Çöken İlişkini Kurtar E-Kursu 4. Bölüm

Kursun dördüncü bölümüne hoş geldin! 

Duygularını ve düşüncelerini ifade edememek, insanda büyük bir yük bırakır. İstediklerini söyleyemediğin için ayrıca üzülürsün.

Stres yaşarsın...

Sonunda olan ilişkine ve kendine olur. Karşındaki insana da dokunuyor tabii... Ama detaylarını bu yazıda okuyacaksın. Bak bakalım kendini en iyi şekilde nasıl ifade edebilirsin. 

Kağıt ve kalemin hazır mı? Süper! 

Dersin sonunda aklında kalan bütün soruları yorum kısmında paylaşabilirsin 😉 

“Bana bunu nasıl söylersin Aslı?” diye cevap verdi.

“Hayır hayır. Yanlış anlama. Öyle demek istemedim. Sadece biraz daha ilgilenmeni istiyorum. Hiç aramıyorsun.” dedi Aslı.

“Zaten işim başımdan aşkın. Hiç anlayışlı değilsin. Hep kendini düşünüyorsun.” diye sesini iyice yükseltti.

“Haklısın.. Evet kusura bakma.” cümlesiyle konuşmanın sonu yine her zamanki gibi gelmişti.

Bu konuşmanın sonunda Aslı kendi kendine düşündü. İçinde kötü bir his vardı. Kendini tam olarak ifade edemediğini hissetti.

Sonunda yanlış anlaşılmıştı.

Amacı bir tartışma yaşamak değildi. Tek isteği, sevdiği adamın akşamları iş çıkışında onu araması ve gününün nasıl geçtiğini sormasıydı.

Bencil…

Sadece kendi ihtiyacını düşünen…

Erkeğini hiç düşünmeyen…

İlgi manyağı bir kadın imajını çizerek konuşmanın sonu gelmişti.

Bu durumun sonunda insan kendine şu soruyu sormaz mı?

Başka Bir Şey Anlatmaya Çalışırken Konu Nasıl Buralara Geldi?

İlginç değil mi?

Geçmişinde Aslı’nın durumuna benzer iletişim problemleri yaşadın mı?

İlla sevgilinle olmak zorunda değil. Belki yakın bir arkadaşınla… Belki iş yerinde patronunla… İş arkadaşınla… Ya da sokaktan geçerken adres sormak istediğin biriyle…

Anlatmak istediğin spesifik bir şey varken karşındaki insan bambaşka anlamlar çıkarıyor. Sonunda ya kavga ediyorsunuz ya da iki taraf birbirini anlamadan ayrılıyor.

Bu bahsettiklerim iletişim problemleri kapsamına giriyor. Hatta bu bölümü kendini ifade etmekte zorlanan kadınlar için çıkardığımı söyleyeyim.

Araştırmamı yaparken ilginç bir şeyin farkına vardım.

Kendini ifade edememek problemlerden bir tanesiyken (daha göze çarpan bir problem), başka bir senaryo daha var.

O da şu: Anlaşılmak için kendini fazlasıyla ifade etmeye çalışan insanlar! Detaylı ve rasyonel bir şekilde kendilerini anlatıp, olayı bir iş görüşmesine çeviriyorlar.

Özellikle de ilişki çerçevesinde yaşanılan iletişim varken kendini bu şekilde ifade etmeye çalışmak, ilerleyen zamanlarda başka problemler ortaya çıkarabilir. Bu kelimeyi kullanmayı sevmiyorum ama “Sıkıcılık” diyebiliriz.

Bak işte…

Bu bölüm içerisinde iki kişiye değineceğim.

  1. Kendini İfade Etmekte Zorlanan Kadın.
  2. Kendini Aşırı İfade Eden Kadın.

İkisinin de getireceği sonuçlar farklı. Bunlardan aynı yerde bahsetmek istememin sebebi, ikisinin de farklı kılıflarda birer iletişim problemi olduğunu düşünmem.

Tekrar söylüyorum: Romantik ilişki çerçevesinde konuşuyorum.

Lafı daha fazla dolandırmadan, iki kategorinin önce açıklamasını yaparak başlayalım.

İfade Probleminin İki Farklı Yüzü: Sen Hangisini Yaşıyorsun?

Birinci kategoriden hemen bahsedelim: Kendini İfade Etmekte Zorlanan Kadın.

Daha önceki bölümlerde “Endişeli Bağlanma Tipinden” bahsetmiştim. Hatırlamıyorsan geri dönüp okumanı öneririm.

Kendini ifade etmekte zorlanan kadınların çoğu bu kategoriye girer. İstisnalar illa ki vardır ama çoğunluk böyle.

Kısaca söylemek gerekirse, karşındaki insanın seni yanlış anlayacağından korkuyorsun. Yanlış anlaşılmaktan korkuyorsun.

Belki ağzından çıkacak kötü bir cümle sonucu, hiç istemediğin senaryoların hayalini kurabiliyorsun.

Örneğin senden ayrılması gibi…

Ya da bağırıp terslemesi gibi…

Aşağılaması gibi…

Bu korku senaryoları aklından geçtiği için söylemek istediklerinin neredeyse hepsini içinde tutuyorsun.

