı yerlerde yapması… Sürekli ev ortamında etkinlikler yapmanız…

Bunlar içinde şüphe yaratıyor: “Acaba benimle sadece birlikte olmak için mi görüşüyor?” diyorsun. Bu soru kadar acı verici başka bir soru yok.

Eğer sonunda şüphelerin gerçek çıkarsa, yaşayacağın hayal kırıklığı seni korkutuyor.

Korkmamak mümkün mü?

Emek verdiğin birinin amacı bu kadar basit ve yüzeysel ise, bundan sonra erkeklere nasıl güvenebilirsin ki?

Bak… Dikkatini ver!

Endişelerini anlıyorum. Seni hissediyorum.

Bu bölümde amaçladığım ne biliyor musun? Karşındaki erkeğin niyeti sadece cinsellikse, bunu anlamanı sağlayacağız.

Sonunda nasıl bir karar verirsen ver, anlatacağım yöntemlerle erkeğinin ilişkiye yaptığı *duygusal* yatırımı arttıracaksın.

Tamamen cinsellikle yaklaşıyor olsa bile söylediklerime uyarsan, *zamanla* ilişkiye duygularını katacak. Bundan emin olabilirsin.

Ama şunu da unutma: Bazen erkekler gerçekten SADECE seks için karşılarındaki kadını oyalarlar. Hani bir ilişki yaşasanız bile, o kendini ilişkideymiş gibi hissetse bile, senin duygusal ihtiyaçlarını hiçbir zaman karşılamayacak.

Böyle durumlarda ciddi bir karar vermen gerekebilir. Bu gerçekleri de görmen için böyle bir uyarı yapıyorum.

Adam, “Seni seviyorum. Sensiz yaşayamam.” dese bile hiçbir zaman duygusal ihtiyaçlarını karşılamayabilir. Burada karar tamamen senin.

Ama şimdilik bir dur… Seni korkutmak istemiyorum.

Bunun bilincinde olman için küçük bir uyarı verdim. Birazdan takip edebileceğin çok basit işaretler vereceğim.

Fakat ondan önce kendi hayatımda yaşadığım ve bu konuya birebir örnek olan bir hikayeden bahsetmek istiyorum.

Bu hikayeden çok ders çıkaracaksın. Hazır mısın?

Süpersin!

Bugün Bile Unutamadığım Bir Kadının Hikayesi

Hala zaman zaman aklıma gelen bir kadından bahsedeceğim. Hayatımda yaşadığım ilginç olaylardan biriydi.

Üniversitenin son senesiydi…

Sınıftan bir arkadaşımla serviste oturmuş, muhabbet ediyorduk. Aslında bakarsan aynı sınıfta olmamıza rağmen tanışmamız çok yeniydi.

Sohbet çok güzel konulara geldi ve birbirimizi anlayabildiğimizi gördük.

Bir kaç gün sonra bu arkadaşım beni biriyle tanıştırmak istediğini söyledi. Kız mı erkek mi bilemedim. Sormamıştım da…

Gayet dostane bir tanıştırma olacağını düşündüğüm için her iki seçeneği bekliyordum açıkçası.

Sonra buluşma günü geldi… Ders çıkışı buluşacağımız restorana doğru yürüdüm.

Uzaktan onları gördüm.

Ve inanılmaz şaşırdım… Neden biliyor musun?

Beni tanıştırmak istediği kişi inanılmaz güzel bir kadındı. Tabii ne amaçla tanıştırmak istediğini bilmediğim için kesinlikle beğenimi göstermedim.

Ama hoşuma gitmişti.

Fakat ilerleyen dakikalarda ne kadar dostane bir sohbet olsa da, iletişim bilgilerimizi paylaştık.

Sonraki günlerde zaman zaman mesajlaşıyor ve konuşuyorduk. Bazı akşamlar buluşuyor, bir şeyler içiyorduk.

Her neyse…

Zaman bu şekilde ilerledi. Ama inanılmaz bir çekim vardı. Şimdi dürüst olacağım:

Evet, ona karşı bir beğenim vardı. Fakat kesinlikle duygusal anlamda bir şey beklemiyordum. İstemiyordum da.

Cinsel anlamda bir şeyler yaşanırsa yaşanırdı. O zamanlar bir ilişkiye kesinlikle başlamak istemiyordum.

Sonra bir kaç kere buluştuk. Aramızda o cinsel çekim her zaman vardı. Neyse ki bir ara konuşurken, o da duygusal anlamda bir ilişki istemediğini söyledi.

