Çöken İlişkini Kurtar E-Kursu 5. Bölüm

Kursun beşinci bölümüne hoş geldin! 

Karşındaki erkeğin niyetinden emin olmadığın zamanlar oldu mu? Seni oyalıyor mu yoksa niyeti gerçekten ciddi mi? 

Bir çok kadının aklını kurcalayan sorulardan bir tanesi bu. Beşinci bölümde karşındaki erkeğin asıl niyetini anlayacaksın. Bundan sonra ona göre davranacaksın. 

Kağıt ve kalemin hazır mı? Süper! 

Dersin sonunda aklında kalan bütün soruları yorum kısmında paylaşabilirsin 😉 

Seni gerçekten sevip sevmediğini nasıl anlayacaksın?

Hayatındaki başka etkenler, seninle ilgilenmesine gerçekten engel mi?

Senden gerçekten ne istiyor?

Kısacası…

Hayatını seninle gerçekten paylaşmak istiyor mu?

Bazen erkekler birlikte oldukları kadını ortada bırakırlar. Ortada bırakır derken, niyetin tam olarak ne olduğunu göstermezler.

Sevmiyor demek istemiyorum… Belki seviyor ama ciddi bir yola girmek istemediği için sorularını cevapsız bırakıyor.

Bir nevi oyalıyor. Ya senden emin olmak için ya da gerçekten ciddi bir ilişki istemediği için…

İşte insan sevdiği kişinin niyetini anlayamayınca ortada kalıyor.

Yukarıda bahsettiğim soruları kendine sormaya başlıyor.

Sen de buna benzer bir durumun içinde misin?

Belki anlatmaya çalıştığım senaryoyu direkt yaşamıyorsundur ama şunu sorayım:

Karşındaki adamın niyetiyle alakalı tamamen emin misin?

Yoksa kendini ortada mı hissediyorsun?

Tam olarak ne istediğini bilmediğini düşünüyor musun?

Eğer ki sen de bu soruları soruyorsan, bu bölümde ne yapman gerektiğini öğreneceksin. Yani adamın niyetini anlamana yardımcı olacağım.

Sonucunda şüphelerinin gerçekliğini öğreneceksin. Böylelikle ilişkiyi kurtarmak adına ne yapacağını fark edeceksin.

Çok iddialı konuşuyorum yine her zaman ki gibi 🙂

Bak ama şu konuda uyarayım: Böyle bir durumu şu anda yaşamıyor olsan bile 10 gün sonra aynı senaryoyu yaşama ihtimalin var. Neden biliyor musun?

Çünkü çok sık yaşanan bir durumdan bahsediyorum.

Yani her an başına gelebilir.

Bu yüzden “Beni ilgilendirmez Alkan.” deme sakın. Baştan sona okuyup, tavsiyelerin ve egzersizlerin her birini hayatına uyarlamaya başla 🙂

Detaylara girmeden önce sana bir duygudan bahsetmek istiyorum.

Bütün Bu Olumsuz Soruların Arkasındaki Sinsi Duygu

Bu bölüme bir sürü soru sorarak başladım.

Niyeti ne?

Senden gerçekten ne istiyor?

Seni istiyor mu yoksa oyalıyor mu?

Hayatını seninle paylaşmak istiyor mu?

Aslında bütün bu sorular ortak bir noktadan geliyor. Zaten hepsine bakınca ortak bir taraf görebiliyorsun. Bu soruları kendine soran bir kadın, ilişkide bazı duygular yaşıyordur.

Aralarından en büyüğü şu:

Endişe… Yanılıyor muyum?

Neyin endişesini yaşıyorsun peki? Hayal kırıklığına uğramaktan… Kandırılmaktan… Oyalanmaktan… Aldatılmaktan… Yanlış bir seçim yapmaktan…

Sayabileceğim daha bir sürü korku senaryosu var. Fakat tahmin ediyorum ki senin durumun da yukarıdaki senaryolardan birine giriyor.

Neyse, hangi senaryoyu yaşadığının çok da önemi yok. Çünkü esas olan yaşadığın duygu…

Endişe.

Şunun garantisini verebilirim: Endişe, yanlış kararlar vermene sebep olacak. Yanlış kararların dışında, gerçeğe yanlış gözlerle bakmana da sebep olabilir.

Ortada problem yokken, problem yaratabilmene sebep olabilir.

Hayatta bazı kararlar verirken, korku ve endişenin yaşanması aslında gayet doğal. Endişe duygusu, seni “rahatlık alanının” dışında kararlar vermekten korur.