Belki yeri geldiğinde söylemeye, anlatmaya çalışıyorsun. Fakat bu çabanın sonunda değişen bir şey olmuyor. Değişmemesinin başka sebepleri olabilir ama en büyüğü, söylemek istediklerini söyleyememiş olman.

Yanılıyor muyum?

İfade edememenin altında endişe yatıyor. Dolayısıyla bunu özgüven eksikliğine bağlayabiliriz. Herkes için geçerli olmayacaktır.

Ama şunu vurgulayalım: Biriyle iletişim halindeyken, endişe duygusunu yaşamaman gerekir. Bana katılıyor musun?

Süper!

Biriyle iletişim halindeyken, endişe duygusunu yaşamaman gerekir.

Dolayısıyla endişeyi nasıl azaltacağına ya da yok edeceğine bakmak lazım.

Çözümlerden bir tanesi özgüvenini geliştirmek. Fakat özgüveni geliştirmek uzun zaman alacak bir yol.

Bu yüzden endişeyi azaltmanın başka bir yolunu anlatacağım.

“101 Yaşındaki Sen” Egzersizi

Geçtiğimiz günlerde okuduğum kitapların birinde gördüğüm bir egzersiz vardı. Okuduktan hemen sonra egzersizi yapmaya koyuldum.

Zaten biliyorsun, burada paylaştığım egzersizlerin bir çoğunu önceden kendim yapmıştım bile. Test etmeden hiçbir şey paylaşmıyorum :))

Egzersiz şöyle:

İleri teknolojiye sahip bir araç düşün. Günün birinde Richard Branson (Dünyanın en ünlü girişimcilerinden biri) bu aracı çıkarıyor. Sen test edecek ilk insanlardansın.

Bu araç seni geleceğe gönderebiliyor (hadi canım).

Ama sadece kısıtlı bir süre boyunca gönderebiliyor. 60 saniye boyunca gelecekte kalabiliyorsun.

Her neyse.

Aracın içine biniyorsun… Kemerini bağlıyorlar. Son kontrolleri yaptıktan sonra geri sayım başlıyor.

10…

9…

8…

3…

2…

1…

Sessizlik.

Mavi bir ışık görüyorsun. Gözlerini kapatıyorsun… Tekrar gözlerini açar açmaz kendini bambaşka bir yerde buluyorsun.

Kuşların sesi… Güneşin teninde hissettirdiği sıcaklık…

Karşındaki bir insan var.

GELECEK SEN. Hatta daha net olmak adına, 101 yaşındaki sen. Sana bakıyor.

Onunla konuşmak için sadece 60 saniyenin olduğunu biliyorsun.

Sonra geri döneceksin.

Ona sormak istediğin her şeyi… Almak istediğin bütün tavsiyeleri bu süre içinde sorabilirsin.

Cevaplamanı istediğin soru şu: Ona ne sormak isterdin?

Karşılığında sana nasıl bir cevap veriyor?


Bu egzersizin amacı, her insanın içinde bilge bir insan olduğunu görmektir. Aradığın cevapları bilen bir sesin zaten içinde olduğunu görmen için bu egzersizi seninle paylaşıyorum.

UNUTMA:

Aradığın cevapları sahip olan bir bilge sen, seninle 7/24 birlikte.

Dolayısıyla konu kendini nasıl ifade etmen gerektiğiyse, 101 yaşındaki sene sorabilirsin. O cevabını sana zaten verecektir.

Cevabı aldıktan sonra yapman gereken sadece söylediklerini uygulamaya dökmek.

Şunu da söylemek istiyorum: Bu egzersizi kendini çıkmazda hissetten her an, her senaryo için yapabilirsin. Karşında alacağın bilge bir insanın sana vereceği cevaplardır.

Yazının devamını okumadan bu egzersizi yapmanı istiyorum.

Önünde kağıt ve kalemin olsun… Gözlerini kapatarak bir kaç kere derin nefes al. Kendini anlattığım senaryonun içine koyduktan sonra, 101 yaşındaki “Sen”e sormak istediğin soruyu sor.

Karşılığında alacağın cevapların hepsini kağıda yazmanı istiyorum. Hatta direkt onun dilinden dökülenleri kağıda geçir.

Ekstra olarak şunu yapabilirsin: Ben 60 saniye olarak süre koymuştum. Ama bunu 30 saniye, 2 dakika, 5 dakika, 10 dakika olarak da yapabilirsin. En fazla ihtiyacın olan olan soruları sorman için süre kısıtlaması koyuyoruz. Fazla ve gereksiz sorular, her zaman kafa karıştırır. Bunu unutma.

Şimdi hemen egzersizi gerçekleştir.

Sonra devam edeceğiz.


Egzersiz Sonunda Yaşadıkların Neler?

Bu aşamada önünde bir kaç cümlenin yazılmış olduğu bir kağıt bulunmalı (Egzersizi yaptın dimi? Yapmadıysan kızışırız).

Duyduğun ve yazdığın cümleleri incelemeni istiyorum. Sana hissettirdiği duygulara odaklan.

Belki yaşadığın farklı duygular olacaktır. Büyük ihtimalle bir rahatlama hissedeceksin.