Geçirdiğimiz her dakika inanılmaz eğlenceliydi… Onunla bir çok şeyi konuşabiliyordum.

Başlarda birbirimize yakın olamasak da zamanla buzlar eridi.

Cinsel yakınlaşmalarımız da oldu.

Fakat işin enteresan tarafı, birbirimize sevgili ve ya diğer aşk sözcüklerini kullanmasak da, sevgili gibiydik. Hem de bir birine deli gibi aşık iki kişi gibiydik.

Tahmin et sonra ne oldu?

Hmm…

Eveeeet! O “Kesinlikle ilişki istemiyorum.” diyen adam (yani ben), bu kadına duygusal anlamda  bağlanmaya başladı.

Ona “Sevgilim.” diyememek artık canımı sıkıyordu.

Hikayenin daha fazla detayına girmeyeceğim ama bilmen gereken şu: Ondan duygusal anlamda hiçbir şey istediğim halde 1-2 ay inanılmaz güzel vakit geçirdikten sonra aklımda ve kalbimde ondan başka kimseyi istemiyordum.

Şimdi hala birlikte miyiz?

Maalesef hayır. Bir kaç ay sonra benim yaptığım bir aptallık yüzünden ayrıldık (bunu da açıkça itiraf ediyorum).

Ama sana şunu söyleyebilirim: Hani unutamıyorum derler ya… Hayatımda pişman olduğum davranışlarım var. Bu davranışlar sonucunda ayrılık yaşadığım kadınlar da var.

“Keşke yapmasaydım ve bugün hala birlikte olsaydık.” dediğim tek kadın o.

Belki şu anda büyük konuşuyorum.

(Ya da arka planda duygusal bir müzik çaldığından dolayı bu kadar duygusal yazıyorum.)

Fakat üzerinden o kadar zaman geçmesine rağmen hala ara ara aklıma geliyorsa, o keşkeli cümleyi söylemekte bir sakınca görmüyorum.

He şunu belirteyim: Deli divane aşığım demiyorum. Ben hayatımda hiçbir kadına kontrol dışı aşık olmadım (ilk sevgilim hariç). Sadece derin ve yoğun değer verdim.

Bu kadın da benim için diğerleri gibi inanılmaz değerliydi. Fakat dediğim gibi… Hala zaman zaman aklıma gelir.

Peki Sen Bu Hikayeden Hangi Dersleri Çıkarman Gerekiyor?

Lafı uzatmaya gerek yok:

Bir erkek sana sadece cinsel amaçla yaklaşıyor olsa bile zamanla aşık olabilir. Hadi aşk demeyelim ama derin bir sevgi ve duygusal bir bağ hissedebilir. Bu da gözünün senden başka kimseyi görmeyeceği anlamına geliyor.

Bu %100 mümkün!

He tek olmayacak durum şu: Psikolojik anlamda aşırı sağlıksız bir insan olmalı. Kısaca duygularını yitirmiş bir psikopat olmalı.

Duyguları olan herhangi bir insan, zamanla başka birine karşı daha yakın hissedebilir.

İşte işin nasılına bu bölümde gireceğim.

Anlatmadan önce sana sadece cinsel amaçlı yaklaşıp yaklaşmadığını öğrenmen gerekiyor.

O halde çok kolay takip edebileceğin işaretleri seninle hemen paylaşayım!

Seninle Sadece Cinsellik İstediğini Gösteren 3 İşaret

1. Arkadaş Çevrenizle Etkinliklerden Kaçınıyor

En başında şunu söylemem gerek: Daha üçüncü buluşmanızda arkadaşlarıyla tanıştırmasını dert etme sakın.

Hoşlandığın birini sevdiğin insanlarla tanıştırmak için zaman geçmesi gerek.

Bu işaret minimum birbirinizi 1 aydır tanıyorsanız geçerli. Yeni başlamış çiftler için geçerli değildir.

Tamam.

Şimdi uyarıyı yaptıktan sonra şöyle devam edeyim. Bana soracak olursan, senden cinselliğin ötesinde bir şey istemediğini gösteren önemli bir işaret.

Bu yüzden başa almak istedim.

Eğer ki senin hayatındaki insanları tanımaya çalışmıyorsa…

Ya da kendi hayatındaki insanları seninle tanıştırmıyorsa…

Arkadaş grubuyla birlikte bir etkinlik yapmaktan kaçınıyorsa…

Durum gerçekten çok kritik.

Şu hatayı da kadınlarda görüyorum: Adamın arkadaşlarını tanımaya çalışmıyorlar ya da kendi arkadaşlarıyla tanıştırmıyorlar. Tanışmaktan öte, topluca bir etkinlik planı yapmıyorlar.

