Çöken İlişkini Kurtar E-Kursu 1. Bölüm

Kursun birinci bölümüne hoş geldin! 

Bu bölümde bağlanma tiplerinden bahsedeceğim. Neden bu konuda bahsediyorum dersen... Karşındaki erkeği anlaman için çok önemli bir adım olacak! 

İlgiden kaçmasının nedenini anlayacaksın. 

Sorularını yorum kısmında benimle mutlaka paylaş! 

Bazen erkekleri anlamak gerçekten çok zor.

Özellikle de şu kaçma kovalama işlerine girince…

Daha doğrusu şunu söylemek istiyorum: Bir erkek ilgi göstermediğinde gelirken, ilgi gösterdiğinde neden kaçar?

Manyak mı bu adam?

Şundan eminim: Her gün dünyada yüz binlerce kadın kendilerine yukarıdaki soruyorlar…

Ve maalesef cevabını bulamıyorlar.

“Ya manyak herif. Haftalarca belki aylarca uğraşmışsın. Yüz vermemişim sana… Eh şimdi artık her şey güzel olabilecekken neden işin içine ediyorsun?”

Belki direkt bu şekilde değil ama benzer bir şekilde sitem ettiğini biliyorum 🙂

Bütün bunların sonucunda bir duyguyla baş başa kalıyorsun…

Söyleyeyim: ENDİŞELENİYORSUN!

Neden endişeleniyorsun biliyor musun? Bu durum devamlı tekrar ettiğinden dolayı ilişkiniz için kadar ciddi olduğunu merak ediyorsun.

Emin olamıyorsun.

Çünkü ciddi olan bir adam ilgi görünce kaçar mı? Hayır değil mi? Normalde ilişkiyi daha güzel yerlere getirmek için uğraşır. Aldığı ilgi karşılığında daha fazla samimiyet gösterir.

Böylelikle iki kişinin yaşadığı duygular daha da yoğunlaşır.

Ama her ilgi gösterdiğinde geri adım atıyorsa, belki de ciddi bir şey istemiyordur.

Belki de sadece zaman geçiriyordur.

Ya da her neyse…

Ama sonuç itibariyle endişeden dolayı kaynaklanan bir sürü potansiyel senaryo düşünüyorsun. Bunları düşündükçe kendini daha da yıpratıyorsun. Üzülüyorsun…

Bu bölümde karşındaki erkeği anlamaya yönelik bazı cümlelerimi okuyacaksın. Bir kaç dakika sonra erkeğin neden böyle davrandığını anlayacaksın.

Neden ilgi göstermeyince geliyor da, ilgi gösterince kaçıyor?

Okuduklarının sonunda bu soru için %100 netlik kazanacaksın.

Ailenle Olan İlişkilerin Nasıl?

“Aileyle ne alakası var Alkan?” diyenler olacaktır. Aslında aileden çok çocukluğunla alakalı bazı konulardan bahsetmek istiyorum.

Psikoloji biliminin Bağlanma Kuramı diye adlandırdığı bir teori var. En basit haliyle söylemek gerekirse:

Çocukluğunda ailenle olan ilişkilerin, yetişkinliğe ulaştığında romantik ilişkilerini etkiliyor. Gördüğün ilgiyle bağlantılı olarak partnerine karşı beklentilerin ve tepkilerin değişebilir.

Bağlanma kuramı da sana bunu anlatıyor.

Şöyle devam ediyor: Üç farklı bağlanma tipi var. Bunlar sırasıyla Güvenli Bağlanma (Secure), Kaygılı Bağlanma (Anxious) ve Kaçınmalı Bağlanma (Avoidant) olarak adlandırılır. Kaçınmalı kategorisi kendi içinde iki bölüme ayırılıyor ama o kadar karıştırmaya gerek yok.

Bunları sırasıyla açıklayayım:

  1. Güvenli Bağlanma (Secure): Bu olabilecek en olumlu durumdur. Bu tipteki bir insan, hem kendisine hem de başkalarına oldukça pozitif bir şekilde yaklaşır. Tabiri caizse bu kategoriye giriyorsan, ilişkilerin gayet sağlıklıdır.
  2. Kaygılı Bağlanma (Anxious): Bu insan hem kendisini, hem de başkalarını olumsuz görüyordur. Biriyle yakınlık kurduğunda, bu yakınlık saplantıya dönüşebilir. Birine yakın olma ihtiyacını en üst seviyelerde yaşar. Karşısındaki insan birazcık ilgi göstermediğinde, panik hali yaşar. Kısacası bağımlı hale gelme ihtimali büyüktür.
  3. Kaçınmalı Bağlanma (Avoidant): Bu insan neredeyse sadece kendine güvenir. Başkalarına kolay kolay güvenmez.Başkalarını tabiri caizse daha aşağıda görür. Yakın ve samimi ilişkilerden uzak durmaya çalışır. Ne zaman birine duygusal anlamda yaklaşsa, önüne engeller koyacaktır. Kaçmak için türlü eksiklikler gözüne çarpacak. Bir de bu kategorinin diğer türü var. O kişi hiç kimseye güvenmez. Ne kendisine ne de bir başkasına.

(NOT: Sen hangi kategoriye giriyorsun? Merak ediyorsan linkteki testi yapabilirsin. On dakikanı alacaktır. Buraya tıkla: https://yourpersonality.net/attachment/index.php )

Bunları anlattıktan sonra konuyu basitleştirmek için bir alıntı yapmak istiyorum. Mark Manson’un bu konuyla alakalı yazdığı bir paragraf var:

“Eğer bağlılıktan ve romantik partnerlerden kaçınıyorsan… Önlerine devamlı engel koyuyorsan ya da samimi paylaşım yapmıyorsan “kaçınmalı” kategoriye (yani 3) giriyorsun.

Eğer sürekli partnerin için endişeleniyorsan… Senin onu sevdiğin kadar, onun seni sevmediğini düşünüyorsan… Onu sık sık görmek istiyorsan… Endişelerinin giderilmesini ondan bekliyorsan o halde oldukça kaygılısın (Kaygılı bağlanma, yani 2 numara).

Eğer yeni bir kişiyle randevulaşırken rahatsan, onunla yakın ve samimi olabiliyorsan… İlişkilerinde kesin sınırlar çizebiliyorsan… Yalnız olmaktan da sıkılmıyorsan (korkmuyorsan), o halde güvenli bağlanma tipindesindir.” – Mark Manson.

Şimdi şu konuya açıklık getirmem gerekiyor: Bunlardan biri, diğerinden daha iyidir diye bir şey yok. Hayat bu…

Herkesin yaşadıkları birbirinden farklıdır. Tabii ki güvenli bağlanma tipine sahip olan insanlar, ilişkilerinde daha mutlu ve huzurlular. Ama hepimiz aynı standartlarda hayata gelmedik.

Bu yüzden birimiz, diğerinden daha avantajlı demenin hiçbir anlamı yok. Her şey bir süreç.

Karşındaki Adam Hangi Bağlanma Tipine Giriyor?

Eğer ki bağlanma tiplerini anladıysan, karşındaki erkeğin kaçınmalı bağlanma tipine girdiğini az çok tahmin edebiliyorsundur.

Yani konumuz “ilgi gösterdiğinde kaçan erkek” konusu olduğu için bunu söylüyorum. Başka durumlarda, diğer bağlanma tipine sahip olan erkeklerle karşılaşan kadınlar da olacaktır.

Fakat sen ilgi göstermeyince gelen, gösterdiğinde kaçan bir adamla karşı karşıyaysan, yüksek bir ihtimalle kaçınmalı bağlanma tipine sahiptir.

Kaçınmalı Bir Adamla Birlikteysen Ne Yapman Gerekir?

Ne yapman gerekir sorusuna cevap vermeden önce, neden kaçmaya yeltendiğini anlatayım.

(Bak… Yazdığım her cümlede olduğu gibi, burada yazacaklarım da çoğunluğu kapsıyor. Genel konulardan bahsediyorum. Durum herkes için aynı olmayabilir ama çoğunluk için geçerli cümleler yazdığımı belirtmek istedim.)

Şimdi karşındaki erkeğe “kaçınmalı tip” sıfatı koyduğum için bir çok kadın problemin erkekte olacağını düşünecektir.

Ama şunu unutmayalım: Ortada bir sorun varsa, büyük bir ihtimalle iki tarafın da payı vardır. Bu bütün ilişkiler için geçerli bir kural diyebilirim.

Karşındaki erkeğin durumunu anlattım. Dolayısıyla bir de senin etkini konuşmamız gerekir.