Kafandaki sorulara verilmiş cevabın getirdiği bir rahatlama…

Ne yapman gerektiğini biliyorsun.

Ve böyle bir desteğin arkanda olması, sana ekstra güç verecektir.

Dolayısıyla aylar boyunca özgüvenini geliştirme üzerinde durmamıza gerek yok. “Bilge Sen”in söyledikleri, rahatlaman için fazlasıyla yeterli.

Süper!

Şimdi ikinci kategoriye bakalım…

Kendini Gerektiğinden Fazla İfade Eden Kadın

Bazı şeyleri gerektiğinden fazla yapmak hangi sonuçları getirir biliyor musun?

Çok cevap verebilirim ama ilişki çerçevesinde şunu söyleyebilirim: Sıkıcılık.

Bak şimdi ne demek istediğimi anlayacaksın.

Bazen önümüzdeki durumu kontrol etmek isteriz. İkinci kategorideki kadın modeli, büyük ihtimalle kontrolcü bir kadındır.

Ama tam olarak nasıl bir kişiden bahsediyorum?

Şöyle söyleyeyim: Karşındaki insanın seni %100 anlaması için mantıklı konuşuyorsun. Duygulardan uzak, tamamen rasyonel seviyede iletişim kuruyorsun.

Bunun arkasındaki niyetin tabii ki iyi. Anlamasını istiyorsun sadece.

Bu yüzden her şeyi detayıyla konuşup iletiyorsun.

Belki fazlasıyla açık sözlüsün.

Sevdiğin adama, hayatını tamamen açıyorsun. Hem sana güvensin diye… Hem de seni tanıyıp ona göre davransın diye… Öyle değil mi?

Sonunda ne oluyor biliyor musun?

Gizemini kaybediyorsun.

Gizem…

Karşı cinsi etkileme konusunda çok konuşulan ve en etkili yöntemlerden biri. İnsanların yanlış anladıkları çok önemli bir şey var:

Birini etkilemek için ne yaparsın?

Türlü türlü oyunlar oynarsın. Oyun derken kötü anlamda manipüle etmek demiyorum. Sevimlikler yaparsın. Yeri geldiğinde küçük ve sevimli bir çocuk gibi davranır. Tatlılıklar yaparsın. Bazen geri adım atarsın. Merak etsin diye. Seni arayıp sorsun diye. 

Fakat insanlar şunu unutuyor:

Etkileme oyunları ilişki başladıktan sonra da devam eder!

Ne demek istiyorum? İnsanlar ilişkiye başladıktan sonra farklı davranırlar. Rahat davranırlar. Tabii rahat olmak önemli. Olmayacaksın demiyorum.

Ama bir çok insan bunu o kadar abartıyor ki.

Karşındaki kişinin etkilenmesine sebep olan bir çok etkeni görmezden geliyorlar. Yapmamaya başlıyorlar.

Bu durum hem erkekler hem de kadınlar için geçerli!

Bununla söyleyebileceğim çok şey var. Sadece şunu unutmamanı istiyorum:

Hoşlandığın kişiyi etkilemek, sadece ilişki başlayana kadar geçerli bir şey değildir. İlişkin sürdüğü müddetçe onu zaman zaman heyecanlandırmalısın. Aynısı onun için de geçerli tabii. Bunun farkına varmak önemli!

Maalesef bir çok insan farkında olmadığı için ilişkiler bir yerden sonra sıkıcı bir hal alıyor. Ömür boyu sürecek ilişkilerin sırlarından bir tanesi de budur.

Neyse…

Lafı çok uzatıyorum ama gizemi koruman gerektiğini söyleyeyim!

Bunu nasıl yapacağına dair blogda detaylı bir yazı yazmıştım. Benim sana tavsiyem, devam etmeden önce o yazıyı okuman (Buraya tıklayarak okuyabilirsin).

Kendini fazlasıyla açıklayan ve anlatan kadınlara da tavsiyem budur.

Kısaca özetleyelim:

Birinci kategorideki kadın, yani kendini ifade edemeyen kadın, kendine olan güvenini geliştirmeli. Bunu hızlı yapmanın bir yolu, “Bilge Sen”in tavsiyesini almak dedik.

İkinci kategorideki kadın, yani kendini gereğinden fazla ifade ettiği için gizemini korumalı. Çok anlattığı için zamanla ilişkideki heyecanı öldürecektir. Bunun olmaması için ilk önce gizemi koruyacak. Gizem, etkileme oyunun bir parçasıdır.

(Tekrar vurgulamak istiyorum: Birini etkilemek sadece ilişkiye başlayana kadar olan bir şey değildir. Ömür boyu devam etmeli.)


Beklentiler ve Anlaşmalar: Artık İletişim Kurarken Hiçbir Problem Yaşamayacaksın

Başlık oldukça iddaalı öyle değil mi?

Bak şimdi… Steve Chandler’ın anlattığı bir koçluk teorisi var. Koç ve danışan arasındaki ilişkiyi kurmak adına önemli yaklaşımlardan biri “Beklentiler ve Anlaşmalar”. İngilizcesi “Expectations vs. Agreements”.

Yazılı ve resmi bir anlaşma yaptığında ne olur?