Yani milyonlarca yıldır var olan bir koruma mekanizması gibi düşünebilirsin.

Ancak şunu da biliyoruz: Hayatımızdaki bir çok mutluluk, “rahatlık alanının” dışında gerçekleşiyor. Korkarak, endişe duyarak verdiğin kararların sonucunda kendini inanılmaz iyi hissedebiliyorsun.

Bazen kararlar istenmedik yerlere de götürüyor tabii.

Fakat burada düşünülmesi gereken şey şu: Rahatlık alanında yaşayarak, risk almadığın bir hayat mı yaşamak istiyorsun?

Ya da bu alanın dışına çıkarak, endişe hissettiren kararların sonucunda rüya gibi mutluluklar mı yaşamak istiyorsun?

“Alkan, aşk ve ilişkilerden bu konulara nasıl geldin?” diyenler olacaktır. Evet… Bildiğin kişisel gelişim konularına giriyorum. Ama beni bir süredir takip ediyorsan, “Güzel bir ilişki yaşamak için insan kendinden başlamalı.” anlayışıyla aşk meşk konularına yaklaştığımı biliyorsundur.

Konunun nerelere çıktığını birazdan daha iyi anlayacaksın.

Şimdi dikkatle okumaya devam!

Rahatlık alanı dedik…

Risk almak dedik…

Endişenin sonunda yaşanılan mutluluklar dedik…

Florida State Üniversitesinde profesör Roy Baumeister, yaptığı bir araştırma sonucu şunu söylüyor:

“İnsanı güçlü ve etkili bir şekilde yönlendirecek olan, şu anda yaşadığı duygular değildir. Belirli bir davranışı gerçekleştirdikten sonra yaşama ihtimali olan duygular insanı etkili bir şekilde yönlendirmeli.”

Bu konuyu aşka ve ilişkilere çevirmek için kısa bir örneklendirme yapalım.

Ne istiyorsun?

Ya da daha spesifik olmak adına: Aşk hayatında ne istiyorsun?

Cevabını ben sana vereyim: Mutlu olduğun, huzur dolu bir aşk yaşamak istiyorsun (en basit haliyle).

Peki bunu yaşamak için seni şu anda ne engelliyor?

Cevabını yine ben vereyim: Endişelerin sonucunda cevabını bulamadığın sorular engelliyor.

Bu soruların cevabını bulmak için ne yapmalısın?

Son cevabımı vereyim: Endişe hissetsen de bazı riskler almalısın.

Aldığın riskler sonucunda istediğin huzurlu dolu, aşk dolu ilişkiyi yaşayabilirsin. Endişeyle aşk yaşanır mı? Tabii ki hayır.

Bu yüzden seninle yapmak istediğim ilk egzersiz, endişelerini hafifletmek üzerine olacak. Bak dikkat et:

Endişeleri yok edelim demiyorum.

Endişe ve korku, hayatın güzel bir parçası… Bunun sonunda daha mutlu bir hayat yaşayacağına dair güzel bir işaret.

Hem zaten yok etmek mümkün değil.

Bu yüzden endişelerini hafifletelim… Rahatla…

Belki buna benzer egzersizleri yapmışsındır ya da yapıyorsundur. Yapıyorsan ne ala… Harikasın! 😉

4-6 Nefes Yöntemiyle Meditasyon

Meditasyon, zihnin rahatlamasını ve bilincin normal halinden daha uyanık hale gelmesini sağlayan hassas bir tekniktir (çok teknik bir açıklama oldu, farkındayım).

Kısaca endişeli olduğun zamanlarda zihninin rahatlamasını sağlayarak duygularını da dinginleştirebilirsin.

Ben 2012’den beri meditasyon yapıyorum.

Düzenli olmasa da zaman zaman yapıyorum (2017 senesinde her gün yapmaya başladım).

Hayatıma getirdiği faydaların haddi hesabı yok diyebilirim. En gergin olduğun anlarda bile duygularımı sakinleştirebiliyorum.

Eh, rahatlık önemli.

İster sevgilinin yanında, ister büyük bir topluluğun karşısında konuşurken… Kendine olan güvenini yansıtır. Böylelikle insanlar seni dinler, sana güvenir.

Meditasyonun bir sürü yöntemi var.

Fakat ben sana en basit ve kolay halini anlatacağım. 4-6 nefes yöntemiyle meditasyon dediğim teknik şu:

Dört saniye nefes alıyorsun. Altı saniye nefes veriyorsun.

Hadi hemen şimdi dene!