Birebir görüşmeleriz en başlarda olur, tamam.

Fakat bir süre geçtikten sonra onu daha yakından tanımak istiyorsun değil mi?

Onu en iyi tanımanın yolu başka insanlarla olan arkadaşlığını görmektir. Senin arkadaşlarınla nasıl iletişim kuruyor? Kendi arkadaş çevresinde nasıl davranıyor?

Bu yüzden ekstra bir tavsiye olarak şunu söylemeyelim: Eğer ki bir adamı gerçekten tanımak istiyorsan, birebir buluşmalardan bir an önce grup etkinliklerine dönüver.

Tabii her zaman olacak bir şey değil. Ara ara grup şeklinde başka insanlarla etkinlikler yapın.

Eh, sonuç itibariyle bu adam grup etkinliklerinden kaçıyorsa, ortada büyük bir negatif işaret var.

Daha önce dediğim gibi: Bunu hemen üçüncü buluşmada beklememek gerek.

Aslında 1 ay dedim fakat bazıları 1 ay içerisinde 50 kere görüştükleri için zamansal bir süre vermek yanlış olur.

En azından 6-7 kere görüşmüş olun derim.

Ve ekstra söylemem gereken bir şey daha var: Eğer ki Almanya’da bir alman kadına bu tavsiyeyi veriyor olsaydım, büyük ihtimalle başka söylerdim.

Fakat Türkiye’de olduğumuz için bu uyarıyı yapmalıyım: Cinsellik yaşanmadan önce mutlaka en az bir defa grup etkinliği yapmış olun.

(NOT: Sadece yeni tanışmış çiftlere konuşuyormuş gibi oldum. Ama merak etme… “Bazı şeyler için çoktan zaman geçti” diyorsan, bu işareti yine de görebilirsin. Son görüşmelerinize bir bak: Arkadaşlarınızla ne kadar vakit geçirdiniz?)

2. Genelde Dört Duvar Arası Buluşuyorsunuz

En büyük işaret bu!

Seninle dışarıda buluşmak istemeyen ve randevuları genelde ev ortamında yapan adamdan ciddi bir adım bekleyebilir misin?

Bazıları bekleyecektir.

Neden? Çünkü adamın güzel sözleri var:

“Seni seviyorum.”

“Seninle gelecek kurmak istiyorum.”

“Şu sıkıntıları atlattıktan sonra ciddi bir yola girelim.”

Gibi gibi…

Peki o geleceği sadece evde mi kurmak istiyor? Allah allah…

Zaten kültürümüzdeki “Evlenmek” kelimesini hiç sevmemişimdir. Kelimenin içinde bile “ev” geçiyor. Aslında kişisel yorumlarımı zaman zaman yaparım ama şimdilik susuyorum.

Bak şimdi!

Adam seninle sürekli kapalı bir ortamda buluşmak istiyorsa (arabayla ıssız ama manzaralı bir yere gitmek, evde film seyretmek, hafta sonu için başka bir yerde ev tutup tatil yapmak) bu kesinlikle iyi bir işaret değil!

Bunların hepsinin yeri ve zamanı var. Ama denge içerisinde olmalı, anlıyor musun?

Devamlı baş başa yalnız kaldığınız buluşmalar olmaz.

Eğer ki sürekli bunlar yaşanıyorsa, bu düpedüz sadece cinsellik istediğini gösteren bir işarettir. Bunu lütfen unutma.

Bu yüzden sürekli söylerim:

“Fiziksel bir aktivitenin ve başka insanların bulunduğu randevular yapın.”

Daha doğrusu “denge” kelimesine tekrar vurgu yapmam gerekiyor! Sürekli dışarıda başka insanların arasında randevu yapmak da doğru değil.

Baş başa kalmak yine önemli!

Konu buraya gelmişken sana yaşam kurallarımdan birini anlatacağım:

Gri Alanda Yaşamak: Siyah Beyaz Olma

Gri alanda yaşamak gerektiğini düşünen biriyim. Neden biliyor musun?

Dünyada hayatta kalabilen canlılar, uyum yeteneği en yüksek olan canlılardır. Buna evrimsel psikolojide “Adaptability” diyorlar.

Kış soğuğunda, yazlık kıyafetlerinle gezmeye kalkarsan, donup ölme ihtimalin çok büyük. Bu gözle görülür, mantıklı bir örnekti.

Uyum yeteneğinin her şeye uyarlanabileceğini düşünürüm. Özellikle de ilişkiler konusuna…

Nereye varmak istiyorum?