İki tarafında uyması gereken kurallar bellidir. Bu kuralların dışında herhangi bir davranış, o kişi için kötü sonuçlar doğurabilir. Kötü sonuçlar bir tarafa, önemli olan şu:

İki taraf da birbirinden ne bekleyeceği konusunda açık ve kendinden emindir.

Neden?

Çünkü bunları açık açık konuşmuşlar.

Danışman ve danışan arasındaki ilişki de böyle olmalı. Danışman, danışandan ne bekleyeceğini bilmeli. Danışan da danışmandan ne bekleyeceğini bilmeli.

Böyle olduğunda, yanlış anlaşılmalara ve yanıltıcı beklentilere yer verilmez.

“Eh iyi de Alkan, koçlukla aşkın ne alakası var?” diyenler olacaktır. Nereye varmak istediğimi anlayanlar da var mutlaka… Ben yine de kendimi açıklayayım:

Bir çok ilişkide taraflar, beklentilerle yaşıyor.

Beklentiler yerine getirilmediğinde hayal kırıklığı yaşıyorlar. Daha da kötüsü bazen KARŞI TARAFI SUÇLUYORLAR.

Konuşulmadık beklentilerle ilişkini yaşamaya çalıştığında, hayal kırıklığıyla karşılaşmaman imkansız. Yüzde yüz hayal kırıklığı yaşayacaksın.

“Konuşulmadık” kelimesi burada çok önemli.

Beklentilerini karşı taraf bilmeli. O bilmeden, ondan bazı davranışları bekliyorsan… Kusura bakma ama çok yanlış bir yoldasın.

Daha doğrusu mutsuzluk yolundasın. Benden söylemesi 🙂

Bu yüzden ne yapmalı?

Beklentilerin ne olursa olsun, karşındaki insan bunu bilmeli.

Beklentiler yerine anlaşmalar olmalı (tabii bunu bir iş anlaşması yapar gibi yapmayacaksın. Teorinin ismi bu olduğu için kelimeli kullanıyorum).

Eh o halde beklentilerle yanlış anlaşılmamak için anlaşmaları nasıl kuracaksın? Soru buraya geldi dimi?

Birazdan anlatacağım.

Fakat o konuya girmeden önce senden bir ricam var. Bundan sonra BÜTÜN İLİŞKİLERİN (arkadaşlık, aile, iş, aşk…) için bu anlayışı benimsemeni istiyorum. “Beklentiler ve Anlaşmalar” anlayışı aklından hiçbir zaman çıkmasın.

NOT: Konuyu daha derinlemesine anlamak için İngilizce bir video paylaşmak istiyorum. İsteyen izleyebilir:

Biri seni hayal kırıklığına uğrattığında, beklentilerinin dışında bir davranışta bulunduğunda, “Daha önce bunu onunla konuşmuş muydun?” sorusunu kendine sor. Eğer cevabın “Evet” olduğu halde tekrar yapıyorsa, belki de kendini doğru ifade edememişsindir. Bu noktada birazdan anlatacağım yöntem önemli.

Yöntemi anlatmadan önce kendi hayatımdan kısa bir örnek vermek istiyorum.

Beklentilerle İletişim Kurmanın Sonucu: Arkadaşlığım Bitti!

Daha önce söylediğim gibi… Burada anlattığım bir çok şeyi hayatımdan örnek alarak yazıyorum. Egzersizler, hikayeler… Hepsini hayatımın bir döneminde kendim de yaşadım.

Beklentilerle iletişim kurmak gibi…

En yakın arkadaşlarımdan biri, Sven. Belki Facebook’tan arkadaşsak resimlerimizi görmüşsündür.

En az 6-7 senelik bir arkadaşlık…

Zaman zaman tartışmalarımız olsa bile, birlikte inanılmaz güzel maceralar yaşadık. Dünyanın bir çok şehrini gördük, gezdik (o benden daha çok tabii). Yaşadığımız maceraları bugün bile dolu dolu hatırlıyorum.

Fakat günün birinde benim son dakika iptal ettiğim bir planımız vardı.

Son dakika diyorum ama ben o planı aylar önce kafamda iptal etmiştim.

Neyse… Bir kaç gün kala bunu ona anlattığımda, ipler koptu. Kısa ve öfke dolu bir tartışma yaşadık (Tartışmanın sebebi bu son dakika iptallerini daha önce de bir kaç kere yapmış olmamdı).

Konuşmamaya karar kıldık.

Detaylarını tabii anlatmıyorum ama ciddi bir tartışmaydı. Daha önce hiç yaşamadığımız yoğunlukta bir tartışmaydı.

Asıl sebebi neydi peki?

Beklentilerle iletişim kurmamız! Hem benim, hem de onun…

İkimizin de bazı beklentileri vardı ama uzun zaman boyunca açık açık konuşmamıştık. Onda rahatsız olduğum yönlerini hiç söylememiştim.

O da benim bazı yönlerimden rahatsız oluyordu. Fakat bunları bana anlatmadı.

Sonunda küçük bir olayla, bardaktaki suyu taşırdık.

Aylarca konuşmadık.

Sonra bir gün aynı şehirde olduğumuz zaman, buluşup olan bitenleri açık açık konuşmaya karar verdik.