Nefes al… 1… 2… 3… 4…

Nefes ver… 1… 2… 3… 4… 5… 6…

Lütfen devamını okumadan önce 3 defa tekrar et 🙂 Rahatlama hissini hemen yaşayacaksın.

Tamam mı?

Bu kadar basit. “Meditasyon nasıl yapılır?” sorusuyla alakalı başka düşünmen gereken bir şey yok. Nefesine bu şekilde odaklandığında yeterli.

Peki neden meditasyondan bahsettim? En başından beri endişenin karar verirken neden yanıltıcı olabileceğinden bahsetmiştim.

Yaşadığın negatif duyguları dinginleştirmeyi öğrenmen için meditasyonu öneriyorum.

Ancak şuna dikkat etmelisin: 1-2 gün meditasyon yaparak endişelerin üzerinde hakimiyet kuramazsan.

Meditasyon, yaşam stilin olmalı.

Ama tabii üzerine o kadar yük bindirmek istemediğim için sana sadece 7 günlük bir test süreci veriyorum. Bu bölüm için birinci görevin bu olacak.

Önümüzdeki 7 gün boyunca sabahları uyanır uyanmaz 4-6 nefes tekniği ile meditasyon yapacaksın. Benim sana önerim, 5 dakika boyunca yapmandır (ben 20 dakika boyunca yapıyorum ama başlangıç ve alışma süreci için 5 dakika iyidir). Eğer ki daha fazla yapmak istersen yine sana kalmış bir karar.

Şimdilik 5 dakika ile başlayabilirsin.

Unutma: Bu yaşamın boyunca yanında kalacak bir güçtür.

Hayatının Ne Kadarında Sana Yer Veriyor?

Başlıktaki “ne kadar” kelimeleri önemli. Burada bir zamana vurgu yapmak istiyorum.

Erkeğin gösterdiği değeri, zamanının ne kadarını sana ayırdığıyla görebilirsin aslında. Bunu illa yüz yüze geçirdiği zaman olarak anlama.

Düşüncelerinde sana yer vermesi de önemli bir etkidir (bunu ne kadar bilemesek de).

Bak şimdi sana Psikoloji biliminde anlatılan bir teoriden bahsedeceğim:

Rebound Effect! (RE diye kısaltarak anlatacağım)

En basit haliyle ilişkinde geçirdiğin zamanın %95’i kötüyken RE, %5’lik iyi kısma odaklanmanı sağlıyor.

Bir nevi seni yanıltıyor.

İlişkinin iyi olduğuna dair bütün işaretleri gözünün önüne getiriyor. Farkında olmadan, kötü işaretlerin hepsini bir kenarı atıyorsun.

İlişkiye at gözlüğüyle bakıyorsun!

Birinin niyetini anlamak hatta ilişkinin gidişatını değiştirmek için o at gözlüklerini çıkarmalısın. Gerçekçi gözlerle ilişkine uzaktan bakabilmelisin.

Böylelikle yaşadığın huzursuzluklara nelerin sebep olduğunu anlayacaksın. Belki düşündüğün huzursuzluk sebeplerinin aslında hiçbir etkisi yok.

İşte bunu anlamak için o at gözlükleri çıkmalı. RE dediğimiz olay, devamlı at gözlükleriyle bakmanı sağlayacak. Bu yüzden devam etmeden önce psikolojimizin bu mekanizmasını bilmen gerekiyor.

RE’nin farkına vardın. Sadece farkına varman bile at gözlüklerini çıkarmana destek olacak.

Şimdi kendine şu soruyu sormanı istiyorum:

(Sorulara cevap verirken çok düşünme! Düşününce, RE tekrar aktif hale gelecek ve yanıltıcı senaryoları gözünün önüne getirecek. Bu yüzden iç güdülerinle cevap vermen çok önemli.)

Bir yüzde veriyor olsan… İlişkinin yüzde kaçı iyi, yüzde kaçı kötü?

%95’lik kısım olumlu mu olumsuz mu?

İçinden geçen cevapları tuttun mu?

Cevaplarını verdin mi? Harikasın!

Bu sadece bir başlangıç. İçinde bir şüphe bırakmak için söylemiyorum. Karşındaki erkeğin sana ne kadar zaman ayırdığını ve önemsediğini anlamanın başka yolları da var. Şimdi bunu biraz daha netleştirmek için başka bir şey anlatacağım.

Sevgilin mi Yoksa Düşmanın mı?

Düşman kelimesini blogda daha önce bir kaç kere kullanmıştım. Böyle deyince biraz sert algılanıyor. Zaten metaforik anlamda bu kelimeyi kullanıyorum.

İlişkide erkek, bir yerden sonra düşman haline gelebilir.