Az önce söylediklerimi düşün… Bir yandan diyorum ki, dışarıda buluşmalısın. Diğer yandan baş başa zaman geçirmek önemli diyorum.

Burada anlatmak istediğim dengeyi yaratabilmek.

Siyah beyaz bakıyor olsaydık, “Evde kesinlikle buluşmayın. Seni direkt yatağa atmak isteyecek. Erkekler pislik canlılar. Amaçları sadece bu.” diyebilirdik.

Ya da “Sadece ve sadece evde buluşun. İlişkiyi en dayanıklı kılacak olan budur. Daha özel paylaşımlar yapacağınız için sana yüzde yüz bağlanacak.” diyebilirdik.

Ama demiyoruz!

Gri alanda kalmayı öğrenmeli.

Uyum sağlayabilmeli.

Bu yetenek, hayatta (ya da ilişkide) kalınabilirliğini arttıracak.

Uyum Yeteneğini Geliştirecek Küçük Bir Egzersiz

Açık konuşayım… Bu egzersizi paylaşsam mı paylaşmasam mı diye düşündüm. Çünkü biliyorum ki bir çok kişi bunu yaparken rahatsız olabilir.

Sonra tekrar düşündüm… Kendilerine zıt bir şey söylediğinde sinirlenen ve ters tepki gösteren insanlar için bu paylaşımları yapmıyorum.

Bu yüzden fayda görecek insan, bu egzersizi her şekilde sevecek. Bir şeyler öğrenecek 🙂

Altıncı bölüme kadar verdiğim egzersizlerin bir çoğunu yapmışsan senin de bu egzersizden faydalanacağını biliyorum.

Bak, anlatıyorum.

Belki bir politik görüşün vardır…

Ya da dini bir inanç…

Koyu bir şekilde inandığın, siyah beyaz olduğun herhangi bir konuyu düşün.

Bazıları için bir futbol takımı bile olabilir.

Hani zıttının kesinlikle saçma olduğuna inandığın herhangi bir şey…

Güçlü olması gerekiyor. Bunu unutma.

Dini inanç mesela inanılmaz güçlü bir konu. Anlıyor musun? Böyle bir seçmeni istiyorum.

Seçtin mi?

Bekliyorum…

Seçtikten sonra devam edebilirsin 🙂

Harika!

Şimdi yapman gereken seni zorlayabilir. Tek cümleyle söylüyorum:

Bu inancın tersine inanan biri gibi davranacaksın. Doğru olmadığına dair her kanıtı kendine söyleyeceksin. Yani kendini yalanlayacaksın.

(Evet, tek cümle yerine üç cümle kullandım. Ne olmuş yani?)

Özellikle ahlaki konularda bunu yapmak inanılmaz zordur. Bak, dikkat et. Bu egzersizin sonunda kendini suçlu hissedebilirsin.

Çünkü bugüne kadar inandıklarının zıttını söylüyorsun.

Kolay bir egzersiz değil. Bu yüzden herkese göre değil.

(Not: Söylediklerine inanmak zorunda değilsin tabii. Bu egzersizin amacı, siyah beyaz alandan çıkınca kendini ne kadar rahatsız hissedeceğini görmen.)

Eğer ki “Egzersizi deneyeceğim.” diyorsan şuna dikkat et: Kendini yalanlayan cümleler söylerken, iç sesin işin içine karışabilir. O da seni ayıplayabilir. İhanet ettiğini hissettirebilir.

Durum böyle olursa yine şunu öğrenmiş olacaksın: İnançlarımız dünyamızı şekillendiriyor. Dolayısıyla şu anda ne yaşıyorsak, inandığımız için yaşıyoruz. (İlişkindeki problemler buna dahil)

Ciddi bir örnek vereyim:

İslam dinine inanan biri, ateizmi savunan cümleler söyleyebilir mesela… (tekrar söylüyorum: Kolay değil. Daha egzersizi yapmadan içinden duygusal bir tepki veriyorsan bile, inançlarının ne kadar güçlü olabileceğini görebilirsin)

Neyse, bu da böyle arada kalsın.

İstersen her zaman deneyebilirsin 🙂

Şimdi asıl konumuza geri dönelim!

3. Cinselliği Reddettiğinde Sinirleniyor ya da Bozuluyor

Aralarından belki en hızlı anlaşılabilir işaret budur. Çok basit:

İhtiyacın olan tek şey irade.

Yani…

Baş başa kaldığınızı düşünelim. Aranızdaki cinsel çekim arttıktan ve ısınmaya başladıktan sonra ondan mutlaka bir hamle gelecek (gelmiyorsa başka sorunları konuşabiliriz).