“Başta ilgi göstermeyince geliyordu, ilgileniyordu. Sonra karşılık verip ilgi gösterince, kaçmaya başladı.” Problemimiz tam olarak bu, öyle değil mi? 😉

Bu cümlenin “başta ilgi göstermeyince” olan kısmını açıklayayım:

İlgi göstermeme sürecinde yaşadığın bir durum var: Anda yaşıyordun. Onunla alakalı herhangi bir gelecek planın yoktu. Kafan rahattı ve onu tanımaya çalışıyordun.

Sana uygun olup olmayacağını… Gelecek düşünüp düşünemeyeceğini test ediyordun.

Onunla geçirdiğin zamandan “belli etmesen de” zevk alıyordun.

Sonra tanımaya başlayınca, “denemeye değer” olduğu kanaatine vardın. Bir şans vermen gerektiğini düşündün. Neden?

Çünkü şu ana kadar usanmadan uğraşmış. Seni etkilemek için türlü tatlılıklar yapmış. Seni mutlu hissettirmek için elinden geleni yapmış.

Kısacası emek vermiş.

Bu kararı aldıktan sonra ne yaptın peki?

Anlatayım… Geleceği düşündün. Gelecek planları yaptın. Hayallere daldın.

Hayatının adamı olduğuna yönelik sebepler aradın. Aradın ve buldun! Artık bazı şeylerin ciddiye dönüşmesine karar verdin.

Kısacası onunla anı yaşayıp mutlu olurken, artık odağın neredeyse %100 geleceğe yöneldi. Artık bugünü yaşamıyorsun…

Geleceği yaşıyorsun.

Şimdi şunu söyleyeyim: Olayın direkt “anı yaşamak” konusuyla alakası yok. Neyle alakası var biliyor musun?

Tamamen gelecek odaklı olduğun için beklentilerinin değişmesiyle alakası var!

Onun sana verebileceklerinden daha fazlasını beklemeye başladın.

Böyle davrandığın için kaçmaları başladı.

Şunu da belirteyim: Burada haklı haksız muhabbeti yapmıyorum. Bu sadece kadın ve erkeğin farkı. Çoğu zaman karşı cinsi anlamadığımız için bu zıtlıklar yaşanıyor.

Seni anlıyorum…

Her insanın olduğu gibi senin de beklentilerin var.

Bazen statünün yükselmesini bekliyorsun (çevrendeki insanlar evliyken senin hala bekar olmanın verdiği baskıdan bahsediyorum)….

Bazen kendini daha değerli hissetmek istiyorsun (bu hissi partnerinden beklediğin zamanlar oluyor)…

Ya da güvende olduğunu hissetmek istiyorsun…

Konuyla alakalı araştırmamı yaparken güzel bir cümleye denk geldim. Burayı dikkatle oku:

“En güzel ilişkiler zamanla kendi kendine açılarak derinleşir. En iyi tarafımızı göstererek, karşımızdaki insanı tanımaya çalışarak ve ona teşekkürle yaklaşarak ilerler. Daha değerli hissetmek, güvende olmak ya da statüyü yükseltmekle alakalı bir durum değildir. Güzel bir ilişki sana bunları verebilir. Fakat bunlar ilişkinin sana verdiği ekstra ödüllerdir… Bir hedef ya da amaç değildir.” – Sabrina Alexis.

Lütfen bir kere daha oku. Hatta defalarca oku.

Çok tanıdık bir örnek vereyim: Evlilik programlarında bile “Damat adayından ne bekliyorsun?” tarzında bir soru sorulduğunda, “Sevgi, saygı ve sadakat.” cevabı çok sık gelir.

Aynısı burada geçerli. Sevgi, saygı ve sadakat, ilişkinin yanı sıra gerçekleşen ödüllerdir. Bunlar ilişkinin hedefi değildir.

Bundan sonra ömür boyu aklında tuttuğun tek kural bu olsun lütfen.

Benim Hayatımdan Örnek:

Danışanlarım bazen erkeğin gözünden yorum yapmamı istiyorlar. Benim bir Psikolog olarak değil de, erkek olarak duruma nasıl baktığımı merak ediyorlar.

Sen de bunu merak ediyor olabilirsin diye hayatımdan bir örnek vereceğim.

Şu anda birlikte olduğum kadın…

Tanışmamızın ilk gününden itibaren hep güzel zamanlar geçirdik. Sık sık görüştük. İlk 4-5 ay boyunca her şey yolunda ilerledi.

Sevgili olup olmadığımızı o zamana kadar bilmediğimi söyleyeyim. Benden beklentisinin ne olduğunu hiç anlayamadım.

Arkadaş gibiydik ama aramızda o cinsel gerilim de vardı. Hissediyordum.