Senin mutsuz olman ve ilişkinin yıpranması için elinden geleni yapmaya başlayabilir. Bunu belki bilerek yapmıyor.

“Ulan şu kızı biraz daha üzeyim. İlişki iyice yıpransın.” diye mantıklı düşünerek yola çıkmıyor olabilir. Ama bilerek yapmasa bile gösterdiği bütün davranışlar seni olumsuz bir şekilde etkiliyor.

Bu da mutsuz olman için fazlasıyla yeterli.

İşte bu duruma “Erkeğin düşmana dönüşmesi” diyorum.

Sevdiğin adamın, sevgili mi yoksa düşman mı olduğunu öğrenmek zor değil. Zaten RE’nin yanıltıcı tarafını gördükten sonra ilk adımı attın. Şimdiyse cevaplamanı istediğim bazı sorular var.

Daha doğrusu bazı senaryolar vereceğim ve sana ne kadar uyup uymadığını belirleyeceksin. Başlıyoruz:

  • Yakınındaki insanlara, sevgilinin sana nasıl davrandığını anlatmaktan çekiniyorsun.
  • İnsanlar, sevgilinin ne kadar iyi ve tatlı biri olduğunu söylediğinde, şaşırıyorsun.
  • Sevgilinin hayatında nelerin olup bittiğini öğrenmek için zorluyorsun. Dinliyor ve anlamaya çalışıyorsun. Çünkü tam olarak ne yaşadığını bilmiyorsun.
  • Sevgilin, ciddi konularda sana değil de başkalarına daha çok destek oluyor.
  • Acil durumlarda, sevgilinin yanında olup olmayacağından şüphe duyuyorsun.
  • Partnerin senden ziyade başkalarında yarattığı ilk izlenime daha çok önem veriyor.
  • Kız arkadaşlarının sevgilileri, onlara karşı saygılı davrandıklarında şaşırıyorsun. “Böyle erkekler de mi varmış?” diye düşünebiliyorsun.
  • Partneri tarafından hakarete uğrayan ya da aşağılanan kişi daha çok sensin.
  • Duygusal ve fiziksel sağlığın, erkeğin öncelikleri arasında daha sonraki sıralarda yer alıyor.

Bu senaryolar “düşman sevgilide” en sık yaşanılan senaryolardır. Dolayısıyla bazılarını yaşıyorsan sevdiğin adam düşmana dönüşmüş olabilir.

Şu ana kadar yaptıklarımıza kısaca bakalım:

Endişelerini meditasyon ile rahatlatman gerektiğini öğrendin…

Rebound Effect’in yanıltıcılığını öğrendin…

At gözlüklerini çıkararak sevgilinin düşmana dönüşmüş olma ihtimaline daha gerçekçi bakmaya başladın…

Şu ana kadar ilişkinin gidişatıyla alakalı olumsuz bir sonuç çıkardıysan, dur. Daha zamanı değil! Şimdi anlatacaklarım, şüphelerinin doğrulunu ve gerçekliğini sana gösterecek.

Son bir aşama daha kaldı.

Ona da hemen başlıyoruz!

Süreklilik ve Tek Seferlik Farkı

Bazen sevdiğin insanın olumsuz bir yönünü yakaladığında, türlü türlü korku senaryoları aklına gelir.

“Acaba evinde de dağınık mı?”

“Acaba ilerleyen zamanlarda değişip pislik bir adama mı dönüşecek?”

“O kadına saniyeliğine baktı. Acaba beni aldatacak mı?”

Gibi örnekler verebilirim. Tek seferlik bir olayı alıp, berbat ihtimaller yaratmakta üstümüze yoktur. Belki sen de bunu yapmış olabilirsin. İyi hatırla!

Dolayısıyla bir önceki bölümde yaptığın analizleri farklı bir açıdan değerlendirmek gerekiyor.

Örnek vererek devam edelim. Daha kolay olur.

Mesela düşman olduğuna dair saydığım işaretler arasından birini alacağım:

  • Sevgilin, ciddi konularda sana değil de başkalarına daha çok destek oluyor.

Öncelikle bunun olumsuz bir davranış olduğuyla alakalı bana katılıyorsun, öyle değil mi? Yani düşünsene… Hayatındaki en yakın *arkadaşı* sen olmana rağmen, ciddi konularda senin yanında değil. Ama olur olmadık askerlik arkadaşı bir şey yaşadığında, hemen ilgileniyor. Elinden gelen her şeyi yapıyor.

Bu büyük bir problem!

Peki burada neye dikkat etmek gerekiyor?