İşte bundan sonra geri adım atmalısın.

Yani onu tatlı bir şekilde reddedeceksin.

Burada sana verdiği tepkiden neyin ne olduğu anlaşılır. Sana sinirleniyor mu? Bozuluyor mu?

Yoksa anlayışla karşılayıp geri adım atıyor mu?

Şimdi bunu söyledikten sonra iki önemli konudan da bahsetmem gerek:

  • Cinselliği nasıl reddetmen gerektiği…
  • Bu reddetmeyi ne kadar sürdürmen gerektiği…

İkisi de önemli konular çünkü yanlış anlaşıldığında yine işleri berbat edebilirler.

Reddetmekten bahsederken “tatlı” kelimesini kullanmıştım. Bak işte bu kelimeyi açmam gerek!

Yaptığı büyük bir ayıpmış gibi sert bir şekilde reddersen, şimdiden söyleyeyim: Onu bir daha göremeyebilirsin.

Reddetmenin de bir adabı var. Şu mesajı vermelisin:

“Evet, ben de seni arzuluyorum. İstiyorum. Ama şimdi zamanı değil. Cinsellik *olacak* ama biraz daha zamana ihtiyacımız var.”

Hatta bu cümleyi kopyala yapıştır, direkt adama söyle yani 🙂

Cinsellik iki kişinin arasında yaşanılan en güzel paylaşımlardan biri. Bunun kötü bir şeymiş gibi adama söylediğinde işler berbat olabilir.

(NOT: Ülkemizde cinsellik hala tabu olduğu için bazı küçük şehirlerde bu şekilde bakılmayabilir. Anlıyorum. Ama bu yazıları yazarken konuştuğum spesifik bir “kadın modeli” var. Bugüne kadar yazdıklarıma katılmışsan, cinsellikle alakalı bakış açıma da az çok katılacağını düşünüyorum.)

(2.NOT: Bu bölümün içeriğini araştırırken, daha önce aldığım sorulara göz gezdirdim. Aldığım sorulardan biri şöyleydi: “Mutlu bir ilişki yaşamak için cinsellik olması gerekiyor mu?”. Kısaca, evet gerekiyor. Bu soruyu sormak isteyen kişinin durumunu az çok tahmin edebiliyorum. Ama kısa bir şekilde cevap vermeye karar verdim. Detaylarını merak ediyorsan, yorum kısmında sorunu paylaşabilirsin.)

Eveeet… İki notu da paylaştıktan sonra kaldığım yerden devam ediyorum.

Nasıl reddetmen gerektiğini öğrendin.

Şimdi bu reddetmeyi ne kadar sürdürmek gerektiğinden bahsedeceğim. Kısaca söylemek gerekirse, sen olgun ve kendine güvenen bir kadınsın.

Yaşın kaç olursa olsun…

Cinselliği yaşamak senin kararına kalmış. Bununla alakalı herhangi bir tavsiye yapamam. Sadece şunu söyleyebilirim:

Seni tanımak istediğinden emin olduğun zaman cinselliği yaşa derim (Seninle evlenmek ve ya başka ciddi bir adım atmak istediğinden emin ol demiyorum. Karakterini ve hayatını tanımaya çalışıyorsa ve bu süreç içerisinde cinsellik geliyorsa, yaşamakta özgürsün.)

Bazen kadınlar da sadece cinsellik olsun diye cinsellik yaşarlar. Bu da dünyanın en doğal hali.

Yani dolayısıyla karar tamamen senin. Yaşamak istiyorsan yaşa.

Ama SEN istedin diye yaşa. Yok o istedi diye ya da onu elinde tutmak için böyle paylaşımlarda bulunma.

Kural basit: Cinsellik yaşamak istiyor musun? Cevabın evetse yaşa 🙂

Erkeğin Sana Duygularını Açması için Ne Yapman Gerekiyor?

Şimdi asıl konuya geldik…

Evet, bu bölümün devamını okuyorsun ama uygulayacakların biraz farklı olacak. Nasıl farklı dersen…

Yukarıda bahsettiğim testleri yapmış olman gerekir.

Yani cinselliği reddedip onun tepkisini ölçmek gibi…

Bundan sonra karşındaki erkeğin saf cinsel arzularını, duygusallığa nasıl dönüştürebileceğini anlatacağım. Daha doğrusu sen dönüştürmeyeceksin.

Sen doğru yaklaşımı öğreneceksin… O şekilde davrandıkça, erkeğin kendi kendine duygularını ön plana çıkarmaya başlayacak.