Sonra bir süreliğine uzaklaşmak zorunda kaldım.

Başka bir ülkeye gittim. Dört ay kadar sürdü diyebilirim. Bu süreçte beni hiçbir şekilde zorlamadı. Telefonda görüşmelerimiz seyrekleşti.

Zaman zaman görüntülü görüştüğümüzde inanılmaz gülüyorduk, eğleniyorduk. Görüşmeleri sonlandırdığımızda, bir sonraki görüşmeye kadar mesajla çok az iletişim kuruyordur.

Bu beni de rahatlatıyordu çünkü başka bir yerde olduğum için birine karşı sorumluluk almak istemiyordum.

Ayrı kaldığımız zamanlarda sadece bir kere sitemde bulunduğunu hatırlıyorum.

“Sanki beni oyalıyormuşsun gibi geliyor Alkan. Cebinde tutuyormuşsun gibi…” demişti.

Buna karşılık kendimi anlattım. Onunla geçirdiğim zamanın beni mutlu ettiğini söyledim. Ama uzakta olduğum için daha sıcak davranamayacağımı söylemiştim.

Başka bir şey söylemedi.

Sadece rahatsızlığını dile getirmişti. Başka bir beklentiye girmedi.

Sonra uzaktan aramalarımız ara ara devam etti. Ta ki ben tekrar aynı şehire gelinceye kadar. İşte bundan sonra aramızdaki aşk güçlendi 🙂

Neredeyse 9-10 aylık bir sürecin sonunda resmi olarak birlikteydik. Sevgili olduktan sonra benden beklentileri arttı mı? Hayır 🙂

Hala ilk günkü gibi arkadaşlığımız devam ediyor. Sınırlarımız belli. Ailesini tanıyorum. Cinsel hayatımız fazlasıyla heyecanlı. Duygularım her gün daha da artıyor. Birlikte yaptığımız aktiviteler daha da sıklaştı. Her şey inanılmaz güzel.

Dürüst olayım… Bu şekilde başlayan deneyimlerimin sayısı çok az. Hatta neredeyse hiç olmadı diyebilirim.

Geçmişi “sadakat” konusunda kötü olan bir erkek olarak şunu söyleyebilirim ki, hiç olmadığım kadar ona karşı sadığım. Başka kadınların güzelliği dikkatimi (her erkekte olduğu gibi) çekse de, kalbimin ve düşüncelerimin sınırı hiç olmadığı kadar güçlü. Hem de o bunu hiç zorlamadığı halde.

Bu da böyle bir örnek olsun.

Haftalık Görevin:

Sana son olarak küçük bir görev vermek istiyorum.

Önümüzdeki 7 gün boyunca, sevdiğin adamla yaptığın gelecek hayallerini bir kenarı koymanı istiyorum. İleride ne yapacağınızı düşünme.

Seninle evlenecek mi… O hayal ettiğiniz tatile çıkacak mı… Ya da ne bileyim…

Bugünle alakası olmayan herhangi bir şey düşünme.

Bunu sürekli yapacaksın demiyorum. Sadece 7 gün boyunca dene 🙂

Geleceği düşünmek yerine, minnettar olduğun tarafları yazıver. Yazıver diyorum, evet…

Kalem ve kağıdını al.

Minnettar olduğun her şeyi yazı. Zaman zaman aklına geldikçe kağıda bir cümle daha yazıver.

Yedi gün boyunca yapman gereken tek şey budur. Başka hiçbir şey istemiyorum.

Örnek veriyorum: Sana bundan 1 ay önce heyecan verici bir sürpriz yapmış olabilir. O sürprizin yaşattığı duyguları hala dünmüş gibi hatırlıyor olabilirsin. Bak işte bu minnet duyulacak bir olaydır.

“O sürprizden sonra bana yaşattığı duygular için minnettarım.” diyebilirsin.

Ya da çok basit bir şey olabilir. Belki bir gün parkta kısa bir yürüyüşe çıktınız. O anın yaşattığı bir duygu vardı. Hala dün gibi hatırlıyorsun. Belki huzurlu hissettin.

“O gün parkta yürüyüş yaparken bana yaşattığı huzur için minnettarım.” diyebilirsin.

Yaşadığın ve hissettiğin her şeyi yazmanı rica ediyorum. Önümüzdeki 7 gün boyunca bunu yapacaksın. Ne zaman aklına kötü bir düşünce ya da senaryo gelse, minnettar olduğun taraflarını yazacaksın.