İşte “anlaşmaları” kurduğumuz ve birbirimizi anlamaya başladığımız konuşma bu oldu. Bu ana kadar hiç konuşmamıştık.

O 20 dakikalık yüz yüze konuşmanın devamında da bir süre konuşmadık.

Sonuçta yaraların iyileşmesi zaman alır. Bunu ona da söylemiştim.

Şimdi yine eskisi gibi iyiyiz. Şimdi çıkardığım dersi sana anlatayım:

Her şeyi fitilleyen olay, o tartışma anı değildi.

Bundan yıllar önce rahatsız olduğum bir yönünü ona söylemeyip, içime attığım an her şeyin başlangıcıydı. Aynısı onun için de geçerli.

Bu hikayeyi seninle paylaşmak istedim.

Eğer ki şu anda ilişkin istediğin noktada değilse, kötü durumdaysa, bu kötü durumun başlangıcı muhtemelen çok eskilere dayanıyor.

Belki kendini ve rahatsızlığını anlatmadığım küçük bir ana dayanıyor.

Bunun farkında olmanı istiyorum.

Artık anlaşmaları yaratmak için nasıl iletişim kuracağını anlatabilirim. Bundan sonra kendini en doğru şekilde nasıl ifade edeceğini öğreneceksin.

Hadi hemen başlayalım!

Etkili İletişim 101: Kendini Onun Anlayacağı Dilden İfade Et

Bunu bir üniversite sınıfı gibi adlandırmak istedim. Daha tatlı durmuyor mu sence? 🙂

Neyse neyse… Başlığın anlaşılır olması önemli. Zaten şimdi içeriği anlayacaksın.

Dikkatini ver.

Birazdan sana bir yol haritası vereceğim.

Üçüncü bölümde yaptıklarımızla bağlantılı bir egzersiz olacak. Hatta üçüncü bölümde anlattıklarım, şimdi anlatacaklarımın alt yapısını oluşturuyor.

Umarım orada verdiğim egzersizi yapmışsındır çünkü şu anda fazlasıyla işine yarayacak.

Onun Tepkisi Bir Çok Şeyi Açıklayacak

Aman dikkat…

Birazdan anlatacaklarımı yaptıktan sonra istemeyeceğin sonuçlar alabilirsin. Belki de bugüne kadar kaçtığın, görmek istemediğin sonuçlara apaçık gözlerle bakmak zorunda kalacaksın.

Ne demek istiyorum biliyor musun?

Doğru iletişim kurup isteklerini belirttikten sonra asıl önemli olan kısım onu gözlemlemek.

Bu ihtiyaçlarının giderilmesine, senin rahatlamana ve mutluluğuna için ne kadar önem veriyor? Bir uğraş ve çaba içinde mi?

Daha doğrusu sırasıyla şu soruları sorabilirsin:

  • Endişelerini derinlemesine anlamaya çalışıyor mu?
  • Eldeki problemi çözmek için uğraşıyor mu? Yoksa karşılığında seni mi suçluyor?
  • Endişelerini ciddiye alıyor mu? Yoksa problemleri anlattığın için seni küçümsüyor ve dalga mı geçiyor?
  • Seni daha iyi hissettirmek için bir şeyler yapıyor mu? Yoksa defansif bir tavır mı takınıyor mu?

Bu sorulara verdiğin cevaplar, ya iyi ya kötü cevaplardır. Hani demek istediğim, cevapları oldukça açık sorular.

Bir tarafı pozitif… Diğer tarafı negatif…

Evet. İletişim kurduktan sonra endişelerini gidermek ya da problemi çözmek için herhangi bir çabada bulunmayıp, seni suçlamaya ve aşağılamaya eğilim gösteriyorsa, ciddi kararlar düşünmeye başlayabilirsin.

Bunu üzülerek söylüyorum. Şunu biliyorum: Bazen danışanlarım, işin negatif tarafında oluyorlar. Yani sevdiği adam, durumu mutluluğa götürmek için hiçbir girişimde bulunmayıp, aşağılıyor hatta dalga geçiyor.

Ama o bunu görmek istemiyor… Aradan zaman geçince gerçekleri anlıyor.

Eh bazen gözlerin açılması için zamana ihtiyaç var.

Fakat sen adamını yukarıdaki sorulardan geçirince, nerede olduğunu anlayacaksın.

Dört Aşamalı Etkili İletişim Yöntemi

Birazdan anlatacağım yöntemle bütün problemlerini sevdiğin adamla konuşabilirsin.

Tabii önemli olan bir şey var…

Kurallara uyman.

Ne demek istiyorum? Bir önceki bölümde 2 farklı yaklaşım tarzından bahsetmiştim.

Birincisi “Olmamış Gibi Davranmayı Bırak”.

İkincisi “Onu Sorumlu Kılmadan Duygularını Paylaş”.

Bu iki anlayış inanılmaz önemlidir. İkincisi özellikle çok ama çok önemli. Yaşadığın problemlerinin suçlusu oymuş gibi davranıyorsan, hiçbir yere ulaşamazsın.

Benden söylemesi.