Çok heyecanlı, değil mi?

Evet!

Şunu söylemeliyim: İster karşındaki erkek seninle sadece cinsellik için birlikte olsun… İsterse sana gerçekten değer versin… Durum ne olursa olsun, karşındaki erkeğin sana daha da bağlanmasını istiyorsan, bundan sonra okuyacaklarını aşk hayatında uygulamalısın.

Anlaştık mı?

Süper! O halde devam ediyorum…

Erkeğin Sana Bağlanması için 2 İhtiyaç

Olayları çok daha komplike hale getirebilirim. Ama sana en basit şekliyle anlatmak istiyorum. Bu yüzden sadece 2 konu üzerinde duracağım.

Birincisiyle hemen başlıyorum:

1. Ne Konuştuğun Değil, Ne Yaptığın Önemli.

Bunu her fırsatta söylüyorum!

Artık klişeleşmiş randevuların sıklığını azaltman gerekiyor! Yani bir kafeye gidip, karşılıklı oturup konuşmak yerine…

Parkta pamuk şekerlerinizi alıp, yürüyerek sohbet edin! Sonra cimlere oturun ve gözlerinizin içine bakarak iletişim kurun.

Ya da akşam bir restoranda yemek yerine…

Günübirlik düzenlenen aşçılık workshop’una katılın. Gülerek, eğlenerek yemek yapın!

Bak…

Aslında konuyu ilk cümlelerimde özetledim ama biraz daha açmam gerek. Bir kafede oturup saatlerce konuşarak karşındaki insanı tanıyamazsın.

Tanımanın dışında, duygularınızın içinde olduğu bir paylaşım yapmamış olursunuz.

Sadece konuşmuş olursunuz.

Bunun kötü bir şey olduğunu söylemiyorum. Karşılıklı bir restoranda yemek yiyip, konuşmanın da zamanı var. Kafede çay içmek de önemli…

Ama bunların hiçbiri duyguları işin içine katacak etkinlikler değil.

Şunu unutma:

Bir erkek seninle vakit geçirirken kendini iyi hissediyorsa, bunları seninle bağdaştıracaktır.

Aynısı kadınlar için de geçerli (tüm insanlar için geçerli).

Dolayısıyla erkeğinin seninleyken güzel duygular yaşamasını istiyorsan, klişe buluşmalardan şimdilik uzak durmalısın. Bütün pozitif duyguları seninle bağdaştırmalı ki, yine seni gördüğünde cinselliği değil, duygularını hatırlasın.

Capito?

Bence kısa ve öz oldu. Sadece bir kaç randevu örneği vereyim:

  • Birlikte piknik yapabilirsiniz.
  • Starbucks’ta kahve sohbetlerine katılabilirsiniz (Starbucks çalışanlarından bunu rica edebilirsin. Ücretsiz yapıyorlar.)
  • Spor salonunda yoga sınıfını ziyaret edebilirsiniz (bak bakalım tayt giyiyor mu).
  • Müzeye gidebilirsiniz.
  • Karaoke yapabilirsiniz.
  • Eğer bir süredir birlikteyseniz, ilk buluşmanızın tekrar canlandırmasını yapabilirsiniz.
  • Vespa kiralayıp şehir turu yapabilirsiniz.
  • Birlikte pasta yapabilirsiniz.
  • Hayvanat bahçesine gidebilirsiniz.
  • Sabah 4’de uyanıp gün doğumunu seyredin.

Tabii bunlar sadece aklıma gelenler. Bazıları uçuk görünebilir ama sebebi belli: Belki bugüne kadar bu tip randevular yapmadığın için aşırı gelebilir.

Tekrar ediyorum.

Yukarıda saydığım bütün aktiviteler, erkeğin pozitif duygularını canlandıracak. Dolayısıyla bu aktiviteleri seninle yaptığı için duyguları da seninle bağdaştıracak.

Evet…

Ne konuştuğunuzun önemi yok.

Birlikte ne yaptığınız, neler yaşadığınız önemli (duygular için).

2. Değerlerini Keşfet. Durumunu Değil.

Bu kuralı “Erkeğin Aşkla Yaklaşsın” kursunda da anlatmıştım. İlk öneride söylediğim gibi asıl olay, karşındaki adamın seninle vakit geçirirken pozitif duygular hissetmesi.

Mantıklı bir deneyim yaşarsa, seni sadece ne kadar seksi bulduğunu aklına getirecek.

Duygularını hissetmeyecek.