Bunu yapmaya başladıktan sonra kaygıların büyük ihtimalle azalacaktır. Ona karşı daha rahat ve olumlu davranmaya başlayacaksın ve böylelikle sana karşı yaklaşımı değişecek. Tabii 7 günden daha fazla yaparsan, daha güzel sonuçlar görebilirsin 🙂 Ama şimdilik sadece test zamanı.

Hadi bakalım, önümüzdeki derse kadar bu görevini gerçekleştir. 

Bir sonraki derste Geri Vites Erkek dediğim modeli detaylıca anlatacağım. Erkeğin kendini zaman zaman geri çekmelerini anlayacaksın. Buna karşı bir daha kendisini geri çekmemesi için neler yapabileceğini anlatacağım.

Güzel haftalar diliyorum!

Birinci Bölümü Tamamladın!

Tebrik ederim! Umarım görevlerini yapmışsındır 🙂 

Verdiğim görevleri yapmadan bir diğer bölüme geçmenin hiçbir anlamı yok. Bazıları kaçamak yapacaktır. Ben ne kadar uyarsam da ödevleri yapmadan diğer bölüme geçecekler.

Sen o yaramazlardan olma 🙂 

Görevini tamamladıktan sonra aşağıdaki linke tıklayabilirsin. 

Bir sonraki bölüme geçmek için tıkla --> GÖREVİMİ TAMAMLADIM ALKAN!


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun (Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam olarak bilinir). Aynı zamanda Aşk Akademi'nin Kurucusu

    11 replies to "İlgiden Kaçan Adam: İlgi Göstermeyince Geliyor da, Gösterince Neden Kaçıyor?"