Klasik insan psikolojisi… Birini suçlarsan, o kişi kim olursa olsun direkt savunma moduna geçecektir. Suçlamak, iletişim hatalarının en büyüğüdür (özellikle kavga çıkarmak istemiyorsan tabii ki).

İki anlayışı benimsedikten sonra aşağıdaki yol haritasını takip edebilirsin:

Her şeyden önce etkili iletişim yöntemlerine doğal bir şekilde sahip değilsen, bir senaryo yazmayı öneriyorum

Yani konuşmanı önceden hazırla demek istiyorum.

Onunla yüz yüze geldiğinde içindekileri daha rahat ve doğru bir dille söyleyebileceksin. Rastgele da başlayabilirsin. Fakat bu sefer konu asıl noktadan sapabilir.

Dikkat et.

Fakat benim burada anlatacağım yol haritası, bir senaryo yazmayı içeriyor.

Aşağıdaki soruları sırayla cevaplamanı istiyorum:

1. Bu ilişkide rahatsız olduğum, kendimi güvensiz hissettiğim neler var? Partnerimin hangi tavırları ve hareketleri böyle hissetmeme sebep oluyor?

A...

B…

C… (Sırayla aklına gelen her şeyi yazabilirsin)

2. Partnerimin hangi hareketleri ve davranışları kendimi güvende ve mutlu hissetmemi sağlar?

A…

B…

C… (Sırayla aklına gelen her şeyi yazabilirsin)

3. Yukarıda saydığım hangi davranışı en rahat şekilde partnerimle konuşabilirim?

A… (İkinci soruda saydıklarından sadece bir tanesini seçmeni rica ediyorum. Konuşmakta en rahat olacağını seçebilirsin.)

Eveeet…

Üçüncü soruda verdiğin cevap, başlama noktan olacak. Şimdi yapmanı istediğim, “Olmamış Gibi Davranmayı Bırak” ve “Onu Sorumlu Kılmadan Duygularını Paylaş” anlayışlarına uygun bir metin yazman.

Bu iki anlayışa ek olarak, “Onu SUÇLAMADAN Konuş” anlayışını da ekleyebilirim.

Tek paragraflık bir konuşma metni çıkaracaksın.

Görevin bu kadar basit. Tabii bu metnin amacı, daha sonra sevgilinle aynı konuşmayı yapman.

Lütfen bahsettiğim anlayışlara uygun bir metin çıkar!

Bu çok ama çok önemli.

Lafı konudan saptırmadan, ihtiyacını net bir dille anlatmalısın.

Konuyu başka yerlere getirirsen, mutlu olacağın sonuçlara ulaşman mümkün değil. Şimdi iki tane örnek vereyim:

Birinci Örnek:

Durum: İşiyle çok meşgul olduğu için onu yeterince göremiyorsun.

Etkisiz İletişim: Gün içerisinde sık sık arayıp, kendini hatırlatmaya çalışmak.

Etkili İletişim: Onu özlediğini söyleyip, yeni programına alışmakta zorluk çektiğini anlat.

İkinci Örnek:

Durum: Sen konuşurken dikkatini vererek dinlemiyor. Bu yüzden kendini önemsiz ve değersiz hissediyorsun.

Etkisiz İletişim: Tepki göstermek için konuşmanın ortasında masadan kalkıp, trip atar gibi başka bir odaya geçmek. Peşinden gelip özür dileyeceğini ummak.

Etkili İletişim: Cevapsız bir şekilde öylesine dinlemesinin yeterli olmadığını söyle. Onun yorumunun senin için ne kadar değerli olduğunu belirt. Onun düşüncelerini bilmenin önemli olduğunu anlat.

Anladın mı?

Hatta son bir örnek daha vereyim.

Durum: Bir kaç gündür seni aramıyor. Bu yüzden ilişkiyi bitirmek istediğinden korkuyorsun.

Etkisiz İletişim: Seni aradığında, meşgul olduğunu söylemek. Sana yaptığının aynısı yaparak, anlayacağını düşünmek.  

Etkili İletişim: Ortadan kaybolup aramamasının kalbini kırdığını söyle. Onun önceliği olduğunu hissetmek istediğini anlat.

Şimdi Yapmanı İstediklerim:

Çok uzun bir bölüm oldu. Farkındayım 🙂

Detaylarıyla anlatmak istedim. Umarım demek istediklerimi anlamışsındır (anlamadığın şeyler varsa yorum kısmında belirtebilirsin).

Yapman gerekenler basit.

Kurallara uyarak konuşma metnini çıkaracaksın. Daha sonra çıkardığını hemen uygulamaya dökmelisin.

Yani onunla konuşmalısın.

Konuşmanın sonunda daha önce belirttiğim gibi onun tepkileri büyük bir önem taşıyor. Karşılığında nasıl tepki verdiği, ilişkinin durumuyla alakalı bir çok sinyal verecektir.

Evet…

Şimdi daha fazla zaman kaybetmeden görevlerini gerçekleştir.

Metni çıkardıktan sonra yorum kısmında paylaşabilirsin. Düzeltme yapmak için yardımcı olacağım.

Konuşmanın sonunda neler yaşadığını da Facebook grubunda paylaşabilirsin. Belki farkında olmadığın bir hata yapmış olabilirsin.