Asıl önemli yere geldik! Dikkatini ver:

Bunun tekrar eden bir süreç mi yoksa tek seferlik bir olay mı olduğuna dikkat etmelisin! (tekrar oku)

İnsanlar tek seferlik yaşadıklarını sanki defalarca yaşamış gibi yorumluyorlar. Böylelikle olabilecek mutlu bir ilişkiyi kendileri sabote ediyorlar.

Bak tekrar tekrar söylüyorum:

Karşındaki insanın olumsuz davranışları olması kötü bir şey değil. İlişki sürecinde o da sana değer veriyorsa, orta yolu zaten bulacaksınız.

Problem, insanlar *mükemmel* partneri hiçbir emek vermeden araba galerisinden alır gibi almaya çalışmalarında!

Mükemmel ilişki bulunmaz. Mükemmel ilişki zaman içerisinde yaratılır!

Karşılıklı emek vererek. Uğraşarak.

Bak!

Eğer ki verdiğim örneği karşındaki adam defalarca yapmışsa, o zaman problem vardır! O zaman hakikaten “Sana düşman.” diyebilirim. Üstelik sen durumu onunla konuşmuşsan ve hala aynı *düşmanlığı* yapmaya devam ediyorsa, kusura bakma.

Büyük ihtimalle yanlış bir ilişkinin içerisindesin.

Ters davranışlar kısır döngü şeklinde tekrar ediyorsa buna geçerli bir düşman davranışı diyebiliriz!

Tek seferlik yaşadığın bir olay varsa, yorumlamak için daha çok erken! Kendini kandırma. Gereksiz endişeler yaratma.

Süreklilik ve tek seferlik kavramlarını da öğrendikten sonra artık son aşamaya geçebiliriz 🙂

Çıkarman Gereken Asıl Sonuç

Bu bölüm de diğerleri gibi yoğun bir bölüm oldu. Yapman gerekenleri aşama aşama en basit haliyle aktarmaya çalıştım (yine her zamanki gibi soruların olursa yorum kısmında benimle paylaşabilirsin).

Şu ana kadar söylediklerimin hepsini yaptıysan, karşındaki erkek hakkında kesin bilgilere ve izlenimlere sahip olacaksın.

En azından ortada olan bazı problemlerin farkındasın!

İster sevdiğin adam süreklilik içerisinde bazı hatalar yapmış olsun. İsterse tek seferlik hatalar yapmış olsun.

Senin yapman gereken basit.

Dördüncü bölümdeki iletişim yöntemini kullanarak problemleri açık açık konuşacaksın.

Ne demiştik?

“Her iletişimin probleminin arkasında yapmak istemediğin, terletici 10 dakikalık bir konuşma vardır.”

Daha doğrusu Gay Hendricks bey bunu şöylemiş 🙂

İlişkindeki durum tahmin ettiğinden de kötü görünebilir. Ama hiç merak etme. Burada amacım sadece at gözlüklerini çıkarmaktı.

Her ilişki düzelebilir.

Fakat düzelmesi için senin kontrolünde olanlar vardır. Bir de onun kontrolünde olanlar var.

Senin kendi tarafından yapacaklarını şu ana kadar anlattım.

At gözlüklerini çıkaracaksın.

Problemlerin ne olduğunu net bir şekilde göreceksin.

Bunları çözmek için bir girişimde bulunacaksın. Girişim dediğim adım da o 10 dakikalık konuşma!

Bundan kaçtığın sürece ilişkide her daim mutsuz olabilirsin. Bu yüzden lütfen kaçma. Zor olsa da bu adımı atmak mecburiyetindesin! (Eğer gerçekten mutlu olmak istiyorsan)

Sadece Aşık mı Oluyorsun Yoksa Aşkta Kalıyor musun?

Şöyle bir kitap var: “The Seven Principles of Making a Marriage Work”. Türkçesiyle “Bir Evliliğin Yürümesi için 7 Prensip”.

Kitabın içinde “Aşık Olmak” ve “Aşkta Kalmak” farklarından bahsediliyor.

Diyor ki…

“Aşık olmak kolaydır… Ama aşkta kalmak çok daha zordur.”

Bu bölüm içerisinde ara ara bahsettiğim bir şey vardı. Küçük bir problemi alıp o kadar büyütüyoruz ki, ilişkinin sadece sorunlarına odaklanmaya başlıyoruz.

“Problemli bir ilişki mi yaşıyorum?” sorusuyla boğuşuyoruz. Senin için bilmiyorum ama insanların bir çoğu (özellikle günümüzde), bu problemle savaşıyorlar.