Aslında sadece birinci kuralı uygulayarak adamın duygularını ön plana çıkarabilirsin. Fakat üstüne bir de ikinci kuralı eklediğinde, oh mis!

Sonuçta bahsettiğim etkinlikleri birlikte yaparken, zaman zaman sakin kalıp sohbet edeceksiniz. Hatta yine bir kafeye oturup, çay kahve içeceksiniz.

Eh bu durumda ağızlardan çıkan sözler ön planda kalır (ya da sessizlikler).

Öyle değil mi?

O halde konuşurken yine duygularını ön plana çıkarmasını sağlamak gerek. Mantıklı “Hobilerim şunlar.” konuşması hiçbir yere götürmez.

Bana soracak olursan boş konuşmadan başka bir şey değil.

Şu iki soruyu karşılaştırmanı istiyorum. Ya da bizzat benim sana sorduğumu hayal edebilirsin:

Birinci soru: “Ne iş yapıyorsun?”

Soruyu cevaplarken sana hissettirdiği duygulara odaklan… Bedenine odaklan. Neler hissediyorsun?

Büyük ihtimalle bir şey hissetmeyeceksin. Peki bir de şu soruya bakalım:

“Çocukluğunda hayalini kurduğun meslek neydi?”

Cevabını ver… Hatta şimdi sesli bir şekilde sözlerimin karşısında cevabını söyle.

….

Sonra hislerine odaklan.

Neler hissediyorsun?

Sonuç daha farklı, öyle değil mi?

Konuya bakarsan, ikisini de “meslek başlığı altında sorulan sorular” diye kategorize edebiliriz. Ama sonucunda hissettiğin duyguların arasında dünya kadar fark var.

Aah ah… Bu yüzden iletişim becerileri çok önemli! Gerçi bunları normal bir iletişim seminerinde anlatmazlar. Manipülasyon diyenler olacaktır… Sosyal mühendislik diyenler olacaktır.

Böyle bir bakış açısından bakarsak karşındaki insanın duygularını değiştirmek diyebiliriz. Hatta beni bile suçlayabilirsin 🙂 Doğal olmayanın dışında bir şey yapıyormuş gibi görünebilirim.

Ama işin gerçeği şu: ASIL İLETİŞİM BUDUR.

Doğumundan beri sana öğretilenler… Okulda öğrendiklerin… Ailenden gördüklerin… Sistemin sana anlattıkları…

İnsanları neredeyse tamamen köreltiyor.

Özellikle okullarda sosyal ilişkiler ve iletişim dersinin olmamasına hiç anlam veremiyorum. Neyse neyse…. Konuyu dağıtmayayım.

Şunu unutma:

Bir insanın sana duygularını açmasını istiyorsan, duyguları canlandıracak sorular sor. Karşındaki insan eski anılardan bahsederse, o anılarla bağdaştırdığı duygular da ortaya çıkacak.

Güzel anıları canlandır… Güzel duygular yaşasın.

Kötü anıları canlandır… Kötü duygular yaşasın.

İşin ilginç tarafı bu duyguları seninleyken yaşarsa, hepsini seninle bağdaştıracak.

İşte erkeğin sana aşık olması bu şekilde başlar 😉

Ekstra Bilgi: İnsan İlişkilerinde %80 – %20 Kuralı

Şu soruyu kendine sor: Buluşmanın ne kadarında sen konuşuyorsun? Ne kadarında o konuşuyor?

Özellikle iletişimin başlarında, %80’lik kısmında erkeğin konuşursa sana karşı güveni artacak.

Bu tabii benim şu anda salladığım bir oran. Ama genel mantığı şöyle:

Daha çok anlatan taraf, daha çok güvenir.

Bunu da unutma.

(NOT: Nasıl bir gaza geldim bilmiyorum. Bu bölümü hazırlarken bu bilgileri paylaşacağımı not almamıştım. Anlattıklarım doğru uygulandığında, hayatın her alanında seni 1-0 ileri taşıyacaktır. Kariyerinde yükselmek de dahil… Fakat bu konu, başlı başına bir eğitim olduğu için burada kesiyorum.)

Kendim Hakkımda Şeytani Bir Bilgi:

Belki biliyorsun… Bu Aşk Akademi projesini başlatmadan önce erkeklere eğitimler veriyordum. Hoşlandıkları kadınlarla nasıl tanışabileceklerini… Nasıl etkileyeceklerini… Nasıl ilişkiye başlayacaklarını vs…

O eğitimlerden bir tanesi. Tarzıma bak be :))

Anlattığım ana bilgilerden bir tanesi de buydu.

“Sen konuşma… Soru sor. O anlatsın. Böylelikle sana daha çok güvenecek.” 