    • EBRU K

      Birinci bölüm şimdi bitti okudum. Sana ve kendime söz 7 gün bitmeden ikinci bölüme geçmeyecegim.Cunku artık bazı şeylerin değişmesini ve kendinin bir üst seviyeye geçerek dönüşüme başlamayı seviyorum. Şu an yaşadığım şey iki haftalık bir durum. İlk gorusmemize arkadas gözüyle bakarak gittim. Uzun zamandır yapmayı istediğim şeyleri yaşadık. Müzikli bir mekanda bira ve müzik eşliğinde sohbet, bol kahkaha ve mutluluk, sadece anı yaşama. Oradan kalktık gece 3:00 du. Beni eve bıraktı. Ayrılırken arabada arkadaşça sarıldım ama o öptü. Beklemiyordum. Alkollü olmasına verdim. Eve gidince yazmıştık ertesi gün mutlaka yine görüşmek istediğini soykedi. Kursu vardi. Çok alkol almıştı ve ben kurs sonrası eve gidip uiyuyacagini tahmin ediyordum. Öğlen 3 te yazdi. Eve gelmsti. Biraz uyuyayım yanına gelirim dedi. Ve yine tahmin ettiğim gibi uyanamadi. Gorusemedik. Ben gezip döndüm eve. sonra yine o yazdı. Gezdim geldim dedim. KOnustuk . Ertesi sabah işe giderken aradı. Mutlu oldum beklemiyordum. Akşam görüşmek istedi. Olur dedim. Görüştük. Yine bira ve sohbet. Ama o biraz fazla içiyor. Kalkarken aklı başında ama refleksleri yavaştı. Sahile gittik yürüdük, sahilde semaverde çay yapan amcalardan çay aldık içti. Çok mutluydum. Yaşamak istediğim küçük ama beni çok mutlu eden şeylerdi. Hala sevgili miyiz bilmiyordum. Yürürken birden Elele tutystugumuzu gördüm. Ve yürürken öptü beni yine ve sabah Ajdar onunla kalmamış sadece sarılıp uyumak istediğini söyledi. Hafta arası iş günü nedeniyle olamayacağını ama başka zaman olabeceginj söyledim. Sonra bir akşam aradım onu açmadı. Ama Twitter da aktifti. Yattım. Uzulmstum. Telefonda ama bana yazmadı diye. Gece yazmış ki, laptopta Twitter dayım cep sarjdaydi diye. Birşey yazmadım. Bulamadım. Sonra kopukluk oldu ben aramadım o aramadı ya ki c.tsi akşam 8 e kadar. Hafta arası buluştuğumuzda ctsi görüşüyoruz demişti. Yazdı görüşelim mi diye. Aradım yazmak zor geldi.ben canlı halimle her zamanki gibi konuştum.kadimoye arkadaşımla görüşmeye gittiğini ama sonrasında girusebilecegimizi söyledim. Bu arada o Saate kadar 35 lim votka içmiş. Kadıköy’e geldi ve beni bekledi. Sabaha kadar kalalim dedi. Olur demiştim henüz ama o oyke yerleştirmişti kafasina coktan.Bu arada arkadaşımla olduğum sürece rahat bırakmadı hadi diye yazıp durdu?. Neyse yanına gittim. Çok sınırlıydı. Hoşuma gitti. Umursadigi için kizmisti. Arabada elimi tuttu. Hafta arası kopukluğu konuştuk. O bana yazınca benim birşey demeyisimi tavır diye algilamis. Bende yazacak birşey bulamadım ki dedim aramanı bekledim. Aramayinca bende geri çekildim dedim. Arabada yine sohbet müzik çok güzeldi. Sonra kalacak bir yere gittik. Sohbet ediyorduk. Saçımı düzeltmesi, yanağımdan öpmesi çok hoşuma gitmişti. Sonra birden öptü. Ve tabi malum…? Tüm gece uyurken sağa sola da dönse bana hep sarılması sarılırken elele tutuşarak uyumamuz o kadar mutluydum ki. Uyuymadaim zaten hiç. Sabah tabi beklenen romantizm olmadı. Belki öperek kaldırır dedim ama sadece uzaktan ebru diye seslendi. Arkadaş gibi kalktık kahvaltı ettik. Sonra beni AVM ye bıraktı. Akşamdan kalmaydi fenaydi. Arabadan inerken yüzümü tuttu yanaklarımdan ve dudaklarından öptü. Bu haftanın iş için çok yoğun geçeceğini söylemişti. Aynı gün pazar akşamı için 29 Ekim yürüyüşü için beni alabilecegini çay kahve icecegimizi konuştuk. Akşam 7 oldu haber çıkmadı. Yazdım. Evdeymis çok kötüymüş. Üşüyorum fena dedi. Gece usuttu muhtemelen. Ve dün sabah p.tedi aramadı. Ben gece aradım açmadı. Sonra yazdim. Nasıl oldun diye ardaim ama Twitter dasin iyisin sanırım dedim. O da çok sonra dönmüş yok Twitter için sıkı giyinmek gerekmiyor yanlış dusunmussun diye yazistik bu sürü dün gündüz. Ay dedim neyse. Nasıl olduğun önemli olan şu an. Yogunken iyikesmem zor demiş. Acil şifalar dilerim defi.m. bir daha haberleşmedik. Bugün gündüz aradım. Açmadı. Sonra sms atmis. Müsait olunca Arıcan canım diye. Tamam canım dedim. Ama bu saat oldu yazmadı aramadı. Neyiz bilmiyorum. Üzerine gitmiyorum.ama nasıl davranmam gerektiğini de bilmiyorum. Rahat bırakmamış ilgisizlik olarak mı algılar ya da yazsam ben mi üzerine gidiyor olurum. Bilemiyorum. Görüşlerini bekliyorum sevgili alkan. Nasil davranmaliyim?

      • Alkan Öztürk

        En başta şunu söyleyeyim: Detaylara çok fazla takılıyorsun 🙂 Bu kadar detayı yazman bile kafaya çok taktığın anlamına gelir.

        Şimdi şunu düşünmek lazım: Bu adamı gün içerisinde çok görmüyorsun ama kafanda çok fazla zaman alıyorsa, DUR.

        Bu durumu değiştirmen gerekiyor.

        Kafanda bu kadar zaman almaması gerek. Kendi hayatında önem verdiğin başka ilgi alanların var mı? (Yoksa, olmalı) Onlara odaklan… Ben bu durumlarda düzenli meditasyonun faydasını görürüm. Bu kurs katılan her şey kesinlikle HER GÜN meditasyon yapmalı (zihin dinginliği için). Sana tek önerim, kafanda bu kadar zaman ve enerji almasın. Birinci adımın bu.