Ben de aynı problemle yıllarca savaştım!

Hoşlandığım kadında küçük bir sorun görünce, ilişkinin olmamasıyla alakalı binbir türlü sebep bulabiliyordum. Bunun ne kadar yıpratıcı ve sağlıksız bir durum olduğunu tahmin edemezsin. Kendinde yaşamışsan ne demek istediğimi biliyorsun.

Bunun ne zaman farkına vardım biliyor musun?

Yine Gay Hendricks’in kitabında (bu adamdan amma da örnek veriyorum he) “Upper Limit Problem” diye bir kavramdan bahsediliyor.

İlişkinde, kariyerinde ve ya başka bir alanda, iyi bir konuma geldikten sonra o iyi hali berbat etmek için bilinçsizce sebepler arıyorsun. Buluyorsun da! Sonunda yine başladığın sıfır noktasına dönüyorsun.

İşte Upper Limit dediğim bu.

Üst sınıra geliyorsun ama oraları kendine laik görmediğin için sıfırlıyorsun. Başlangıç noktasına dönüyorsun.

Bunu anladıktan sonra o zamanlar yeni bir ilişkiye başlamak üzereydim. Daha doğrusu bir zamandır tanıdığım biriyle duygusal anlamda yakınlaşmaya başlamıştık.

Ben yine her zamanki gibi olmayacağına dair, kızın bazı olumsuz taraflarına dikkat etmeye başlamıştım.

Bir sürü olumsuz sebep bulmak çok kolaydı!

Tam inanıyor ve vazgeçiyordum ki bu teoriden haberim oldu.

Sonra tekrar oturup düşündüm…

Uzun bir sessizlik yaşadığımı hatırlıyorum.

Neden biliyor musun? Söyleyeyim:

İlişkide şu ana kadar yaşanmış hiçbir problem yoktu. Ben gelecekte “yaşayabileceğimiz” problemleri kafamda büyütüp sanki bugün yaşıyormuş gibi yaşamışım meğer!

Hass… (küfür etmeyeceğim ama küfürlük bir durum).

Hatta şu ana kadar karşılaştığım kadınların bir çoğundan farklıydı! Bana uyumu… Benimle iletişimi… Yaklaşımı… Her şey olumlu anlamda farklıydı 🙂

O gün bu gündür hala o kadınla birlikteyim.

Düşün yani… Aklımızdaki anlamsız sebepler çoğu zaman yanıltıcı olabiliyor.

Daha önce de dediğim gibi! Mükemmel ilişki bulunmaz. Zaman içerisinde yaratılır!

Bu yüzden senin de ciddi bir karar vermeni istiyorum.

Aşık olmak kolay…

Aşkta kalacak mısın?

Aşkta kalmak için bugün ne yapabilirsin? Bugün hangi problemi onunla konuşabilirsin? Çözmeye yönelik hangi adımı atabilirsin?

Aşkta kalmak demek emek vermek demektir.

Bazen risk alıp, sonucu ne olursa olsun adım atmaktır.

Bu yüzden net bir karar ver. Vereceğin karar elinden gelen her şeyi yapacağına dair karardır, bunu unutma. Yine unutmaman gereken şu: Düşman kesilmiş birine karşı yapabileceğin bir şey de yok!

Fakat hala bir ihtimalin olduğunu GÖRÜYORSAN, doğru ve zor adımlar atmak senin sorumluluğunda (dikkatini çekerim: görmek kelimesini kullandım. Hissetmek ya da düşünmek değil. Bu yazıda yaptığım en büyük şey, at gözlüklerini çıkarıp görmeni sağlamaktı. Bu yüzden görmek kelimesi burada çok önemli).

Haftalık Görevin

Bu bölüm süresince bazı gerçekleri gördün. Senden istediğim tek şey şu:

Yaşadığın problemlerin bir süreç mi yoksa tek seferlik bir olay mı olduğunu yorum kısmında benimle paylaş.

Hala emin değilsen sorularını da sormanı rica ediyorum.

Netleştirmemi istediklerini de sorabilirsin.

Harikasın!

Hadi şimdi yazma zamanı 🙂

Beşinci Bölümü Tamamladın!

Tebrik ederim! Umarım görevlerini yapmışsındır 🙂 

Verdiğim görevleri yapmadan bir diğer bölüme geçmenin hiçbir anlamı yok. Bazıları kaçamak yapacaktır. Ben ne kadar uyarsam da ödevleri yapmadan diğer bölüme geçecekler.

Sen o yaramazlardan olma 🙂 

Görevini tamamladıktan sonra aşağıdaki linke tıklayabilirsin. 