(NOT: Kişisel bir konu olduğu için paylaşmaktan çekiniyorsan, lütfen tarafları yazmadan paylaş. Üçüncü bir kişiden bahsediyormuş gibi yazabilirsin. Metni çıkarırken yorumda paylaşmanı istiyorum çünkü diğer katılımcılara da destek olacak. Bu yüzden lütfen e-posta ile soruya cevabını verme. Paylaşmak istiyorsan yorum kısmında paylaşmanı rica ediyorum.)

Dördüncü Bölümü Tamamladın!

Tebrik ederim! Umarım görevlerini yapmışsındır 🙂 

Verdiğim görevleri yapmadan bir diğer bölüme geçmenin hiçbir anlamı yok. Bazıları kaçamak yapacaktır. Ben ne kadar uyarsam da ödevleri yapmadan diğer bölüme geçecekler.

Sen o yaramazlardan olma 🙂 

Görevini tamamladıktan sonra aşağıdaki linke tıklayabilirsin. 

Bir sonraki bölüme geçmek için tıkla --> GÖREVİMİ TAMAMLADIM ALKAN!

 


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun (Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam olarak bilinir). Aynı zamanda Aşk Akademi'nin Kurucusu

    13 replies to "Etkili İletişim 101: Onun Anlayacağı Dilden Kendini Nasıl İfade Edebilirsin?"

    • Behiye D

      Merhaba Alkan, benim sorunum onun cep tlfnunu sürekli sessizde ve yanındayken cebinde taşıması :((( beni kaybetmek istemiyor biliyorum ama ben bundan çok rahatsızım. Tlfu ortada olduğunda kendimi güvende hissedeğim. Ama Bunu onu suçlamadan nasıl dile getireceğimi bulamadım cidden:(( yardımcı olurmusun bu konuda

      • Alkan Öztürk

        Burada açık problem, onu suçlamadan bazı şeyleri dile getirmek değil. Açık konuşacağım: Telefonun sessizde olmasını kafana takman, asıl problem.

        Burada verdiğim genel mesajı anlamanı rica ediyorum:

        Öyle bir hayat yaratmalısın böyle küçük ayrıntıları düşünecek zamanın olmamalı Behiye. Sevgilinin başka kadınlarla flörtleşmesi problem olabilir. Sevgilinin haber vermeden geceleri sabahlara kadar içki içip parti yapması problem olabilir. Sevgilinin tartışırken hakaretler etmesi problem olabilir.

        Ama telefonun sessizde olması ve cebinde bulundurması?

        Bunu düşünmen gerekiyor.

    • Fatma K

      Genelde mesaj yazan arayan önce ben oluyorum. Bu durumda benimle mutlu olmadığını,ilgilenmediğini sanki beni üzmemek için benimle devam ettiğini düşünüp sana öfkeleniyorum. Beni aradığında beni mutlu ediyorsun ve seninle konuşmak günümü güzelleştiriyor ayrıca beni sakinleştiriyor. Bununla birlikte başka bir sey varsa da bilmek isterim..

      • Alkan Öztürk

        Güzel 🙂 Bunu aynı söylediğin gibi ona da aktarabilirsin. Ancak şunu belirteyim: Behiyedeki olayın benzerini burada görüyorum. Mesaj yazmadığında, seninle ilgilenmediğini seni istemediğini hissediyorsan, problem mesaj yazmamasında değil. Daha farklı sebepleri mutlaka var.

        Dolayısıyla her saat mesaj yazması ve araması, çözüm değil.

    • Merve B

      Yazdım Alkan ? Olup olmadığı sana kalmış.

      Benim rahatsız olduğum ve üzüldüğüm bir durum var. Senin en kısa zamanda (buluşma) değip 1 ay geciyor ve yine 3 hafta gibi zamanlar sunuyorsun. Sınırlarımı ihlal edemezsin. Ya da kendinden mı soğutmaya çalışıyorsun. Bı insan bu kadar oyalandırılmaz. İşler yoğun dedin anladım baya zaman geçti bekledim. Aklında aceleci davranıyor gibi düşünceler olmasın. Mesele bu değil mesele senin en kısa zaman da değip aylara dökmen. Amacım üzerine gelmek değil. Bu böyle nereye kadar sürüklenecek. Ve beni oyalandırdığını düşündürüyorsun. Kırıldığımı üzüldüğümü de bilmelisin. Senin düşüncelerin de benim için önemli olduğunu anlamalısın.

      • Alkan Öztürk

        Anladığım kadarıyla uzak mesafeli bir ilişkiden bahsediyorsun? Eğer aynı yerde bulunduğunuz bir ilişki yaşıyorsan, ve uzun süreler seni görmüyorsa, burada en başında ciddi bir problem var 🙂 Neyse o konu başka.

        Mesajına tekrar bakmanı rica ediyorum. Hangi cümleler tartışmaya sebep olabilir sence?

    • AYŞEGÜL T

      Durum: Bana az vakit ayırması
      Yanlışım: Benimle ilgilenmiyorsun ben senin için neyim… ve tartışma
      Etkili iletişim: işlerinin bu kadar yoğun olmasına; bu yoğunlukta bana ve kendine vakit ayıramamana üzülüyorum. Senin hayatında değerli olduğumu birlikte vakit geçirince daha çok hissediyorum. … desem olur mu??