    • EBRU K

      Bazı kelimeler yanlış olmuş, yukaridan aşağı sırayla düzeltiyorum?
      seviyorum=seçiyorum
      Ajdar=kadar
      Kalmamış=kalmamı
      Kadimoye=Kadıköy’e
      35lim=35lik
      Sınırlıydı=sinirliydi
      Şu an daha önce yaptığım davranışlari yapmıyor ya da düşündüklerimi düşünmüyorum. Beni aramamasını düşünmüyorum. İlk defa belki de ne olacağını düşünmeden sadece yaşamayı deneyimli yorum. Ve bunu deneyimlemem gerektiğini düşünüyorum. Sonu bilmiyorum. Devam mı tamam mı ne olur bilemem. Yapı olarak efendi dürüst biri. Sanki içinde derinlerde bir yerlerde sevilmeyi ve ilgiyi özlemiş gibi. Bazı tepkileri var, eriyor yüzü degisiyor. ?. Beni anladığını, sana birşey söylediğimde ne demek istedigimi anladigini biliyorum. Cok zeki bir kadinsin ve beni ceken seylerrden biri de bu, demisti ilk bulusmamizda. Yüzüne baktığımda anlıyor ve söylüyorum aklından geçeni bazen. Onu tahmin etmem hoşuna gidiyor. Elimi tuttuğu zamanda, yavda bana sahilde sarılıp yanağımdan koklayarak öptüğünde bunu içten yaptığını hissettirirdi bana. Bundan önce biten ikiskimde aynı senin yazdığın gibi oldu. Çabaladı ilgilendi mutlu etti. Ben ilgilenmeye başlayınca o azalttı. Sonra hayatımda var ama yok oldu. Adı vardı sadece. Ve ben bitirdim. Çünkü bencilliği mutsuz etti. Ve ben mutsuz olduğum yerde durmam demiştim ona da. Şimdi ise o zaman yaptiklarimi yapmıyor ya da aynı duygu durumlarına sokmuyorum kendimi. Senin de yardımın ile değişip seviye atlamaya?, ve gerçekten ani yasayarak mutlu bir ilişki yaşamaya niyetliyim.
      Zamani olduğunda Twitter a girme nedeni, tam bir Atatürk sever. Sürekli mevcut iktidardaki saçmalıkları ve daha fazlasıyla Atatürk’ü anlatan yazılar paylaşıyor. Bu da onun hakkında ek bilgi olsun. Bilmiyorum belki zamanla beni ya da ortada bir ilişki varsa bizi sahiplenir. Ya da biter. Şu an tek bilmek istediğim ona nasıl davranmam gerektiği… Bunun için mum nasıl bir erkek tipi olduğunu bilmemiz gerekiyorsa, şu an bilemiyorum. Çünkü seyrek iletişim ve görüşmemiz var ve çok yeni her şey. Alkan hadi bana yardım et lütfen… İlk defa farklı davranıyorum ve çok heyecanlıyım kendindeki bu değişim için ve onunla bu deneyimi yaşadığım için…
      Yanıtlar sende….
      Sevgiler
      Ebru

    • Fatma K

      Merhaba..benim şu an bir ilişkim yok..7 gün boyunca minnet duyduğum şeyleri yazma ödevini nasıl yapmalıyım?

      • Alkan Öztürk

        Geçmişinde kişilere yönelik yapabilirsin 🙂 Özellikle kötü hatırladığın kişilere yapmanı öneririm.

    • Müjde A

      Selam Alkan,
      Yukarida linkte bahsettigin ‘yourpersonality’ testini tamamladim ve kendimin de fearful-avoidant oldugum sonucu cikti. Bu durumda iliskinin cikmaza girmesinde benim de katkim bulunuyor sanirim ! 🙂 Peki ben kendimle ilgili ne yapmaliyim?

      • Alkan Öztürk

        Dinginlik önemli…

        Yani senin durumundaki insanların kesinlikle zihin dinginliğini geliştirmeleri gerekiyor. HER GÜN meditasyon yap. Uzun süreli bir yol… Ama geri dönüşü inanılmaz olacak. Bundan emin olabilirsin. Hatta araştırmaların söylediği bir şey paylaşayım:

        Depresyondaki bir insanın yapabileceği 3 şey var. Ya ilaç alır (çoğu insan bunu yapıyor, bana göre en basiti ve basit olduğu için kalıcı değil)…

        Ya terapiye katılır.

        Ya da meditasyon yapar.