(Altıncı Bölüm Yapım Aşamasındadır. Mail kutuna ve Facebook grubumuza dikkat et. Yayımlandığında oralarda duyuru yapacağım.)


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun (Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam olarak bilinir). Aynı zamanda Aşk Akademi'nin Kurucusu

    9 replies to "Erkeğin Asıl Niyeti: Seni Gerçekten Seviyor mu?"

    • Gülin D

      Merhaba Alkan aslında biz gerçekten uyumluyduk huzur iletişim ilgi alaka zaman ayırması güzelken başta senin de dediğin gibi beraber olduğum insanın daha önce yaşadığı travmalar yüzünden bana güvensizlikleri oluşmaya başladı zamanla. Tek seferlik tartışmalarımız sürece dönüştü. Düşman gibi davranmaya başladı. Konuşmayı denedim ama her seferinde atlatmayı başardı. Cinsellik yaşayıp araya zaman girdi. Sonunda da kendimi ifade edim derken beni üzecek bir sürü şey sıraladı. Biz ilişki yaşamadık, bu ısrarın neden? , git kendine bir sevgili bul, sen bana niye sarsın anlayamıyorum bir sürü erkek vardır etrafında gibi üzücü kırıcı şeyler söyledi. Ben de bıraktım… Seni engellicem heryerden dediğimdeyse onu da istemiyor niye düşman mıyız biz dedi.. şu an bu bölümü okuduktan sonra keşke evet düşmanmışım gibi davrandın diyebilseydim. Engellemedim sence engellim mi? Arada whatsup yazıp kafamı karıştırıyor ben ona bakıyorum online mı diye aklımı kurcalıyor.

      • Alkan Öztürk

        Diğer yorumunla birlikte okudum. “Beni üzmekten haz alıyor.” Bunun gibi cümleleri zaman zaman duyuyorum. Bazı insanlar bundan hoşlanabilir ama herkesin böyle düşüneceğine inanmıyorum.

        Bak… “Çöken İlişkini Kurtar” eğitimindesin ama bu eğitim, kurtarmak dışında FARK ETMENE DE DESTEK.

        Önemli olan insanın elinden geleni yapması… Bütün bunlardan sonra karşındaki insan hala problem çıkarıyorsa ve seni kendinden uzaklaştırıyorsa, yapacak bir şey yok. Her insanın kendi engelleri var. Odaklandıkları, stres yaratan başka şeyler var. O adamın hayatını bilmiyorum ama yazdıklarını okuduğumda, ilişkiye dair hiçbir şey istemediğini hissettim.

        Bu durumda senin zorlaman işleri daha da berbat hale getirir. NOT: ENGELLEMENİN HİÇBİR ANLAMI YOK.

        “Düşman mıyız?” demesinde de bir gerçek görebilirsin aslında. Direkt düşmanın değil belki de (yazıda bahsettiğim düşman terimi, gerçekten düşman anlamına gelmiyor. Sadece bir kişinin diğer kişiyi istemediğini, değer vermediğini anlatıyor).

        Engelleme… Sadece farkına var.

        Seni mutlu edecek bir ilişkinin içinde olmamama ihtimalini değerlendirdin mi hiç? Başta mutluydunuz belki ama ilişki sadece başta yaşanılanlar değil. Bir çok insan başa takılıyor ama asıl ilişki sonra yaşanılanlar.

    • Gülin D

      Muhtemelen elinde avcunda görüyor beni ve haz alıyor benim üzülmemden.. hoşuna gidiyor .. kesinlikle bir adım atmicam ama o bişey yaparsa yazıp veya ararsa ne diyeceğimi napacağımı bilmiyorum onu kazanmak istiyorum. Hala seviyorum. Bu konudaki tavsiyelerin çok kıymetli. Sevgiler Gülin