Biraz şeytani bir yaklaşım olduğu için manipülasyon diyenler olacak. Buna bir şey diyemem. Belki geçmişinde yaşamışsındır.

Kısa bir süreliğine tanıdığın (belki de sadece bir iki gündür tanıdığın) ama yıllardır tanıyormuş gibi hissettiğin bir adamla karşılaştın mı?

Düşün bakalım…

İlla bir erkek olmak zorunda değil. Belki normal bir arkadaşın.

Şunu düşün… Birlikte sıra dışı bir olay yaşadınız mı? Daha çok anlatan taraf sen miydin?

Büyük ihtimalle öyleydi.

Dikkat et… İşini çok iyi bilen erkekler de bu şekilde yaklaşırlar. Anlattırırlar… Pek konuşmazlar. Sonunda hem onu uzun zamandır tanıyormuş hissini yaşarsın… Hem de onun hakkında hiçbir bilmediğinin farkına varırsın.

Yanılıyor muyum?

(Bu son bir kaç cümlem sadece kulağına küpe olsun. Kötü bir şey diye anlatmadım. İnsan psikolojisini daha iyi kavraman için anlattım.)

Haftalık Görevin:

En son anlattığım duyguları canlandırarak soru sorma becerisini geliştirmeni istiyorum. Bu yüzden bazı sorular vereceğim. Sen de onları değiştireceksin.

Sana bir öneri olması için söylüyorum: “Ne?” ve “Nasıl?” sorularını kullanarak cümlelerini kurarsan, açık uçlu sorular sormuş olursun.

Açık uçlu soru demek, karşındaki insanın uzun uzun anlatacağı cevaplar vermesi demek.

İkinci bir öneri olarak şunu söyleyebilirim: Geçmişteki güzel anıları hatırlatacak sorulara dönüştürebilirsin. Her zaman olmaz ama elinden geldiğince yapmaya çalış.

Burada senin yaratıcılığın önemli.

Sırasıyla aşağıdaki soruları değiştir:

  • “Hobilerin neler?”
  • “Hangi şehirde doğdun?”
  • “Nasıl müzikler dinlersin?”
  • “Kaç kardeşsiniz?”
  • “Hangi takımı tutuyorsun?”

Eveet… Bu kadar.

Gördüğün gibi verdiğim sorular, yeni tanışan insanların birbirlerine genelde sorduğu sıkıcı sorular… Herkesten duyuyoruz.

Şimdi senin yapman gereken, bunları evire çevire, daha heyecanlı, daha duygulu hale getirmek. Konu aynı olabilir. Ama farklı açılardan yaklaşabilirsin.

Örnek olsun diye bir tanesini senin için değiştireyim:

“Hobilerin Neler?” sorusunu “Yaparken en çok mutlu olduğun aktivite nedir?” diyebilirsin.

Anladık mı?

Daha da yardım etmem 🙂 Yaratıcılığını zorlaman gerek. Tek seferde yapmayı da bekle lütfen 🙂 Önümüzdeki bir kaç gün boyunca, zaman zaman geri dönüp farklı formatlar üretebilirsin.

Yaratıcılığını geliştirecektir.

Bundan sonrası artık sana kalmış. Karşındaki erkeğin saf cinsel isteğini duygulara dönüştürmek için en önemli yöntemlere sahipsin.

Emin ol bir erkeği kendine aşık etmek için başka hiçbir şeye ihtiyacın yok.

Açıklamamı istediklerini her zaman olduğu gibi yorum kısmında sorabilirsin. Hadi şimdi derhal egzersize koyulma vakti!

Seviliyorsun 😉

Altıncı Bölümü Tamamladın!

Tebrik ederim! Umarım görevlerini yapmışsındır 🙂 

Verdiğim görevleri yapmadan bir diğer bölüme geçmenin hiçbir anlamı yok. Bazıları kaçamak yapacaktır. Ben ne kadar uyarsam da ödevleri yapmadan diğer bölüme geçecekler.

Sen o yaramazlardan olma 🙂 

Görevini tamamladıktan sonra aşağıdaki linke tıklayabilirsin. 

(Bonus bölümlerden sadece bir tanesi yayında. Diğeri üzerinde çalışmalar devam ediyor. Birinci bonus bölümü okumak için aşağıdaki linke tıkla) 

--> Görevimi Tamamladım Alkan! Bonus Bölüme Devam! 


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun (Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam olarak bilinir). Aynı zamanda Aşk Akademi'nin Kurucusu

Leave a Reply

Your email address will not be published.