      • Alkan Öztürk

        Kesinlikle olur 🙂 Güzel bir cevap buldun Ayşegül! Seni tebrik ediyorum 🙂

    • fatma z

      3 aylık bir ilişki olduğu halde onu hala çok az tanıyodum. 4 kere ayrılıp 5. barıştık. Bu ödevi yaptığım gün de buluştuk ve şöyle bir konuşma yaptım.
      Seni daha yakından tanımak istiyorum bunun için çaba harcıyorum ama bir şekilde olduramıyorum. Anladığım kadarıyla tek bir kişiye bağlanıp kalmak istemiyorsun. seni anlıyorum ama bunu bana açıkça ifade edersen seni de kendimi de yormamış olurum. ben seninle vakit geçirmekten yana memnunum konuşup bir orta yol bulmamız gerektiğini düşünüyorum.
      cevabı ise; evet uzun süre bir kadına bağlı kalamıyorum oldu. daha önce hep beni ona dönmem için ikna etmeye uğraşıyordu. ilişkimizin boyutunu açıklıkla konuştuk. onu özgür bıraktım. bana dönmeyeceğini çok açık 🙂

      Ama ilk defa bu sefer aklımda acabalar, içimde keşkeler yok. yine özlüyorum unutmam zaman alacak ama kafam net en azından.

      • Alkan Öztürk

        Önemli olan kafanın net olması Fatma. İstemediğin bir sonuçla karşılaşmışsın. Gayet iyi anlıyorum. Ama şimdilik en azından neyin ne olduğunu biliyorsun. Zamanını olmayacak bir yerde harcamanın anlamı yok. Ayrıca ben şuna inanıyorum… Bir kere ayrıldın mı, geri dönüşü olmamalı. Nokta.

    • Sevgi T

      Merhaba Alkan.Bu anlattıkların oldukça yararlı ama benim sorunum biraz farklı.çok güzel bir ilişkimiz varken sevgilim 2haftadır sadece susuyor. Ben ilk hafta çok tepki gösterdim anlamaya çalıştım ama biraz iletişim kurmamam ve o ne yapacak bir kendisine bırakmamı istedi.sorun sanırım gün içinde sürekli iletişim kurmamızdı.ama benden sürekli haberdar olmayı o istedi.sanırım dengeyi bulamadım.tam olarak bitirmiyor da sosyal medyadan sürekli takibindeyim.ve ayrı şehirlerdeyiz en büyük sorun.en son bugün duygularımı ifade eden bir mesaj yazdım üzgün olduğumu özlediğimi ama böyle devam edemeyeceğini..yani ya gel ya git dedim.beni çok sevdiğini biliyorum.ben de onu ama bu durum çok yıpratıcı

      • Alkan Öztürk

        Sorunun farklı değil Sevgi. Tam olarak burada bahsettiğim konuları yaşıyorsun.

        Mesajla olacak bir iş değil. En azından telefonda konuşup, durumun netliğini anlamalısın. Buradaki tekniklerle duygularını anlatabilir, cevabına göre karar verebilirsin. Eğer istemiyorsa, zaten olayı anlayacaksın. Böyle bir durumda o minicik ışığı görmeye çalışmanın bir anlamı yok. Telefonda konuşmaya çalıştın mı?

    • Ayşenur K

      3 _4 aylık bşr ılişkım var. Ama ilkeler arası. İnternette tNısıp ortak arkdasımız ve aynı mahalle de bıyudugum biri. Bana ışkgundem beri karar lı ne ıstedıgı ı bilerek net geldi hayat arkdası olmam icin. Saat farkı nedeniyle bulsana kadar cok sık gorusme ekle birlikte gerek goruntulu konusmalatımızda gerek mesajlarda hayattan beklentilerimizi ortak paydada fazlasıyla birleştirdik. Sonrasında 1 ay sonra beni girmeye geldi kesin kararlı olarak gelecek ile planlar yaptı ben oldugumu gibi davranarak guzel bir gecırdik ve benı yasadıgı yeri girmeye ve dogum gunu deki partiye davet etti. 1 ay ıcınde de ben gittim 1 hafta kaldım o kararlı adam isleri sebebiyle beklentışerıöden daha az samimi ama bir okadar da hıc tanı adıgın biri olarak 1 hafta boyunca aynı evde gayet uyumlu ortak paydalarda guzel vakit gecırdik fakat bazı zamn direk ve soguk tavırları oldu. Sanki beni en kotu sartlar onda siniyor gibiydi cevresı arkadasları beni oldukca samimi karsılayıp benimsedi oda bundan meönundu. Ve onun bu davranışlarının dogal oldugunu ve kendi gibi dogal davrandığını soyledılert ve gelince ise sanki benim beklentiler cok oldugu icin fazla ilgi bekledim ama ben yazınca yazıyor eskisi gibi samimi ve ıcten kelimeler etmiyor ama bagşamtıyı koparmıyor.anlasabışecegımızı analiz ettim ama ışetısımın dıkşıgını ve samimiyetini nasıl artırabışırım

Leave a Reply

Your email address will not be published.