    • Diren Y

      Merhaba Alkan,
      Nerede yazacağımı bilemedim ve buraya döndüm yine. 🙂
      Sevgilimle aylardır tanışıyoruz, ama yeni barıştık. O geçmişten dolayı insanlara güvenmede acayip sıkıntılar yaşıyor. Bunu da bazen yansıtıyor “ya sen de gidersen? daha zengin, daha yakışıklı insanlar varken neden beni seçtin?” diye soruyor. Bunu sadece bana yapmıyor üstelik, eski sevgilisini de aynı sorguya tabii tutmuş (kızla konuşmuştum yakın bir zamanda).
      Ben de elimden geldiğince hislerimi yansıttım. Zaten bir ilişkide sevgi ispat edilmemeli diye düşünüyorum, bu duygu eylemlerle gösterilsin. İkisi arasında uçurum var.
      Neyse, ben ne yaparsam yapayım, bu adam bana kendini çok yüzeysel paylaşıyor. Ben de 10 Şubat’ta uzun bir mesaj attım bununla ilgili. “Bana kendini anlatmadığında kendimi yok sayılmış gibi hissediyorum, hatta konumumu sorguluyorum. İnsanlara daha önceleri o kadar güvenmişsin ki, aynı hatayı (hata mıydı acaba?) benimleyken yapmamaya yemin etmişsin gibi bir his var içimde. Yadırgamıyorum, ama alışkın degilim. Bunları yazarken boğazım düğüm” dedim. Bana verdiği cevap “bence hayatından memnun değilsin ve genel olarak negatif enerji yayıyorsun” afalladım! Ben sadece bir kere cevap verdim ona, ondan sonra ikimiz de konuşmadık. Özlem duygusu belirsizlikle karıştı. Şeytan diyor ki sen başlat yine. Ama psikolojik rahatlığa eriştikten sonra benimle artık ilgilenmez diye düşünüyorum. İçim çok acıyor inan…

      • Alkan Öztürk

        Doğrusunu yapmışsın. Attığın mesaj da bence tam olmuş. Hiçbir şekilde yargılamıyorsun, sadece duygularını paylaşıyorsun. Şunu açık açık söyleyeyim: Değer veren bir insan, en azından “Haklısın. Kendimi düzeltmeye çalışıyorum.” tarzında bir cevap atardı. Yani ilişkiyi güzelleştirmeye yönelik, seni daha iyi yapmaya yönelik bir cevap gönderirdi.

        Aslında mesajına tekrar baktığımda, sadece ilk cümleyi kullanman yeterli olurdu. Bence bir kaç gün daha bekledikten sonra ilk cümleye benzer şekilde bir mesaj daha gönderebilirsin.

        Sana değer vermiyor da demedim. Bunun uyarısını yapayım. Bunu zamanla daha iyi anlarsın ama dediğimi yap bakalım. Bir kaç gün bekle. Sonra yine mesaj gönder.

    • Pınar T

      Meraba Alkan biz 5 ay önce başladık peşimde deli divaneydi ben havalarda uçuyorum tabi çok güzel gidiyordu herşey 5 dk görmek için bile yanıma geliyordu sonra bnm kafamda kurduğum acaba gerçekten seviyor mu amacı kötü mü gibi düşünceler içine girdim ve onada yansıtmaya başladım ben sordukça o kızıyordu kafanda kuruyorsun diye böle böle uzaklaştı ben herşeyi yaptım ama sen fazlasını istedin yetemedim sana dedi bundan snra hiç bişey eskisi gibi olmicak dedi ve artık hiç bir şekilde umursamıyor canım dahi demeden konuşuyor böle yapmam gerekiyor bu kadar bu şekilde davrandıktan sonra eskisi gibi iyi olursam sen kafayı yersin diyo 2 kere ayrıldık ama tekrar başladık aslında oda bitirmek istemiyor fakat bu tarz davranışlarında da vazgeçmiyor ama ben felaket üstüne düşüyorum peşinde pervaneyim resmen acaba bu yüzden mi böyle davranıyor ben kendimi biraz geri çeksem eskisi gibi olur mu bana karşı

      • Alkan Öztürk

        Yanlış yaklaşıyorsun Pınar. Uzaklaşmasının sebebi belli: Senin onun üstüne çok fazla düşmen… Ayrıca ona güvenmemen de tabii daha derin bir sorun. Muhtemelen bu güvensizlik geçmiş deneyimlerinden dolayı yaşanıyor.

        Ancak şu gerçek: Birine güvenmezsen o insan seninle vakit geçirmek istemez. Sürekli senden şüphelenen, hiçbir şey yapmadığın halde suçlayıcı şekilde sorgulayan bir arkadaşınla, arkadaşlığını devam ettirir misin?

        Dolayısıyla sana tek tavsiyem, öz saygın üzerinde çalışmaya başla. Kendine güvenmelisin. Ancak şu şekilde ilişkini toparlarsın.

    • Hatice H

      Gerçekler benim için hep günyüzündeydi zaten bir şeyleri değiştirmeyi kafama koyduğum için sizi takip ediyorum 🙂

      • Alkan Öztürk

        Harika Hatice 🙂 Burada öğrendiklerini eyleme döktükten sonra soruların olursa, beklerim. Sevgilerle.

Leave a Reply

Your email address will not be published.