        Bunu ben söylemiyorum. Araştırmalar kanıtlamış 🙂

    • Filiz Y

      Merhaba Alkan

      Ben kaygılı bağlanma tipinde bir kadinim. 11 ay oldu boşanalı. Şuan ciddi bir ilişkiye hazir değilim herhalde ki iki tane gayri ciddi ama kaçınmalı bağlanan erkek tipi var hayatımda. Bir degil iki yani 🙂

      Biri barış. Bu adam çok uzun süre peşimden koştu tam ben ilgi duymaya basladim adam kaçmaya başladı. Ben bu duruma nasıl düştüm onu bilmiyorum. Çok yöntem denedim kendisini unutmak için olmadı. Tekrar geri döndürmek için de denedim onu da başaramadım. Yani ne ileri ne geri. Bu adamı istiyorum ben Alkan. Minnet duyduğum konulari yazdım hatta yazıp gonderdim bile. Ben ne zaman başka birilerin hayatıma katmak üzere olsam adam hissedip geri geliyor. Sonra tekrar gidiyor. Bu adamla ne yapacağım ne yapmalıyım. Bu temmuzdan beri böyle. Artık platonik e baglayacagim.

      İkinci adam benim yakın arkadaşım bir şekilde birbirimizden etkilenmeyen başladık. Ben ilgi gösterince kaçıyor ben başkalarıyla ilgilenince hissediyor ilgi gösteriyor. Esasında hep hayatımda ama açıkça konuşmuyor. Adam boşanma arifesinde. Adamın kafası karisik. Ama benim de yoluma devam etmem içn onun bana imkan tanıması lazım biraz bencilce yaklaşıyor. Belki bosandiginda benim yerime başkasına gidecek. Ben onun niye yara bandı olayım. Bu adamla ne yapmalıyım

      İkisinin de yüreği güzel. Ya da iç sesim beni yanıltıyor. Bilemiyorum. Ama bu adamlar çok kabuklu ben bunları açamıyorum. 9 sene önce flört hayatını bıraktım ve evlendim. Şimdi sil baştan yeniden öğreniyorum. Bazı şeyler ise gerek yeni çağ gerekse yaş ile çok degismiş. Yolumda bana yardımcı olur musun?

      Sevgilerimle

      • Alkan Öztürk

        Aslında bu yazdıkların güzel bir ders çıkarılabilir Filiz. 9 sene önce flörtü bıraktığını söylüyorsun. İnsanlar evlenince nedense bunu bırakıyor. Ben evlilik sürecinde (ya da ilişkiye başlayınca), flörtün yıllarca gitmesinin taraftarıyım.

        Tabii yine bekarken yapılan flört başka. Belki birden fazla kişiyle tanışıyorsun, aynı anda flörtleşip, doğru kişiyi bulmaya çalışıyorsun. İşte bu süreçte insanlar çok şey öğreniyor. Karşı cinsi öğreniyorsun. Kendini keşfediyorsun. Nelerden hoşlandığını keşfediyorsun 🙂

        Söylediklerine direkt cevap veremeyeceğim ama şunu önermek istiyorum: Dene.

        Burada öğrendiklerini, içinden gelenleri uygula.. Söyle 🙂 Bazen hata yapacaksın.. Bazen çok iyi şeyler bulacaksın.

    • Ayşenur K

      E kursu okudum.fakat benim sorunum farklı.ilgilendigini benimleyken huzur duyduğunu söyleyen bir sevgilim var ama çok fazla kız arkadaşı var.ve onların herşeyine maddi manevi koşuyor hayatında öncelikleri çok fazla ve hayir diyemedigini söylüyor.bildigim kadarıyla benim yanımdayken gizlisi yok telefon açık.fakat onların beni bilmesini istemiyor.yada bilseler bile aralarına sokmak istemiyor.niraz sıradışı bir kişilik ve robunhod gibi biri….merhametli ve yardımsever.ama anlattıklarına bazen kırıyorum çünkü kendinden önce geliyor ve seviyor bunu yapmayı.ve bazende kendimi enson sırada hissediyorum ne yapmam lazım benle daha ilgilenmesi ve odak noktası olmam icin

      • Alkan Öztürk

        Bu istediğinin sonu yok. Açık konuşayım: Sen bu adamdan en başta etkilendiğinde de hayatı aynı değil miydi? Büyük ihtimalle aynıydı.

        Bunları bilmene rağmen bu adamla bir ilişkiye başladın 🙂 Dolayısıyla şu anda istediklerin, beyninin sana oynadığı bir tuzak. İşleri berbat bir seviyeye getirmek için tuzak.

        Neden o adamla geçirdiğin zamandan daha fazla zevk almaya bakmıyorsun? Neden adamın yaşam tarzını değiştirmek isteyesin ki? (Zaten ilk etapta etkilendiğinde de aynı yaşama sahipse).

        Okumakla geçme… Uygulamaları yapmadığını hissediyorum. Minnettarlık egzersizini tam anlamıyla yapmanı rica ediyorum 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published.